Antik astronot iddiaları: Piramitleri uzaylılar mı yaptı?
Von Däniken'in 1968'deki kitabından bu yana piramitler, Nazca çizgileri ve Puma Punku uzaylılara mal ediliyor. Arkeoloji ise işçi kasabalarını, taş ocaklarını ve 4.500 yıllık bir iş günlüğünü gösteriyor.

Kısa cevap: Hayır. Piramitleri, Nazca çizgilerini ya da Puma Punku'nun taş bloklarını uzaylıların yaptığını gösteren hiçbir kanıt yok. Buna karşılık bu yapıları kimlerin, hangi araçlarla ve nasıl bir örgütlenmeyle inşa ettiğini gösteren çok sayıda arkeolojik bulgu var: işçilerin yaşadığı kasaba, mezarları, taş ocakları ve Keops döneminden kalma bir taşıma günlüğü. "Antik astronot" fikri bilim dünyasında sözde arkeoloji olarak görülüyor. Pek çok araştırmacı, bu fikrin eski uygarlıkların gerçek başarılarını küçümsediğini de vurguluyor.
Antik astronot fikri nereden çıktı?
Fikri dünyaya yayan kitap, İsviçreli yazar Erich von Däniken'in 1968'de Almanca yayımlanan Erinnerungen an die Zukunft (Geleceğin Anıları) adlı eseri oldu. İngilizcede Chariots of the Gods? (Tanrıların Arabaları?) adıyla tanınan kitap çok satanlar listesine girdi. 1970'te Batı Almanya'da belgesele dönüştürüldü ve bu belgesel Oscar'a aday gösterildi. Von Däniken'in kitaplarının Ocak 2017 itibarıyla toplam 70 milyon sattığı belirtiliyor.
Kitabın temel iddiası şuydu: Geçmişte Dünya'yı ziyaret eden gelişmiş varlıklar insanlara teknoloji öğretti ya da büyük yapıları bizzat inşa etti. Eski mitlerdeki "gökten inen tanrılar" da bu ziyaretlerin anısıydı. Von Däniken Nazca çizgilerini uzay araçları için pist, Maya kralı Pakal'ın lahit kapağındaki figürü bir astronot, Mısır piramitlerini de birdenbire ortaya çıkmış yapılar olarak yorumladı. Fikir 2009'da başlayan Ancient Aliens gibi televizyon programlarıyla yeni kuşaklara ulaştı.
Eleştiriler de erken geldi. Gökbilimci Carl Sagan, 1976'da yayımlanan The Space Gods Revealed adlı kitapta yer alan değerlendirmesinde von Däniken'in kitabını sözde bilim ve özensiz düşünce örneği olarak eleştirdi. Von Däniken'in kendisi de Delhi'deki paslanmayan demir sütunun uzaylı işi olduğu iddiasından sonradan vazgeçtiğini bir röportajda kabul etti. Ama bu iddia kitabın sonraki baskılarından çıkarılmadı.

Verileri göster
| MÖ 2600 dolayı | Büyük Piramit inşa ediliyor |
|---|---|
| MÖ 2560 dolayı | Merer'in taşıma günlüğü |
| MÖ 500 - MS 500 | Nazca çizgileri çiziliyor |
| MS 536 sonrası | Puma Punku yükseliyor |
| 1968 | Von Däniken'in kitabı çıkıyor |
| 1994 | Stargate filmi vizyonda |
| 2013 | Merer papirüsleri bulunuyor |
Piramitleri kim yaptı?
Gize'deki Büyük Piramit, Firavun Keops (Hufu) için yaklaşık MÖ 2600 dolaylarında yapıldı. Hesaplara göre 2,3 milyon bloktan oluşuyor, ilk yüksekliği 146,6 metreydi. İnşaatın yaklaşık 26 yıl sürdüğü tahmin ediliyor. Blokların çoğu piramidin hemen güneyindeki taş ocağından çıkarıldı. Dış kaplama kireçtaşı Tura'dan teknelerle, granit ise 900 kilometreden uzaktaki Asvan'dan getirildi.
Von Däniken'in "birdenbire ortaya çıktı" iddiası da kayıtlarla uyuşmuyor. Mısır'da piramit fikrinin adım adım geliştiği görülebiliyor. Önce mastaba denen düz damlı mezarlar, sonra Firavun Cosér'in basamaklı piramidi, ardından Snefru döneminde denenen ilk düzgün yüzlü piramitler geldi. Bu deneme yanılma süreci, piramitlerin insan elinden çıktığının en güçlü göstergelerinden biri.

İşçi kasabası ve mezarları
Arkeolog Mark Lehner ve ekibi, piramitlerin güneydoğusunda işçilerin yaşadığı planlı bir kasaba buldu. Ortak yatakhaneler, fırınlar, bira imalathaneleri, mutfaklar, bir bakır atölyesi ve hasta bakılan bir bölüm ortaya çıkarıldı. İşçilerin ekmek, sığır eti ve balıkla beslendiği anlaşıldı. 1990'da piramit işçilerinin mezarları da bulundu. Bazı iskeletlerde şantiye kazalarından kalma yaralanma izleri vardı. İyi beslenme, düzgün gömüler ve piramitlerin yanı başındaki mezarlar, Herodot'tan beri anlatılan "piramitleri köleler yaptı" görüşüyle de çelişiyor. Lehner'in de katıldığı 1999 tarihli bir inşaat yönetimi çalışması, ortalama 13.200, en yoğun dönemde ise 40.000 kadar işçinin yeterli olacağını hesapladı.
Merer'in günlüğü: piramide taş taşıyan bir ekip
Belki de en çarpıcı kanıt, 2013'te Kızıldeniz kıyısındaki Wadi al-Jarf'ta Pierre Tallet ve Gregory Marouard'ın yönettiği Fransız ekibinin bulduğu papirüsler. Üzerinde yazı bulunan bilinen en eski papirüsler bunlar. Merer adlı orta düzeyli bir müfettişin tuttuğu bu kayıt defterleri, Keops'un saltanatının son yıllarına ait. Merer ile emrindeki yaklaşık 40 kişilik ekip, temmuzdan kasıma kadar Tura taş ocaklarından Gize'ye tekneyle beyaz kireçtaşı taşıyor. Tallet'e göre bu taşlar büyük olasılıkla Büyük Piramit'in dış kaplaması içindi. Günlükte piramidin özgün adı olan "Akhet-Hufu" da geçiyor. Yani elimizde, piramide taş taşıyan bir ekibin gün gün tuttuğu iş kaydı var.
Nazca çizgileri uzay pisti mi?
Peru'nun güneyindeki çöl düzlüğünde bulunan Nazca çizgileri, MÖ 500 ile MS 500 arasında yapıldı. Yüzlerce düz çizgi ve geometrik şeklin yanında sinekkuşu, örümcek, maymun ve kondor gibi 70'ten fazla hayvan figürü var. Çizgilerin toplam uzunluğu 1.300 kilometreyi aşıyor, en büyük figürler yaklaşık 370 metre boyunda. Alan 1994'te UNESCO Dünya Mirası listesine alındı.
Yapım yöntemi basit: Yüzeydeki demir oksitle kızıla boyanmış çakıllar kenara çekilmiş, alttaki açık renkli toprak ortaya çıkarılmış. Oluşan oluklar 10-15 santimetre derinliğinde. Bu kadar sığ izlerin uzay aracı pisti olarak kullanılması mümkün değil. Arkeologlar çizgileri tören yolları olarak yorumluyor. Figürlerin bazıları havadan daha iyi görünse de çevredeki tepelerden ve yüksek noktalardan da seçilebiliyor. Amerikalı araştırmacı Joe Nickell, Nazcalıların sahip olduğu araçlarla ve havadan hiçbir yardım almadan, küçük bir ekibin en büyük figürleri bile birkaç günde çizebileceğini deneyerek gösterdi. Arkeolog Kenneth Feder de figürlerin küçük taslakların ölçeklenerek büyütülmesiyle yapıldığını savunuyor.

Puma Punku'nun kusursuz taşları
Bolivya'da, Titicaca Gölü yakınındaki Tiwanaku antik kentinin parçası olan Puma Punku, büyük bir teraslı platform. Radyokarbon tarihlemesine göre yapımı MS 536'dan sonra başladı. Kızıl kumtaşı ve andezitten oyulmuş blokların en büyüğünün yaklaşık 131 ton olduğu tahmin ediliyor. Kumtaşı yaklaşık 10 kilometre ötedeki bir ocaktan, andezit ise 90 kilometre uzaktaki Copacabana Yarımadası'ndan getirildi. Bloklar, bakır-arsenik-nikel alaşımından dökülmüş I biçimli kenetlerle birbirine bağlanmıştı.
Taşların düzgün kesimi, antik astronot anlatılarının en sevdiği konulardan biri. Taş işçiliğinde hangi aletlerin kullanıldığı henüz tam belirlenemedi, çünkü kazılarda bu aletlere rastlanmadı. Ama bilinmeyen bir aletin varlığı, uzaylı demek değil. Arkeolog Alexei Vranich, yapıdaki ustalığı doğrudan Titicaca havzasında yaşayan halka bağlıyor. Arkeolog Franco D. Rossi ise uzaylı kuramcılarının Aymara halkını "taş devri insanları" diye anmasını eleştiriyor.
Bu iddialar neden eleştiriliyor?
Bilimsel itirazın ilk ayağı basit: İddialar kanıta değil, "bunu o dönemin insanları yapamazdı" varsayımına dayanıyor. Arkeoloji ise bu yapıların nasıl yapıldığını taş ocaklarıyla, işçi kasabalarıyla, yazılı kayıtlarla ve deneylerle gösteriyor. Von Däniken'in Pakal lahdinde gördüğü astronot da Maya yazıtlarına göre ölümden sonraki yolculuğa çıkan kralın ve Dünya Ağacı'nın tasviri.
İkinci ayak daha ağır. Bazı yazarlar, antik astronot kuramlarının ırkçı bir alt metin taşıdığını, özellikle Avrupalı olmayan kültürlerin başarılarını ve becerilerini küçümsediğini belirtiyor. Mısırlıların, Nazcalıların ya da Tiwanaku halkının yüzyıllar boyunca biriktirdiği mühendislik bilgisini dışarıdan gelen birilerine mal etmek, o insanların emeğini görünmez kılıyor. Gökyüzüyle ilgili eski bilgilerin aslında ne kadar zengin olduğunu burçların Babil'den bugüne hikâyesi ve Ülker'in Anadolu'daki tarla takvimi yazılarımız gösteriyor. Eski toplumların gök olaylarını nasıl yorumladığı ise Güneş tutulmalarının kültürlerdeki yeri yazımızda.
Sinemada antik astronotlar
Bu fikir bilimde karşılık bulmadı, ama bilimkurguya bol malzeme verdi. Roland Emmerich'in 1994 yapımı Stargate filminde 1928'de Gize'deki bir kazıda bulunan dev bir halka, başka bir gezegene açılan kapı çıkıyor. Eski Mısır'da tanrı gibi tapınılan Ra ise aslında bir uzaylı. Hikâye Yıldız Geçidi SG-1 dizisiyle on sezon sürdü. Bütün yapımların sırası Stargate izleme sırası sayfamızda. Ridley Scott'ın Prometheus filmi de insanlığın kökenini, birbirinden habersiz eski kültürlerde aynı biçimde karşılaşılan bir yıldız haritasının peşine düşerek arıyor. Bu yapımlar fikri ciddi bir iddia olarak değil, bir hikâye aracı olarak kullanıyor. Yaşamın uzaydan gelip gelmediğini soran gerçek bilimsel tartışmayı ise panspermi sayfamızda anlattık.
UFO efsaneleriyle bağlantısı
Antik astronot anlatısı, 20. yüzyılın UFO kültürüyle aynı dönemde güçlendi. Bu kültürün en ünlü hikâyesi olan Roswell'i Roswell 1947: bir balon enkazı nasıl efsaneye dönüştü? yazımızda anlattık. Phoenix Işıkları ve Rendlesham Ormanı vakaları, AARO raporlarının vardığı sonuçlar ve UFO'dan UAP'ye uzanan inceleme tarihi de aynı sorunun farklı yüzleri. Terimlerin ne anlama geldiği UFO ve UAP sözlük maddemizde, Türkiye'deki gözlemler ise Kumburgaz görüntüleri yazımızda.
Bilim uzaylıları nasıl arıyor?
Dünya dışı zekâ sorusu bilimin dışında değil. Sadece kanıt standardı farklı. Gökbilimciler taş bloklarda değil, radyo sinyallerinde ve gezegen atmosferlerinde iz arıyor. Bu çalışmaların özeti dünya dışı yaşam arayışı sayfamızda. 1977'de yakalanan ve hâlâ açıklanamayan sinyalin hikâyesi SETI ve Wow! sinyali yazımızda. "Bu kadar yıldız varken neden kimseyi görmüyoruz?" sorusu da Fermi paradoksu sayfamızda.
Kısaca
- Antik astronot fikri, Erich von Däniken'in 1968'de yayımlanan kitabıyla yaygınlaştı. Bilim dünyası bu fikri sözde arkeoloji olarak görüyor.
- Büyük Piramit'in yanında işçilerin kasabası, fırınları ve mezarları bulundu. Merer'in günlüğü, Gize'ye kireçtaşı taşıyan ekibin işini gün gün kaydediyor.
- Nazca çizgileri 10-15 santimetre derinliğindeki sığ oluklardan oluşuyor. Küçük bir ekibin basit araçlarla büyük figürleri birkaç günde çizebileceği deneyle gösterildi.
- Puma Punku'nun taşları 10 ve 90 kilometre ötedeki ocaklardan getirildi. Arkeologlar ustalığı Titicaca havzasının halkına bağlıyor.
- Eleştirilerin önemli bir bölümü, bu iddiaların Avrupalı olmayan kültürlerin başarılarını küçümsediği yönünde.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin




















