Roman Uzay Teleskobu yolda: Hubble keskinliğinde, yüz kat geniş bakış
NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu 30 Ağustos'ta Falcon Heavy ile fırlatıldı; L2 noktasına giden teleskop devreye alma testlerinde ilk aşamaları geçti ve aralıkta yerine ulaşacak.

NASA'nın James Webb'den sonraki amiral gemisi astrofizik görevi Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, 30 Ağustos 2026'da UTC saatiyle 11.26'da Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nin 39A rampasından bir Falcon Heavy roketiyle fırlatıldı. Teleskop şu anda Dünya'dan yaklaşık 1,5 milyon kilometre uzaktaki Güneş-Dünya L2 noktasına doğru yol alıyor ve aralık başında buradaki hale yörüngesine yerleşmesi bekleniyor. Eylül sonu itibarıyla tüm yer istasyonları teleskoptan veri alıyordu, yönelim sistemi başarıyla test edilmişti ve koronagraf aleti ilk gözlemini yapmıştı.
Hubble'ın keskinliği, Webb'in tamamlayıcısı
Roman, Hubble ile aynı boyutta, 2,4 metre çapında bir birincil aynaya sahip. Bu ayna, aslında başka bir amaçla üretilip kullanılmadan NASA'ya devredilmiş bir donanımdan geliyor. Teleskobu farklı kılan şey, ana aleti Geniş Alan Cihazı (Wide Field Instrument). 300 megapikseli aşan bu kızılötesi kamera, tek bir pozlamada 0,28 derece karelik, yani Hubble'ın kızılötesi kamerasının yaklaşık 100 katı genişlikte bir alanı aynı keskinlikte görüntüleyebiliyor. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Hubble'ın yıllar sürecek bir taramayı Roman çok daha kısa sürede tamamlayabilecek.
James Webb ve Roman birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı. Webb, çok büyük aynası ve hassas aletleriyle gökyüzünün dar bir bölgesine derinlemesine bakmak için tasarlandı. Roman ise geniş alanları hızla tarayarak milyonlarca galaksiyi, yıldızı ve geçici olayı kataloglayacak; Webb de bu katalogdaki en ilginç hedefleri ayrıntılı incelemek için kullanılabilecek. İki teleskobun da kızılötesine duyarlı olması, verilerin birlikte değerlendirilmesini kolaylaştırıyor.
Karanlık evrenin haritası
Roman'ın ana hedeflerinden biri, evrenin içeriğinin yaklaşık yüzde 95'ini oluşturduğu düşünülen ancak doğası bilinmeyen karanlık madde ve karanlık enerjiyi incelemek. Görev bunun için birkaç büyük tarama yürütecek. Yüksek Enlem Geniş Alan Taraması, yüz milyonlarca galaksinin şekillerini ölçerek aradaki karanlık maddenin ışığı nasıl büktüğünü, yani zayıf kütleçekimsel merceklenmeyi haritalayacak. Yüksek Enlem Zaman Alanı Taraması ise binlerce uzak Tip Ia süpernovayı yakalayarak evrenin genişleme geçmişini ölçecek.
Arizona Üniversitesi'nin kozmoloji grubu bu çalışmalarda önemli rol üstleniyor. Elisabeth Krause'un yönettiği ekip, görüntüleri tayf ölçümleriyle birleştiren ve "kinematik merceklenme" adı verilen yeni bir tekniği geliştirmek için yaklaşık 2 milyon dolarlık NASA desteği aldı. Tim Eifler'in yönettiği altyapı ekibi ise Yüksek Enlem taramasının kozmolojik yorumu için gereken modelleme ve yüksek performanslı hesaplama kaynaklarından sorumlu.
Galaksinin merkezinde gezegen avı
Roman'ın bir diğer büyük programı, Samanyolu'nun merkezine yönelik Galaktik Şişkinlik Zaman Alanı Taraması. Bu taramada teleskop aynı bölgedeki yüz milyonlarca yıldızı tekrar tekrar gözlemleyerek kütleçekimsel mikromerceklenme olaylarını arayacak. Önden geçen bir yıldızın ve çevresindeki gezegenin kütleçekimi, arkadaki yıldızın ışığını kısa süreliğine büyüttüğünde, gezegenin varlığı bu parlamadaki küçük bir sapmadan anlaşılabiliyor. Bu yöntem, yıldızından uzak yörüngelerdeki soğuk gezegenleri ve hiçbir yıldıza bağlı olmadan galakside sürüklenen başıboş gezegenleri bulmaya özellikle uygun. Görevin binlerce yeni ötegezegen keşfetmesi bekleniyor.
Geniş alanlı ve tekrarlı gözlemler, Roman'ı gökbilimin pek çok başka alanı için de verimli kılıyor. Teleskobun verileri, Samanyolu'nun yıldız nüfusunu, Güneş Sistemi'nin dış bölgelerindeki küçük cisimleri, uzak galaksi kümelerini ve ani parlayan patlamaları kapsayacak. Gözlem süresinin bir bölümü, dünyanın dört bir yanındaki gökbilimcilerin önerdiği programlara ayrılacak. Görevin bütün verilerinin, işlendikten sonra herkesin erişimine açılması planlanıyor; bu politika, Hubble ve Webb arşivlerinde olduğu gibi, ekibin öngörmediği keşiflerin önünü açması bakımından önemli.
Koronagraf: Bir teknoloji denemesi
Roman, yıldız ışığını bastırarak çevresindeki sönük gezegenleri ve toz disklerini doğrudan görüntülemeyi amaçlayan bir koronagraf aleti de taşıyor. Bu alet, iki adet şekil değiştirebilen aynayla ışığın dalga cephesini anlık olarak düzelterek yıldız ışığını milyarda bir düzeyinde bastırmayı hedefliyor. Bu, şimdiye kadar uzaya gönderilen koronagraflardan yüzlerce kat daha iyi bir performans demek. Koronagraf bir teknoloji gösterimi olarak tasarlandı; amacı, gelecekte Dünya benzeri gezegenleri doğrudan görüntülemesi planlanan Yaşanabilir Dünyalar Gözlemevi gibi görevlerin önünü açmak.
Teleskop adını, NASA'nın ilk astronomi bölüm başkanı olan ve Hubble'ın gerçekleştirilmesindeki rolü nedeniyle "Hubble'ın annesi" olarak anılan Nancy Grace Roman'dan alıyor. Görev, devreye alma sürecinin ardından beş yıllık temel bilimsel programına başlayacak. L2 noktasındaki konumu, Dünya'nın ve Ay'ın ısısından ve ışığından uzak, kararlı bir gözlem ortamı sağlıyor.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















