Uyduyu üretecek el yok: RAND, Uzay Kuvvetleri'nin savaş planındaki açığı gösterdi
RAND'in Uzay Kuvvetleri için hazırladığı rapor, savaşta kaybedilen uyduları hızla yenileme hedefinin önündeki asıl engelin bütçe değil, mühendisten lehimciye uzanan nitelikli işgücü açığı olduğunu söylüyor.

Bir çatışmada uydular hedef alınırsa ne olur? ABD Uzay Kuvvetleri'nin yanıtı, kaybedilen sistemlerin yerine hızla yenilerini üretip fırlatmak. Ancak RAND Corporation'ın Uzay Kuvvetleri'nin finansmanıyla hazırladığı "Breaking Glass, Missing Hands" başlıklı çalışma, bu planın kâğıt üzerinde kaldığı bir nokta tespit ediyor: Uyduları üretecek nitelikli insan gücü yok. Rapora göre asıl darboğaz ne teknik ekipman ne de bütçe; mühendislerden temiz oda teknisyenlerine kadar her kademede derinleşen personel açığı.
Uzay artık bir çatışma alanı
Raporun arka planında, uzayın askeri açıdan "dokunulmaz" bir alan olmaktan çıkması yatıyor. Çin 2007'de bir füzeyle kendi Fengyun-1C hava durumu uydusunu vurarak binlerce enkaz parçası oluşturdu. Rusya Kasım 2021'de benzer bir testle eski Kozmos 1408 uydusunu parçaladı ve Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotlar enkaz riskine karşı kapsüllerine sığınmak zorunda kaldı. Uydu karıştırma, siber saldırı ve yörüngede yakın takip gibi yöntemler de artık askeri planlamanın parçası.
Aralık 2019'da ayrı bir silahlı kuvvet olarak kurulan ABD Uzay Kuvvetleri, bu tehdide büyük ve pahalı tekil uydular yerine çok sayıda küçük uydudan oluşan takımyıldızlarla ve hızlı yenileme kabiliyetiyle yanıt vermeyi hedefliyor. Uzay Geliştirme Ajansı'nın (SDA) yüzlerce uyduluk alçak yörünge ağları ve kısa sürede fırlatmaya hazır hâle getirilebilen "taktik tepki" görevleri bu stratejinin örnekleri. RAND'in raporu ise bu stratejinin, sanayinin üretim kapasitesine ve dolayısıyla insan kaynağına dayandığını hatırlatıyor.
Eksik olan eller
Rapor, uydu ve bileşen üretiminde sivil işgücünün kritik rol oynadığını vurguluyor. Açık pozisyonların sayısı nitelikli aday sayısının çok üzerinde. Eksiklik yalnızca mühendislerle sınırlı değil; temiz oda teknisyenleri, kaynakçılar, lehim ustaları ve elektro-optik algılayıcılar ya da radyasyon kalkanı gibi dar uzmanlık alanlarında çalışan personel de aranıyor. Uzay donanımı, tek bir lehim hatasının milyonlarca dolarlık bir sistemi işlevsiz bırakabileceği bir hassasiyet gerektiriyor; bu becerilerin kısa sürede kazandırılması kolay değil.
Güvenlik soruşturmaları sorunu ağırlaştırıyor. Gizlilik derecesi taşıyan projelerde çalışacak personelin güvenlik onayı aylarca sürebiliyor. Bir kriz döneminde üretimi hızla artırmak gerektiğinde yeni çalışanları üretim hattına almak, bu süreç nedeniyle daha da zorlaşıyor.
On yıldan iki yıla
Rapor, zaman çizelgesindeki uçuruma da dikkat çekiyor. Bir uydu sistemi normal koşullarda yaklaşık on yıllık bir döngüyle yenileniyor. Savaş koşullarında ise bu sürenin 12 ila 24 aya indirilmesi gerektiği değerlendiriliyor. Mevcut işgücü yapısının bu hıza ulaşması mümkün görünmüyor.
RAND, bu noktada stratejik bir öneri de getiriyor: Kaybedilen sistemin birebir kopyasını üretmeye çalışmak her zaman en doğru yol olmayabilir. Daha basit, daha hızlı üretilebilen ve değişen ihtiyaçlara uyarlanabilen alternatif tasarımlar, hem üretim süresini hem de gereken uzman işgücünü azaltabilir.
Raporun bir diğer uyarısı, üretim zincirinin tek tek halkalarındaki kırılganlık. Bazı kritik bileşenleri yalnızca birkaç tedarikçi üretiyor ve bu firmalardaki küçük bir ekip kaybı bile tüm programı geciktirebiliyor. Savaş zamanında talep aniden arttığında, bu darboğazlar personel açığıyla birleşerek üretimi kilitleyebilir.
Çözümün bedeli küçük
Raporun belki de en çarpıcı tespiti, önerilen çözümlerin maliyetinin ne kadar düşük olduğu. İşgücünü artırmak için incelenen programlar arasında yıllık 4 milyon dolarlık bir burs programı, 1 milyon dolarlık tanıtım bütçesi ve 800 bin dolarlık tek seferlik bir işgücü dönüşüm araştırması yer alıyor. Toplam 5,8 milyon dolarlık bu paket, Uzay Kuvvetleri'nin on milyarlarca dolarlık yıllık bütçesinin yanında binde birin de çok altında kalıyor.
RAND'e göre personel açığını kapatmak yalnızca yeni mezunları sektöre çekmekle çözülmeyecek. Güvenlik onayı süreçlerinin hızlandırılması, mesleki eğitim programlarının genişletilmesi ve dar uzmanlık alanlarına hedefli yatırım yapılması gerekiyor. Aksi takdirde ABD'nin uzaydaki caydırıcılık hedefleri, rakiplerin artan uzay faaliyetleri karşısında kâğıt üzerinde kalabilir. Sorun yalnızca kamuya özgü de değil. Son on yılda uydu takımyıldızları kuran ticari şirketlerin hızla büyümesi, aynı sınırlı uzman havuzu için yoğun bir rekabet yarattı. Yüksek maaş ve hızlı kariyer imkânı sunan özel sektör, güvenlik onayı gerektiren ve bürokrasisi ağır savunma projelerine kıyasla genç mühendisler için daha cazip görünebiliyor. RAND'in önerileri, bu dengeyi kamu lehine değiştirmenin görece ucuz yollarını arıyor. Rapor, uzay rekabetinin yalnızca roket ve uydu sayısıyla değil, onları üreten insanların sayısıyla da ölçüldüğünü hatırlatıyor.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















