Neptün'ün küçük uydularında kil bulundu: Triton'un yakalanışına yeni kanıt
James Webb, Neptün'ün iç uyduları Larissa ve Galatea ile halkalarında sıvı suyla oluşan kil minerallerine rastladı; bulgu, gezegenin özgün uydu sisteminin Triton yüzünden yok olduğu fikrini güçlendiriyor.

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST), Neptün'ün çevresinde beklenmedik bir mineral buldu. Caltech öncülüğündeki bir ekip, gezegenin küçük iç uyduları Larissa ve Galatea ile halka sisteminin ışık tayfında magnezyumca zengin kil mineralleri, yani fillosilikatlar tespit etti. Bu mineraller oluşmak için sıvı suya ihtiyaç duyuyor ve şimdiye kadar Jüpiter'in ötesindeki dış Güneş Sistemi'nde hiç görülmemişti. Science Advances dergisinde yayımlanan çalışma, Neptün'ün bugünkü uydularının, çok daha eski bir uydu sisteminin enkazından doğduğu senaryosunu destekliyor.
Diğer devlere benzemeyen bir uydu ailesi
Jüpiter, Satürn ve Uranüs'ün her birinin çevresinde, gezegenle aynı yönde ve ekvator düzlemine yakın dönen büyük, düzenli uydular bulunuyor. Neptün ise bu kalıbın dışında kalıyor. Gezegenin tek büyük uydusu olan ve yaklaşık 2.700 kilometre çapındaki Triton, Neptün'ün dönüşüne ters yönde, yani geri yönlü bir yörüngede dolanıyor. Bu durum, Triton'un Neptün'ün çevresinde oluşmadığını; Kuiper Kuşağı'ndan gelip gezegenin kütleçekimine yakalanmış bir cisim olduğunu düşündürüyor. Triton'un yüzeyi ve yoğunluğu da Plüton gibi Kuiper Kuşağı cisimlerine şaşırtıcı biçimde benziyor.
Gökbilimcilere göre böyle büyük bir cismin yakalanması sakin geçmiş olamaz. Triton'un yeni yörüngesine yerleşirken, o sırada Neptün'ün çevresinde bulunan özgün uyduların yörüngelerini bozduğu, onları birbirleriyle ya da gezegenle çarpıştırdığı tahmin ediliyor. Bugün Triton'un iç kısmında dolanan küçük ve düzensiz biçimli uyduların, bu yıkımın ardından geriye kalan enkazdan yeniden toplanmış olabileceği uzun süredir tartışılıyordu. Bu uyduların çoğu, 1989'da Neptün'ün yanından geçen Voyager 2 sondası tarafından keşfedilmişti.
Beklenmeyen bir tayf
Çalışmanın baş yazarı, Caltech'te doktorasını yeni tamamlayan Ryleigh Davis. Davis ve ekip arkadaşı Matthew Belyakov, bu küçük uyduların neyden yapıldığını anlamak için ortak bir JWST gözlem programı tasarladı. Uyduların daha önce hiç tayfı çıkarılmamıştı; Webb'in yakın kızılötesi spektrografı, gelen ışığı dalga boylarına ayırarak yüzey malzemesinin kimyasal imzasını okumayı mümkün kıldı.
Sonuçlar ekibi hazırlıksız yakaladı. Davis'in anlatımına göre fillosilikatlar dış Güneş Sistemi'nde hiç görülmediği için aranacak maddeler listesinde bile yoktu. Daha da şaşırtıcı olan, incelenen uyduların hiçbirinde su buzu izine rastlanmamasıydı. Neptün'ün bulunduğu soğuk bölgede neredeyse her şeyin buzlu olması beklendiği için bu durum açıklama gerektiriyor. Davis, killerin ancak içindeki buzu eritecek kadar ısı üretebilen büyük bir cismin derinliklerinde oluşabileceğini, en olası kaynağın da özgün buzlu uydu sistemi olduğunu söylüyor; ancak buzun nereye gittiği hâlâ bir bilmece.
Caltech'te gezegen astronomisi profesörü olan ve Plüton'un gezegen statüsünü yitirmesine yol açan keşifleriyle tanınan Mike Brown, verileri ilk gördüklerinde bütün ekibin aynı soruyu sorduğunu anlatıyor: Bu nedir? Brown'a göre bilimde bazen belirli bir hipotezi sınamak için veri toplarken hiç beklemediğiniz bir şey karşınıza çıkıyor.
Proteus ve Nereid'in hikâyesi
İncelenen en büyük iç uydu olan ve yaklaşık 420 kilometre çapındaki Proteus, diğerlerinden farklı olarak belirgin bir kil imzası göstermedi. Araştırmacılar bunun iki olası açıklaması olduğunu düşünüyor: Proteus enkaz diskinin farklı bir bölgesindeki malzemeden toplanmış olabilir ya da sonradan yaşadığı bir ısınma süreci yüzeyindeki killeri bozmuş olabilir.
Aynı JWST programı kapsamında Belyakov'un yönettiği ikinci bir çalışma ise Neptün'ün dış uydularından Nereid'e odaklanıyor. Son derece basık, uzun bir yörüngede dolanan Nereid'in, Triton'un yakalanmasından önceki özgün uydu sisteminden bozulmadan kalabilmiş tek üye olabileceği öne sürülüyor. İki çalışma birlikte, Neptün'ün geçmişte bugünkü Uranüs sistemine benzeyen düzenli bir uydu ailesine sahip olduğu ve bu ailenin Triton'un gelişiyle dağıldığı yönündeki tabloyu bağımsız kanıtlarla destekliyor.
Bulgu, dış Güneş Sistemi'ndeki buzlu uyduların iç yapısına dair genel bir ders de içeriyor. Kil minerallerinin oluşabilmesi için kayalarla sıvı suyun uzun süre temas etmesi gerekiyor; bu da Neptün'ün kayıp uydularının en azından bazılarının içinde bir dönem sıvı su barındırdığına işaret ediyor. Satürn'ün uydusu Enceladus ve Jüpiter'in uydusu Europa gibi yüzey altı okyanusları bulunan dünyalar, bu sürecin bugün hâlâ işlediği örnekler olarak biliniyor.
Neptün'e bugüne kadar yalnızca tek bir sonda, Voyager 2 ulaştı ve gezegenin uyduları o kısa geçişten sonra ancak uzaktan incelenebildi. Webb'in bu küçük ve sönük cisimlerin kimyasal yapısını okuyabilmesi, buz devlerine yönelik gelecekteki olası bir görevin hangi soruları hedeflemesi gerektiğine dair de yol gösteriyor.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















