Taşıyıcısından ayrılıp tek başına uçan ilk ışık yelkeni: Cornell'in Alpha görevi
Cornell öğrencilerinin 10 santimetrelik küp uydusu, yörüngede yarım metrelik bir ışık yelkenini serbest bıraktı. Yelkenin elektroniği, her biri 2,5 gram gelen dört çip uydudan oluşuyordu.

Cornell Üniversitesi'nin öğrenci ekibinin tasarladığı Alpha CubeSat, yörüngede açılan ve taşıyıcı uydudan tamamen ayrılarak kendi başına uçan ilk ışık yelkenini taşıdı. 2 Aralık 2025'te Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan bırakılan 10 santimetrelik küp, yaklaşık yarım metre genişliğindeki gümüş renkli yelkeni dışarı fırlattı. Yelkenin üzerinde, her biri 2,5 gram gelen dört çip uydu vardı; yelkenin haberleşmesini ve yönelim ölçümünü bu kartlar üstlendi. Araç Mayıs 2026'da atmosfere girerek yandı; sonuçlar 2026 Small Satellite Conference'ta sunuldu.
Işıkla itilen araçlar
Fotonların kütlesi yoktur ama momentumu vardır. Parlak bir yüzeye çarpıp yansıdıklarında yüzeye küçük bir itme aktarırlar. Dünya'nın Güneş'e uzaklığında, kusursuz yansıtan bir metrekarelik yüzeye düşen güneş ışığının basıncı yaklaşık 9 mikronewton. Bu, avuç içindeki bir kum tanesinin ağırlığı mertebesinde bir kuvvet. Yakıt gerektirmediği için zamanla birikerek büyük hızlara ulaşılabilir, ama ya yelkenin çok büyük ya da taşınan kütlenin çok küçük olması gerekiyor.
Bugüne kadar yörüngede açılan güneş yelkenleri ilk yolu seçti. Japonya'nın JAXA'sı 2010'da 196 metrekarelik IKAROS'u Venüs yolunda açtı. NASA 2011'de NanoSail-D2'yi, The Planetary Society 2015 ve 2019'da 32 metrekarelik LightSail 1 ve 2'yi, NASA 2024'te yaklaşık 80 metrekarelik ACS3'ü uçurdu. Bu görevlerin hepsinde yelken uydunun gövdesine bağlı kaldı; direklerle gerilen yelkenin ortasında uydunun elektroniği duruyordu. Cornell ekibi ikinci yolu seçti: yelkeni küçük tuttu, ama taşıdığı kütleyi birkaç grama indirdi.
Çip uydular ve retroreflektif yelken
Cornell'in Uzay Sistemleri Tasarım Stüdyosu, yaklaşık on yıldır ChipSat adı verilen, devre kartı kalınlığında ve avuç içine sığan uzay araçları üzerinde çalışıyor. Her kart kendi işlemcisi, telsizi ve güneş pilleriyle bağımsız bir uydu sayılıyor. Alpha'da bu kartlar yelkenin yüzeyine yerleştirildi; böylece yelken, ayrı bir uyduya bağlı olmadan kendi beyni ve telsiziyle uçabildi.
Yelken, mikroprizmalı retroreflektif bir filmden yapıldı. Retroreflektif yüzey, ışığı geldiği yöne geri gönderir; bisiklet reflektörleri ve trafik levhaları bu ilkeyle çalışır. Ekibin tasarım makalesine göre bu tercih, yelken gelecekte bir lazerle aydınlatıldığında itme yönünü sıradan bir aynaya göre daha öngörülebilir kılıyor. Yelken fırlatma sırasında origami gibi katlanıyor ve kapak açıldığında yaylı bir mekanizmayla bir anda açılıyor. Dört çip uydu dahil tüm düzenek 100 gramın altında.
34 saatlik sessizlik
İstasyondan bırakıldıktan sonra yer ekibi 34 saat boyunca araçtan hiçbir sinyal alamadı. Sinyal geldiğinde ekip önceden hazırladığı açılma senaryolarından en basitini uyguladı; kapak açıldı, yelken fırladı ve küpten ayrıldı. Veriler, dünyanın dört bir yanındaki gönüllülerin kurduğu TinyGS adlı amatör telsiz yer istasyonu ağı üzerinden toplandı. Görev yöneticisi Joshua Umansky-Castro'ya göre bu kadar küçük bir uzay aracının yörüngeden eksiksiz veri paketleri göndermesi ilk kez gerçekleşti.
Alpha ayrıca yalnızca manyetik bobinlerle çalışan bir dönü denetim algoritmasını, tamamen üç boyutlu baskıyla üretilmiş bir gövdeyi ve uzayda ilk kez uçan ticari bir Iridium modemini denedi. Fikirden atmosfere girişe kadar geçen sürede projede 100'den fazla öğrenci çalıştı.
Aynı laboratuvarın "Sailing to the Stars" adlı ikinci deneyi, yelken açma mekanizmasını istasyonun içinde sınadı. Düzenek Ağustos 2025'te Crew-11 göreviyle istasyona ulaştı ve astronot Nicole Ayers tarafından çalıştırıldı. İki farklı açma tasarımı üçer kez denendi; yelkenin fırlarken açıcıya ne kadar geri tepme verdiği ve ne kadar dönerek uzaklaştığı kameralar ve eylemsizlik algılayıcılarıyla kaydedildi. Yörüngede bir kez gerçekleşebilen olay, istasyonun kapalı ortamında altı kez tekrarlanabildi.
Yıldızlararası hayal ve bugünkü gerçek
Ekibin uzun vadeli hedefi, gram ölçekli araçları güçlü lazerlerle hızlandırıp komşu yıldızlara göndermek. Bu fikrin en bilinen örneği, 2016'da duyurulan Breakthrough Starshot girişimiydi; gram ölçekli yelkenleri ışık hızının yüzde 15-20'sine çıkarıp Alpha Centauri'ye yirmi-otuz yılda ulaştırmayı öngörüyordu. Ancak proje Eylül 2025 itibarıyla süresiz olarak askıya alındı.
Alpha'nın gösterdiklerinin sınırı da net. Yelken açıldı, ayrıldı ve veri gönderdi; ama ışık basıncıyla yön değiştirdiği ya da yörüngesini yükselttiği gösterilmedi. Alçak yörüngede atmosfer sürtünmesi ışık basıncından çok daha güçlü. Ekibin sıradaki hedefleri, yelkeni yönlendirmek, daha yüksek bir yörüngede itme etkisini ölçmek ve yerden gönderilecek bir lazerle itmeyi denemek. Yakıt kullanmayan, sürüler hâlinde fırlatılabilen yüz gramlık araçlar, yıldızlararası yolculuktan önce Ay ve Mars çevresinde ucuz ölçüm ağları kurmak için kullanılabilir.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















