İstanbul Rasathanesi
Takiyüddin'in 1577'de Tophane sırtlarında tamamladığı İstanbul Rasathanesi, döneminin en büyük gözlemevlerinden biriydi; yalnızca birkaç yıl çalıştı ve 1580'de yıktırıldı.
- Ülke
- Osmanlı İmparatorluğu (bugünkü Türkiye, İstanbul)
- Kuruluş yılı
- 1577
İstanbul Rasathanesi, Osmanlı müneccimbaşısı Takiyüddin'in yönetiminde, İstanbul'un Avrupa yakasında Tophane sırtlarında kurulan gözlemevidir. Kendi döneminde Darü'r-Rasadü'l-Cedid ("Yeni Gözlemevi") diye anılıyordu. Yaygın kabule göre yapımı 1577'de tamamlandı ve modern öncesi dünyanın en büyük astronomi gözlemevlerinden biri oldu. Ömrü ise çok kısa sürdü: Ocak 1580'de padişahın emriyle yıktırıldı. Danimarka'da Tycho Brahe'nin Uraniborg'u ile hemen hemen aynı yıllarda kurulması, iki gözlemevinin sık sık karşılaştırılmasına yol açar.
Tarihçe
16. yüzyılda Osmanlı'da gökbilim; namaz vakitlerinin, kıble yönünün ve takvimin belirlenmesi için kullanılıyordu, ancak o güne dek kurulan küçük gözlem yerleri uzun ömürlü olmamıştı. Takiyüddin, Mısır'da uzun yıllar çalıştıktan sonra İstanbul'a döndü ve 1571'de, önceki müneccimbaşı Mustafa Çelebi'nin ölümü üzerine bu göreve getirildi. Bir süre Galata Kulesi'nde ve Tophane'ye bakan bir binada gözlem yaptı. Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa ve padişah hocası Hoca Sadeddin Efendi'nin desteğini kazandı.
Takiyüddin, 1574'te tahta çıkan III. Murad'a, Uluğ Bey'in 15. yüzyılda Semerkant'ta hazırlattığı yıldız ve gezegen cetvellerinde gözlem hataları biriktiğini, bunların ancak yeni gözlemlerle düzeltilebileceğini anlattı. Padişah, kendi adıyla anılacak yeni bir zîc (astronomi cetveli) hazırlanmasını istedi; gözlemevi için yer ve ödenek ayırdı. Yapımın ne zaman başladığı belgelerle kesinleşmiş değildir: bazı kaynaklar 1575'i verir, gözlemevinin aletleri tamamlanmadan da 1575-1580 arasında kullanıldığı bilinir.
Yapı, kentin Avrupa yakasına bakan bir tepede iki binadan oluşuyordu. Büyük binada kütüphane ve çalışanların yaşam alanları, küçük binada Takiyüddin'in yaptırdığı aletler bulunuyordu. Kadrosunda on altı kişi vardı: sekizi gözlemci (rasıt), dördü kâtip, dördü yardımcı. Gözlemevinin tam yeri uzun süre tartışıldı; bir dönem Galata Kulesi olduğu ileri sürüldüyse de bu görüş bugün geçerli sayılmıyor.
Gözlemevi tamamlandıktan birkaç ay sonra, Kasım 1577'de gökyüzünde uzun kuyruklu büyük bir kuyruklu yıldız belirdi. Anlatılana göre padişah bunun ne anlama geldiğini sordu, Takiyüddin de iyiye ve Safevilere karşı zafere yorumladı. Ardından imparatorluğun bazı bölgelerinde salgın baş gösterdi, önemli devlet adamları öldü ve gözlemevine karşı çıkanların sesi yükseldi. Şeyhülislam Kadızade Ahmed Şemseddin Efendi'nin fetvası ve III. Murad'ın emriyle gözlemevi 22 Ocak 1580'de yıktırıldı. Yıkımın gerçek nedeni hâlâ tartışılır: kimi tarihçiler dinî itirazları öne çıkarır, kimileri saraydaki siyasi gruplar arasındaki çekişmeyi asıl neden sayar. Gözlemevinin denizden topa tutularak yıkıldığı da anlatılır. Sadrazam Sinan Paşa'nın padişaha sunduğu bir rapor, saray çevresinin Takiyüddin'i onu yargılamak isteyen ulemadan uzak tutmaya çalıştığını gösterir. (Bu Kadızade, Semerkant'ta çalışan Kadızade-i Rumi ile karıştırılmamalıdır.)
Aletler ve çalışmalar
Takiyüddin, gözlemevinde kullanılan aletleri Âlâtü'r-Rasadiyye li-Zîci'ş-Şehinşahiyye adlı eserinde anlattı. Bunların bir kısmı Batlamyus'tan beri bilinen aletlerdi: halkalı küre (armiller küre), paralaktik cetvel ve usturlap. Bir kısmı İslam dünyasında geliştirilmişti: duvar kadranı, azimut halkası ve sekstantlar. Bazılarını ise kendisi tasarladı:
- Müşebbehe bi'l-menatık: ekinoksları belirlemek için kirişlerle donatılmış bir alet; Tycho Brahe'nin sonradan kullandığı alete benzer.
- Tahta kadran (rub-u mıstara): yıldızların yön açısını ve yüksekliğini ölçmeye yarıyordu.
- Gözlem saati: saati, dakikayı ve saniyeyi gösteren üç kadranlı mekanik bir saat. Yıldızların gökyüzündeki konumunu zamanla ölçmek için kullanıldı ve 16. yüzyıl gözlem astronomisinin önemli yeniliklerinden sayılır; çünkü yüzyılın başında saatler astronomi için yeterince hassas değildi.
Gözlemevinin ana ürünü, Mısır ve İstanbul'daki gözlemlere dayanan Sidretü Müntehe'l-Efkâr adlı zîcdir. Takiyüddin burada Güneş, Ay ve gezegenlere ilişkin gözlemlerini topladı. Daha sonraki bir eserinde trigonometri cetvellerini ondalık kesirlerle verdi; o dönemde gökbilimciler altmışlık kesirler kullanıyordu. Biruni'nin "üç nokta" gözlem yöntemini kullanarak Güneş'in görünür yörüngesinin dış merkezliğini ve en uzak noktasının yıllık kaymasını hesapladı.
Önemli başarılar
- Güneş yörüngesinin en uzak noktasının yıllık hareketini 63 saniye olarak buldu; bugün bilinen değer 61 saniyedir. Aynı hesap için Copernicus 24, Tycho Brahe 45 saniye bulmuştu.
- Ekliptiğin eğikliğini 23° 28' 40" olarak ölçtü.
- 1577 Büyük Kuyruklu Yıldızı'nı gözledi; bu kuyruklu yıldızı Avrupa'da Tycho Brahe de izliyordu.
- Gözlemlerde mekanik saat kullanımı ve trigonometri cetvellerinde ondalık kesirler, gözlemevini döneminin en yenilikçi kurumlarından biri yaptı.
Bugün
Gözlemevinden ayakta kalan bir yapı yoktur ve mimarisi hakkında çok az şey bilinir. Ne var ki saray tarihçisi Seyyid Lokman'ın Şehinşahname'sindeki minyatürler, Takiyüddin ile çalışma arkadaşlarını aletlerinin başında gösterir; gözlemevinin bugün en çok bilinen görüntüleri bunlardır. III. Murad, gözlemevindeki çalışmaların ayrıntılı biçimde kayda geçirilmesini istemişti; Seyyid Lokman da gözlemevinin sonuçlarını dünyaya yeni bilgiler sunan bir başarı olarak anlattı. Kapaktaki sekstant çizimi de Takiyüddin'in eserinin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki nüshasından alınmıştır. İstanbul Rasathanesi, Osmanlı gökbilim tarihinin ve Türkiye'deki astronomi geleneğinin en çok anılan duraklarından biridir.
Bilmeye değer
- Takiyüddin, saray için Avrupa'dan hediye olarak gelen gök ve yer kürelerinden de yararlandı; kendisi de gözlemevinde bir yer küresi yaptırdı.
- Gözlemevinin kuruluşu için ayrılan bütçe Meraga ve Semerkant gözlemevlerine göre oldukça düşüktü.
- Takiyüddin, gözlemevi yıkıldıktan sonra da çalışmaya devam etti; ondalık kesirli cetvellerini içeren eserini sonraki yıllarda tamamladı.
- Takiyüddin'in gözlemevi, yaklaşık 150 yıl önce kurulan Uluğ Bey gözlemevinin cetvellerini düzeltmek amacıyla kurulmuştu.



















