Uzay yarışı popüler kültürü nasıl değiştirdi: Oyuncaktan müziğe
Sputnik'in bip sesleri radyolara düştüğünde başlayan yarış, yalnızca roketleri değil şarkıları, dizileri, elbiseleri, binaları ve oyuncakları da değiştirdi. Uzay çağının popüler kültürdeki izleri ve efsaneleri.

4 Ekim 1957'de Sovyetler Birliği, 58 santimetre çapında, dört antenli, cilalı metal bir küreyi yörüngeye oturttu. Sputnik 1 adlı bu ilk yapay uydu üç hafta boyunca radyo sinyalleri yaydı ve bu sinyaller dünyanın dört bir yanındaki amatör radyocular tarafından kolayca alınabildi. Rusçada "sputnik" sözcüğünün gökbilim dışındaki anlamları arasında "eş" ve "yol arkadaşı" da vardı. Gökyüzünden gelen o basit bip sesleri, yalnızca bir teknoloji yarışını değil, yirmi yıl sürecek bir kültürel dönüşümü de başlattı.
Yarışın kilometre taşları
Sputnik'in başarısı Amerika Birleşik Devletleri'nde "Sputnik krizi" denen bir şok yarattı ve uzay yarışını başlattı. Bir ay sonra, 3 Kasım 1957'de köpek Layka Sputnik 2 ile yörüngeye gönderildi. 12 Nisan 1961'de Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan oldu. Başkan John F. Kennedy 12 Eylül 1962'de Houston'daki Rice Üniversitesi stadyumunda yaptığı ünlü konuşmayla Ay hedefini halka anlattı. 1963'te Valentina Tereşkova uzaya çıkan ilk kadın, 1965'te Aleksey Leonov uzayda yürüyen ilk insan oldu. 20 Temmuz 1969'da Apollo 11, Ay'a indi ve Neil Armstrong'un ilk adımı dünya nüfusunun en az beşte biri tarafından canlı yayında izlendi. Pek çok gözlemciye göre yarışın son perdesi, 1975'te Amerikan ve Sovyet ekiplerinin yörüngede kenetlendiği Apollo-Soyuz görevi oldu.
Uydunun adını taşıyan şarkılar
Uzay çağı en hızlı müziğe yansıdı. 10 Temmuz 1962'de fırlatılan Telstar haberleşme uydusu, birkaç ay içinde bir şarkıya ad oldu. İngiliz grup The Tornados'un Joe Meek tarafından yazılıp yapılan enstrümantal parçası "Telstar", dönemin elektronik klavye seslerini kullanıyordu ve aynı yıl hem İngiltere hem ABD listelerinde bir numaraya yükseldi. Dünya çapında en az beş milyon sattığı tahmin edilir ve bilimkurgudan etkilenen ilk pop parçalarından biri sayılır.
Aslında 1954'te Bart Howard'ın yazdığı bir aşk şarkısı olan "Fly Me to the Moon", Frank Sinatra'nın 1964 yorumuyla Apollo görevleriyle özdeşleşti. David Bowie'nin hayali astronot Binbaşı Tom'u anlatan "Space Oddity" adlı şarkısı ise Ay'a inişten günler önce, 11 Temmuz 1969'da çıktı ve BBC'nin iniş yayınında fon müziği olarak kullanıldı. Hikâye yarım yüzyıl sonra bir tam tur attı: Kanadalı astronot Chris Hadfield'ın 2013'te Uluslararası Uzay İstasyonu'nda seslendirdiği yorum, uzayda çekilen ilk müzik klibi oldu.
Ekranda, gardıropta, sokakta
Televizyonda uzay macerası bir türe dönüştü. Uzay gemisi Atılgan'ın yolculuğunu anlatan Star Trek, 8 Eylül 1966'dan 1969'a kadar ABD'de NBC kanalında yayımlandı. Reytingleri düşük olduğu için üç sezon ve 79 bölümün ardından iptal edilen dizi, sonradan dünyanın en büyük bilimkurgu serilerinden birine dönüştü.
Moda da uzaydan payını aldı. Pierre Cardin ve André Courrèges "uzay çağı modası"nın öncüleri sayılır. Cardin'in fütüristik çizgiye yönelmesinde, 1963'teki ilk Sovyetler Birliği ziyaretinde kozmonotları görmesinin etkili olduğu aktarılır. Plastik, PVC ve metal gibi alışılmadık malzemeler giysilere girdi. Paco Rabanne 1966'da zincir örgü, alüminyum ve plastikten "12 Giyilemez Elbise" koleksiyonunu sundu, 1968 yapımı bilimkurgu filmi Barbarella'da Jane Fonda'nın giydiği kostümleri de tasarladı.
Mimaride ise Güney Kaliforniya'da doğan Googie üslubu, uçan daireleri, bumerangları, atom şemalarını ve parabolleri yol kenarındaki motellere, kahvecilere ve benzin istasyonlarına taşıdı. 1945'ten 1970'lerin başına kadar popüler olan bu üslubun örnekleri arasında, Kaliforniya'nın Downey kentindeki en eski McDonald's büfesi hâlâ ayaktadır.
Oyuncak kutusundaki astronot
Çocukların dünyası da uzaya açıldı. Mattel'in 1966'da piyasaya sürdüğü Major Matt Mason serisi, Ay'da yaşayıp çalışan bir astronotu konu alıyordu; figürlerin tasarımında havacılık ve uzay dergilerindeki gerçek bilgilerden yararlanılmıştı. Lego ise 1978'de Kale ve Şehir serileriyle birlikte Uzay serisini başlattı: Kale geçmişi, Şehir bugünü, Uzay da geleceği temsil ediyordu. Astronotlar, uzay üsleri ve gemilerden oluşan seri, markanın en eski ve en kapsamlı temalarından biri hâline geldi.
Bilim ne diyor?
Uzay yarışı popüler kültürde gerçeklerle birlikte pek çok efsane de üretti. Bunların ilki, portakal aromalı içecek tozu Tang'in uzay programı için icat edildiği inancıdır. Oysa Tang 1957'de General Foods'ta formüle edilmiş, 1959'da satışa çıkmıştı. Satışları, NASA'nın onu 1962'de John Glenn'in Mercury uçuşunda kullanmasıyla patladı ve marka uzay programıyla özdeşleşti. Apollo 11 astronotu Buzz Aldrin'in 2013'te içecek hakkında "Tang berbat" demesi de ayrı bir anekdot olarak kaldı.
İkinci ünlü efsane, NASA'nın uzayda yazabilen bir kalem için milyonlarca dolar harcadığı, Sovyetlerin ise kurşun kalem kullandığı hikâyesidir. Gerçekte NASA'nın kendi kalem geliştirme girişimi maliyetler yükselince bırakılmış, astronotlar da kozmonotlar gibi kurşun kaleme dönmüştü. Basınçlı mürekkep kartuşuyla ters, ıslak ya da ağırlıksız ortamda yazabilen Fisher uzay kalemi ise özel sermayeyle, kamu fonu kullanılmadan geliştirildi; sonradan hem NASA hem Sovyetler bu kalemi satın aldı.
Üçüncüsü ve en dirençlisi, Ay'a inişin bir düzmece olduğu iddiasıdır. Bu komplo teorileri görevden kısa süre sonra ortaya çıktı ve sahte bir Mars inişini konu alan 1978 yapımı Capricorn One filmiyle daha da yayıldı. Tarihçiler ve bilim insanları bu iddiaları kesin biçimde reddeder.
Uzay yarışının kültürdeki asıl kalıcı izi ise belki de bir duygudur: geleceğin gökyüzünde olduğu duygusu. Bir uydunun bip sesiyle başlayan bu duygu, bugün hâlâ şarkılarda, filmlerde ve oyuncak kutularında yaşıyor.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















