Panspermi
Yaşamın ya da yaşam tohumlarının evrende toz, göktaşı ve kuyruklu yıldızlarla taşınarak Dünya'ya başka bir yerden gelmiş olabileceğini öne süren hipotez. Bilim dünyasında desteği sınırlıdır.
- İngilizce karşılığı
- Panspermia
- İlgili alan
- Gezegen bilimi
Panspermi, yaşamın evrende yaygın olduğunu ve kozmik toz, göktaşı, asteroit ya da kuyruklu yıldızlarla gezegenden gezegene taşınabileceğini öne süren hipotezdir. Bu görüşe göre Dünya'daki yaşam burada başlamamış, başka bir yerden gelmiş olabilir. Ana akım bilimde desteği sınırlıdır.
Nasıl işler?
Hipotezin en çok tartışılan biçimi taşla taşınmadır (litopanspermi). Buna göre bir gezegene büyük bir cisim çarptığında kopan kayalar uzaya fırlar; kayanın içindeki mikroorganizmalar bu yolculuğu atlatıp başka bir gezegene düşerse yaşamı oraya taşıyabilir. Bunun gerçekleşmesi için üç zor aşamanın aşılması gerekir: çarpmayla fırlatılma, uzayda uzun süre hayatta kalma ve başka bir atmosfere girerken ısınmaya dayanma.
Deneyler bu aşamaları tek tek sınadı. Mars göktaşlarından elde edilen veriler, fırlatılan kayaların çok yüksek basınç ve sıcaklığa maruz kaldığını gösterir. Yörüngedeki deneylerde açıkta bırakılan bakteri sporları birkaç saniyede öldü; buna karşın Güneş'in morötesi ışınlarından korunan, kil ya da göktaşı tozuna gömülü sporlar altı yıla kadar dayanabildi. Kozmik ışınlardan korunmak için en az bir metre çapında kaya gerektiği hesaplanır. Bir roketle atmosfer girişini canlandıran deneyde ise yalnızca kayanın yan yüzündeki sporlar hayatta kaldı.
Örnekler
Panspermi birkaç biçimde ele alınır. Svante Arrhenius 1903'te tek tek mikroskobik canlıların yıldız ışığının basıncıyla uzayda sürüklenebileceğini öne sürdü (radyopanspermi). Francis Crick ve Leslie Orgel ise 1972'de "yönlendirilmiş panspermi" fikrini ortaya attı: yaşam Dünya'ya bilerek, başka bir uygarlık tarafından gönderilmiş olabilirdi. Bu son fikir test edilebilir bir kanıta dayanmaz.
Bilimsel olarak iyi desteklenen bir yakın fikir de vardır: sahte panspermi. Bu görüşe göre yaşamın kendisi değil, yaşamın yapı taşı olan küçük organik moleküller uzayda oluştu ve gezegenlere taşındı. Göktaşlarında şekerler, amino asitler ve nükleobazlar bulunması bu görüşü destekler. Yaşam ise bu malzemeden, Dünya'da kendiliğinden ortaya çıkmış olabilir.
Yaşamın taşınabilmesi için en zor aşama atmosfere giriş olabilir. STONE deneyinde siyanobakteriler uzayın soğuğuna ve kuruluğuna dayansalar da atmosfere girişi atlatamadılar; fotosentez yapan canlılar ışık alabilmek için kayanın yüzeyine yakın durmak zorunda olduğundan, aşınan dış katmanlarla birlikte yok olur. Bakteriler ise koloni hâlinde biyofilm denen koruyucu bir tabaka oluşturarak morötesi ışınıma karşı direnç kazanabilir. Taşla taşınmanın Güneş Sistemi'nde gerçekleştiğine dair somut bir kanıt yoktur; ama erken Güneş Sistemi'nde çarpışmalar çok sık yaşandığı için gezegenler arasında kaya alışverişi kesin olarak olmuştur. 2017'de keşfedilen yıldızlar arası cisim 'Oumuamua da başka sistemlerden malzemenin bize ulaşabildiğini gösterdi.
Tarihçe
Fikrin kökü MÖ 5. yüzyılda evrenin yaşam tohumlarıyla dolu olduğunu düşünen Yunan filozof Anaksagoras'a uzanır. 1860'larda Pasteur'ün kendiliğinden oluşumu çürütmesi, yaşamın kökeni sorusunu yeniden gündeme getirdi. Lord Kelvin 1871'de yaşamın göktaşlarıyla Dünya'ya gelmiş olabileceğini söyledi; hipoteze bugünkü adını ve modern biçimini Svante Arrhenius verdi. Daha yakın dönemde Fred Hoyle ve Chandra Wickramasinghe fikrin önde gelen savunucuları oldu.
Panspermiye yöneltilen en temel eleştiri, yaşamın kökeni sorusunu çözmemesi, yalnızca başka bir gök cismine ertelemesidir. Ayrıca deneyle sınanması zordur. Yine de uzay görevlerinde gezegenlerin Dünya mikroplarıyla bulaşmasını önleme kuralları, aynı mekanizmanın ciddiye alındığını gösterir.
İlgili terimler
- Abiyogenez
- Astrobiyoloji
- Göktaşı
- Kuyruklu yıldız
- Dünya dışı yaşam








