Zîc-i Uluğ Bey (Zîc-i Sultânî)
Uluğ Bey'in Semerkant gözlemevinde 1437'de tamamlanan Zîc-i Sultânî, yaklaşık bin yıldızlık kataloğu ve hassas tablolarıyla Batlamyus'tan sonraki en önemli yıldız cetvellerinden biridir.
- Türü
- Kavram
- Bulunduğu yer
- Semerkant (Timurlu Devleti; bugünkü Özbekistan)
- Keşif
- 1437, Semerkant
Zîc-i Uluğ Bey, Timurlu hükümdarı ve gökbilimci Uluğ Bey'in Semerkant'taki gözlemevinde yürütülen çalışmaların sonunda, 1437'de tamamlanan Farsça astronomi eseridir. Daha çok Zîc-i Sultânî adıyla bilinir; kaynaklarda Zîc-i Cedîd-i Sultânî ve Zîc-i Gürgânî adlarıyla da geçer. Eserin en ünlü bölümü, Batlamyus'tan bu yana gözlemle baştan ölçülmüş ilk kapsamlı yıldız kataloglarından biri olan yıldız cetvelidir.
"Zîc", gök cisimlerinin konumlarını hesaplamak için gereken değerleri tablolar hâlinde toplayan astronomi el kitaplarına verilen addır. Bir zîcte takvim bilgileri, trigonometri tabloları, gezegen hareketleri, tutulma hesapları ve yıldız katalogları bir arada bulunur. 8. ve 15. yüzyıllar arasında 200'den fazla zîc yazıldı; Uluğ Bey'inki bu geleneğin en etkili örneklerinden biri sayılır.
Nasıl hazırlandı?
Uluğ Bey (1394-1449), Semerkant'ta bir medrese yaptırdı ve ardından şehrin dışındaki bir tepe üzerinde büyük bir gözlemevi kurdurdu. Gözlemevinin yapımına 1420'lerin başında başlandı; tamamlanma tarihi kaynaklarda 1428 ile 1429 arasında verilir. Buraya 60'tan fazla matematikçi ve gökbilimci davet edildiği aktarılır.
Gözlemevinin yönetimini önce Bursalı Kadızade-i Rumi ile Gıyaseddin Cemşid el-Kâşî üstlendi. Aktarılanlara göre ikisi de gözlemler bitmeden öldü ve gözlemevinin işlerini Uluğ Bey'in öğrencisi Ali Kuşçu devraldı. Gözlemevinin en büyük aleti, toprağa kısmen gömülü dev bir duvar kadranı (Fahrî sekstantı) idi; yarıçapı kaynaklarda 36 ile 40 metre arasında verilir ve dönemin en büyük gözlem aletiydi. Zîc, 1420-1437 arasında yaklaşık 17 yıllık bir çalışmanın ürünüdür.
Gözlemevi, yerden yaklaşık 21 metre yükseklikteki bir tepeye kurulmuş, yaklaşık 46 metre çaplı ve 30-33 metre yüksekliğinde, üç katlı silindir biçiminde bir yapıydı. Sekstantın yayı o kadar büyüktü ki her bir derece yaklaşık 70 santimetrelik bir uzunluğa karşılık geliyordu; yay üzerinde her yay dakikası için yaklaşık 11,7 milimetre aralıklı işaretler bulunuyordu. Teleskopun henüz icat edilmediği bir çağda ölçüm inceliği, aletin büyüklüğüyle sağlanıyordu.
İçeriği ve ölçümleri
Zîc-i Sultânî, gözlemlerin yanında son derece hassas hesap tablolarıyla da ünlüdür. Sinüs ve tanjant tabloları en az sekiz ondalık basamağa kadar doğrudur. Eserde yıldız yılı (Dünya'nın Güneş çevresinde yıldızlara göre bir tam dolanımı) 365 gün 6 saat 10 dakika 8 saniye olarak verilir; bu değer bugün kabul edilen değerden yalnızca 58 saniye fazladır. Dünya'nın eksen eğikliği ise 23°30'17" olarak ölçülmüştür.
Yıldız kataloğu
Eserin yıldız cetvelinde Uluğ Bey'in ekibi 992 sabit yıldızın konumunu yeniden ölçtü. Semerkant'tan görülemeyecek kadar güneyde kalan 27 yıldızın konumu ise Abdurrahman es-Sufi'nin 964 tarihli "Sabit Yıldızlar Kitabı"ndan alındı. Bu yüzden katalogdaki toplam yıldız sayısı kaynaklarda 994 ile 1018 arasında farklı biçimlerde verilir; yaygın kabul yaklaşık bin yıldızdır. Daha önceki zîclerin yıldız katalogları büyük ölçüde Batlamyus'un kataloğunun, presesyon (gök ekseninin yavaş salınımı) payı eklenerek güncellenmiş hâliydi. Uluğ Bey'in kataloğu ise gözlemle yeniden kuruldu ve doğruluğu 16. yüzyılda Takiyüddin ile Tycho Brahe'nin çalışmalarına kadar aşılamadı.
Osmanlı'ya ve Avrupa'ya yolculuğu
Uluğ Bey 1449'da oğlu Abdüllatif'in emriyle öldürüldü ve gözlemevi kısa süre sonra yıkıldı. Kalıntıları ancak 1908'de Rus arkeolog Vyatkin tarafından bulundu; yerinde 1970'te bir müze açıldı. Zîc ise yaşamaya devam etti: Ali Kuşçu esere Farsça bir şerh yazdı, Fatih Sultan Mehmed döneminde İstanbul'a yerleşti ve 1474'te burada öldü. Eserin asıl nüshalarından biri bugün Ayasofya kütüphanesinde bulunur. Zîc-i Sultânî, erken modern dönemde İslam dünyasının dört bir yanında başvuru kitabı olarak kullanıldı.
Avrupa'da eserin iki bölümü 1650'de Londra'da basıldı. Yıldız kataloğunu Thomas Hyde 1665'te Oxford'da Latince çevirisiyle yayımladı; katalog 1767'de Gregory Sharpe, 1843'te Francis Baily ve 1917'de Edward Ball Knobel tarafından yeniden ele alındı. Eserin cetvelleri 1839'da Fransızca çevirileriyle, asıl metni 1846'da basıldı; L. P. E. A. Sédillot'nun eserin giriş bölümü üzerine çalışması (Prolégomènes) 1853'te yayımlandı. Türk-İslam gökbiliminin bu eserle ulaştığı noktayı Türk astronomlar kimlerdir? yazısında da bulabilirsiniz.
Kısaca
- Uluğ Bey'in Semerkant gözlemevinde hazırlanan, 1437'de tamamlanan Farsça astronomi cetvelidir.
- Yaklaşık bin yıldızlık katalogunda 992 yıldızın konumu yeniden ölçüldü, 27'si es-Sufi'den alındı.
- Yıldız yılını gerçek değerden yalnızca 58 saniye farkla ölçtü.
- Kadızade-i Rumi, Gıyaseddin Cemşid ve Ali Kuşçu çalışmalarda yer aldı.
- Kataloğu 1665'te Oxford'da basılarak Avrupa'da tanındı.
Fotoğraf: Wellcome Collection · CC BY 4.0 · Wikimedia Commons
Aynı türdenTümü →
TakımyıldızlarBütün gök küresi
Uzay gemisi nedir? Türleri ve tarihçesi
Yıldızlararası cisimler: ʻOumuamua, Borisov ve 3I/ATLASYıldızlar arası uzay; Güneş Sistemi'nden hiperbolik yörüngeyle geçerler
ISS'i sanal gezin: video turlar ve canlı yayınlarUluslararası Uzay İstasyonu
ISS'te hangi bilimsel deneyler yapılıyor? Mikroçekim laboratuvarıUluslararası Uzay İstasyonu
Astronotlar uzayda nasıl yaşar? İstasyonda sıradan bir günUluslararası Uzay İstasyonu











