NASA'nın UAP çalışma ekibi ve 2023 raporu: ne buldu, ne önerdi?
NASA'nın bağımsız UAP ekibi Eylül 2023 raporunda uzaylı kanıtı bulmadı ama asıl sorunu tespit etti: yetersiz veri. GoFast analizi ve öneriler.

Yıllarca "ciddi bilimin konusu değil" diye kenara itilen tanımlanamayan hava olayları, 2022'de beklenmedik bir kurumun gündemine girdi: NASA. Ajans, bu olaylara bilimsel açıdan bakacak bağımsız bir çalışma ekibi kurduğunu açıkladı. Ekibin Eylül 2023'te yayımladığı nihai rapor, sansasyon bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı; ama UAP tartışmasının nasıl yürütülmesi gerektiğine dair belki de bugüne kadarki en net yol haritasını ortaya koydu.
Çalışma ekibi neden kuruldu?
NASA, 9 Haziran 2022'de "tanımlanamayan anormal olaylar" (UAP) için bir bağımsız çalışma ekibi görevlendirdiğini duyurdu. NASA'nın tanımıyla UAP, gökyüzünde görülüp uçak ya da bilinen doğal olaylar olarak tanımlanamayan gözlemlerdi. Ekibin görevi bu olayların ne olduğunu çözmek değil; hangi verilerin mevcut olduğunu, gelecekte verinin en iyi nasıl toplanacağını ve NASA'nın bu verilerle bilimsel anlayışı nasıl ilerletebileceğini belirlemekti.
Görev tanımında sorulan sorular dikkat çekiciydi: NASA'nın ve diğer sivil kurumların arşivlerindeki hangi bilimsel veriler UAP'lerin doğasına ışık tutabilir? Kâr amacı gütmeyen kuruluşların ve şirketlerin elindeki hangi veriler işe yarar? Sivil hava sahasına ilişkin hangi kayıtlar mevcut ve hava trafik yönetimi sistemleri bu tür olayları daha iyi yakalayacak şekilde nasıl geliştirilebilir?
Ekibin başkanlığını astrofizikçi David Spergel üstlendi. Panelde emekli astronot Scott Kelly, bilim gazetecisi Nadia Drake, gezegen bilimci David Grinspoon, Federal Havacılık İdaresi (FAA) temsilcileri ve uzaktan algılama, yapay zekâ, atmosfer bilimi gibi alanlardan uzmanlar yer aldı. Ekip 31 Mayıs 2023'te kamuya açık bir toplantı yaptı ve 14 Eylül 2023'te nihai raporunu yayımladı.
Rapor ne buldu?
Raporun en temel tespiti, veri sorunuydu. Ekibe göre UAP verilerinin çözümlenmesi; sensör kalibrasyonunun zayıflığı, aynı olayın birden fazla ölçümünün bulunmaması, sensörlere ait üst verinin (metadata) eksikliği ve karşılaştırma yapılabilecek temel verilerin olmaması nedeniyle ciddi biçimde zorlaşıyordu. Kısacası mevcut kayıtların çoğu, kesin bilimsel sonuçlar çıkarmaya yetecek nitelikte değildi.
Raporun öne çıkan örneklerinden biri, ABD donanmasının yayımladığı ünlü "GoFast" videosuydu. Görüntü, okyanusun hemen üzerinde büyük hızla ilerleyen bir cisim izlenimi veriyordu. Ekip, ekrandaki sayısal verileri (kamera açısı, hedef mesafesi, uçağın irtifası) kullanarak basit trigonometriyle hesap yaptı: Cisim aslında yaklaşık 13.000 fit irtifadaydı ve izlenen hız etkisinin önemli bölümü, saatte yaklaşık 435 mil hızla giden uçağın hareketiyle oluşan paralaks etkisinden kaynaklanıyordu. Hesaba göre cismin ortalama hızı saatte yaklaşık 40 mil çıkıyordu; ekip bunun o irtifada tipik bir rüzgâr hızı olduğunu not etti. Ekip, rüzgârın uçağa etkisini hesaba katmadıklarını ve bu nedenle sonucun belirsizlik içerdiğini de açıkça yazdı.
Dünya dışı köken sorusuna gelince rapor dikkatli bir dil kullandı: Hakemli bilimsel literatürde UAP'lerin dünya dışı kökenli olduğunu gösteren kesin bir kanıt bulunmadığını belirtti. Ekip, "olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir" ilkesini hatırlatırken, bu ilkenin soruyu kapatmak için değil, doğru yöntemi tarif etmek için önemli olduğunu vurguladı.
Neler önerildi?
Raporun asıl ağırlığı önerilerdeydi. Ekip, ABD'de UAP konusunda hükümet çapındaki çalışmalara Savunma Bakanlığı'na bağlı AARO'nun öncülük ettiğini, NASA'nın ise bu çerçevede önemli bir destek rolü üstlenebileceğini belirtti. Başlıca öneriler şöyle özetlenebilir:
- Uydu ve yer gözlemi: NASA'nın Dünya gözlem uyduları küçük cisimleri doğrudan görecek çözünürlüğe genellikle sahip değil; ancak bir olay başka araçlarla tespit edildiğinde o andaki atmosfer, okyanus ve yer koşullarını ortaya koymak için kullanılabilir. Metre altı çözünürlüklü ticari uydu görüntüleri de güçlü bir tamamlayıcı olabilir.
- Çoklu ve kalibre sensörler: Olayların birden fazla, iyi ayarlanmış sensörle kaydedilmesi ve gerekirse çok bantlı (multispektral) verilerin kullanılması.
- Yapay zekâ ve makine öğrenmesi: Büyük veri yığınlarında nadir olayları ayıklamak için gerekli, ancak yalnızca standartlara uygun toplanmış verilerle işe yarıyor.
- Vatandaş katkısı: Görüntüyle birlikte telefonun konum ve sensör verisini de kaydeden açık kaynaklı akıllı telefon uygulamalarıyla kitle kaynaklı veri toplama olanağının araştırılması.
- Havacılık raporlaması: NASA'nın FAA adına yönettiği ve yılda yaklaşık 100.000 bildirim alan gizli ve gönüllü Havacılık Güvenliği Raporlama Sistemi'nin (ASRS) pilot gözlemleri için daha iyi kullanılması.
- Damgalamayı azaltmak: UAP bildirmenin olumsuz algılanması veri kaybına yol açıyor; NASA'nın konuya dahil olması bu damgayı azaltabilir.
Raporun yayımlandığı gün NASA, ilk kez bir UAP Araştırmaları Direktörü atadığını da duyurdu; göreve Mark McInerney getirildi.
Açık kalan sorular
NASA raporu, UAP tartışmasındaki temel kırılmayı iyi özetliyor: Sorun "gizlenen bir gerçek" değil, büyük ölçüde kalitesiz ve dağınık veri. Ekip, gizli askerî verilere erişmeden, yalnızca açık verilerle çalıştı; bu da raporun sınırlarından biri. Askerî sensörlerin topladığı verilerin önemli bölümü güvenlik gerekçesiyle sivil bilim insanlarına kapalı.
Bugün hâlâ yanıt bekleyen sorular var: Önerilen vatandaş uygulaması ve sivil raporlama sistemi ne ölçüde hayata geçecek? Ticari uydu verileri sistematik biçimde kullanılabilecek mi? Ve en önemlisi, yeterli kaliteyle kaydedilmiş bir vaka gerçekten bilinen hiçbir açıklamaya uymazsa, bilim bunu nasıl değerlendirecek? Raporun mesajı açık: Bu soruların yanıtı, iddialarda değil, ölçümde aranmalı.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















