Mirim Çelebi
Ali Kuşçu ve Kadızade-i Rumi'nin soyundan gelen, II. Bayezid için Uluğ Bey zicine Farsça şerh yazan ve 1 derecenin sinüsü için beş ayrı yol gösteren Osmanlı gökbilimcisi.
- Ülke
- Osmanlı İmparatorluğu (bugünkü Türkiye)
- Görevi
- Matematikçi ve gökbilimci
- Kurum
- Osmanlı medreseleri; Osmanlı sarayı
- Rolü
- Bilim insanı
- Ölüm tarihi
- 1525
Mirim Çelebi (asıl adı Mahmud), 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın başında yaşamış Osmanlı matematikçi ve gökbilimcisidir. Ali Kuşçu ve Kadızade-i Rumi ile aynı aileden gelir ve Semerkant'ta doğan matematik-astronomi geleneğini İstanbul'da sürdüren isimlerin başında yer alır. Sultan II. Bayezid'in isteğiyle Uluğ Bey'in zicine yazdığı Farsça şerh, en tanınmış eseridir. Işığın kırılması, gökkuşağı ve hale üzerine yazdığı risale ise onu optik alanında da anılır kılar.
Ailesi
Mirim Çelebi'nin soyu, Semerkant Gözlemevi'nin iki önemli bilginine uzanır. Kaynaklarda genellikle Ali Kuşçu'nun ve Kadızade-i Rumi'nin torunu olarak anılır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki ayrıntılı soy bilgisine göre ise Kadızade'nin oğlu Muhammed, Semerkant'ta Ali Kuşçu'nun kızıyla evlenmişti; Mirim Çelebi'nin babası Kutbüddin Muhammed bu evlilikten doğmuştu. Bu anlatıma göre Mirim Çelebi, her iki bilginin de torununun oğludur.
Babası Kutbüddin Muhammed, Fatih Sultan Mehmed döneminde Ali Kuşçu ile birlikte İstanbul'a geldi, Osmanlı âlimi Hocazade Muslihuddin Efendi'nin kızıyla evlendi ve Bursa'daki Manastır Medresesi'nde müderrisken genç yaşta öldü. Mirim Çelebi'yi anne tarafından dedesi Hocazade yetiştirdi.
Erken yaşamı ve eğitimi
Doğum yılı bazı kaynaklarda 1450 olarak verilir; doğum yeri ise İstanbul ve Edirne olarak farklı geçer. Eğitimini İstanbul'da tamamladı. Dedesi Hocazade, onun Sinan Paşa'dan ders almasını sağladı. Matematik ve astronomide öne çıktı.
Kariyeri
Gelibolu, Edirne, Bursa ve İstanbul'daki medreselerde müderrislik yaptı. Sultan II. Bayezid onu saraya çağırarak kendisine matematik okuttu. Sonraki yıllarda Osmanlı yargı teşkilatının en üst makamlarından biri olan Anadolu kazaskerliğine getirildi; bu atamanın tarihi kaynaklarda farklıdır: Bir kaynak 1508'i, TDV İslâm Ansiklopedisi ise Yavuz Sultan Selim dönemini (1519) verir. Türkçe kaynaklar, Kanuni Sultan Süleyman döneminde bu göreve ikinci kez getirildiğini de yazar. Hayatının sonlarına doğru hacca gitti, dönüşünde Edirne'ye yerleşti.
Eserleri
- Düstûrü'l-amel ve Tashîhü'l-cedvel: Uluğ Bey'in zicine 1499'da (H. 904) II. Bayezid için yazdığı Farsça şerh. Uluğ Bey ile Kadızade-i Rumi ve el-Kaşi'nin Semerkant'ta hazırladığı bu zic, 992 yıldızın konumunu veren kataloğuyla döneminin en kapsamlı astronomi tablolarındandı. Zic, gök cisimlerinin konumlarını hesaplamaya yarayan tablolar ve bunların kullanımını anlatan açıklamalardan oluşan astronomi el kitabıdır. Mirim Çelebi bu eserde 1 derecelik yayın sinüsünü hesaplamak için örneklerle beş ayrı yol gösterdi.
- Şerhu'l-Fethiyye: Büyük dedesi Ali Kuşçu'nun astronomi kitabı el-Fethiyye'ye yazdığı şerh. Osmanlı medreselerinde yardımcı ders kitabı olarak okutuldu.
- Risâle fi'l-hâle ve kavsi kuzah: Görme, ışık, kırılma, renkler, hale ve gökkuşağı üzerine bir optik risalesi.
- Astronomi aletleri, takvim ve kıble yönünün belirlenmesi üzerine risaleler.
Bilime katkıları
Gökbilimde tabloların doğruluğu, trigonometrik değerlerin ne kadar hassas hesaplandığına bağlıdır. 1 derecenin sinüsü bu hesapların temel taşıdır; Semerkant'ta el-Kaşi ve Kadızade bu değeri bulmak için yöntemler geliştirmişti. Mirim Çelebi, aynı soruna beş farklı çözüm yolu göstererek bu geleneği Osmanlı'da sürdürdü. Bir açının sinüsü, o açının karşısındaki kenarın hipotenüse oranıdır; gezegen ve yıldız konumlarını hesaplayan bütün tablolar bu tür değerlere dayanır. 1 derecenin sinüsü bilindiğinde, öteki açıların sinüsleri toplama ve yarılama formülleriyle türetilebilir; bu yüzden bu değerin hassasiyeti bütün tabloların doğruluğunu belirler.
Türkçe kaynaklar, onun gökbilimde gözleme dayalı yöntemlerin yaygınlaşmasını desteklediğini de belirtir. Yavuz Sultan Selim'in ısrarıyla büyük dedesi Ali Kuşçu'nun Fethiyye adlı astronomi kitabını şerh etti.
Optik risalesinde, 11. yüzyılda ışık ve görme üzerine çalışan İbnü'l-Heysem'in yöntemini izledi. Güneş'in ya da Ay'ın çevresinde görülen halka biçimli ışık olayı olan hale ve gökkuşağı, atmosferdeki buz kristalleri ve su damlacıklarında ışığın kırılmasıyla oluşur; risale bu olayları açıklamaya çalışan bir eserdir.
Uzay ve astronomiye etkisi
Mirim Çelebi, Semerkant'ta Uluğ Bey'in gözlemevinde biriken bilginin Osmanlı medreselerine aktarılmasında kilit bir halkadır. Uluğ Bey zicini şerh etmesi ve Ali Kuşçu'nun ders kitabına açıklama yazması, bu eserlerin Osmanlı'da öğretilmesini kolaylaştırdı. Bu birikim, 16. yüzyılda İstanbul'da gözlemevi kuran Takiyüddin'in de üzerinde yükseldiği zemindi.
Mirası
Mirim Çelebi 1525'te (H. 931) Edirne'de öldü ve Tunca kıyısındaki Kasım Paşa Camii'nin hazîresine gömüldü. Kadızade-i Rumi ve Ali Kuşçu'dan sonra Osmanlı matematik ve astronomisinin en önemli isimlerinden biri sayılır.
Bilmeye değer
- Asıl adı Mahmud'dur; “Mirim Çelebi” adıyla tanınır.
- Uluğ Bey zicine yazdığı şerh Farsçadır ve 1499'da tamamlandı.
- 1 derecenin sinüsünü bulmak için beş ayrı yöntem verdi.
- Gökkuşağı ve hale üzerine bir optik risalesi yazdı.
Ayrıca bakınız: Türk astronomlar kimlerdir? İlk Türk gökbilimcilerden bugüne


















