Mars'ı yaşanabilir kılmak bir kütüphaneyi yakmak mı? Bilim insanlarından etik çağrı
Utrecht Üniversitesi'nin de aralarında bulunduğu bir ekip, Mars'ı ısıtma fikri teknik olarak olgunlaşmadan uluslararası bir tartışma açılmasını istiyor. Önerileri: COSPAR çatısı altında bir çalışma grubu.

Mars'ı insanlar için yaşanabilir hale getirme fikri, yani "terraforming", uzun süre bilimkurgunun konusuydu. Son yıllarda ise konu bilimsel dergilere ve özel finansmanlı araştırma projelerine taşındı. Hollanda, Fransa ve ABD'den bir grup gezegen bilimcisi tam da bu yüzden alarm veriyor: Mars'ı dönüştürme girişimi, gezegenin henüz okunmamış milyarlarca yıllık kayıtlarını geri dönüşü olmayacak biçimde silebilir.
Amerikan Jeofizik Birliği'nin (AGU) yayın organı Eos'ta 14 Ekim'de yayımlanan görüş yazısının yazarları Ari Koeppel (Dartmouth College), Lonneke Roelofs ve Santiago Vrech (Utrecht Üniversitesi), Alicia M. Rutledge (Northern Arizona Üniversitesi) ile Martin Turbet (Sorbonne Üniversitesi Dinamik Meteoroloji Laboratuvarı ve Bordeaux Astrofizik Laboratuvarı). Utrecht Üniversitesi 19 Ekim'de konuyu bir açıklamayla kamuoyuna duyurdu.
Mars: okunmamış bir arşiv
Yazarlara göre Mars, Güneş Sistemi'nin 4,5 milyar yıllık tarihini saklayan ve büyük kısmı okunmamış dev bir kütüphane gibi. Gezegende eski okyanuslara, nehirlere, kar örtüsüne ve lav akıntılarına ait olası izler ile karmaşık organik moleküller bulundu. Ancak en temel sorular hâlâ yanıtsız: Mars neden yaşama elverişsiz hale geldi de Dünya ılıman kaldı? Mars'ta hiç yaşam oldu mu?
Bu soruların yanıtı büyük ölçüde buzda saklı. Eos yazısına göre Mars'ın kuzey ve güney kutuplarındaki katmanlı buz birikintileri 30 milyon yıla kadar iklim tarihini kaydediyor; orta enlemlerdeki gömülü buz ise bu arşivi 470 milyon yıl kadar daha geriye uzatabilir. Yazarlar, Mars'ın yüzeyinde ya da yüzey altında yaklaşık 70 milyon kilometrekarelik bir alanda su buzu bulunduğunu belirtiyor. Bu katmanlar, bir iklim sisteminin hızlı değişime nasıl yanıt verdiğine dair Dünya için de değerli ipuçları taşıyor.
Isınma başladığında geri dönüş yok
Yazarlar, son dönemde özel finansmanla yürütülen çalışmaların Mars atmosferine metal nanoparçacıklar salarak yüzey sıcaklığını bir yüzyıl içinde en az 30 derece artırmayı önerdiğini hatırlatıyor. Daha önceki fikirler Mars'taki karbondioksiti atmosfere salmaya dayanıyordu; ancak bu yolun, gezegende yeterli karbondioksit bulunmadığı için işe yaramayacağı anlaşılmıştı.
Eos yazısındaki uyarı açık: Terraforming başladığında bir dizi geri dönüşü olmayan sonuç doğacak. Isınma buz kayıtlarını yok edecek, olası mikrobiyal yaşam alanlarını bozacak, milyarlarca yıldır sıvı suyla temas etmemiş yüzey minerallerini değiştirecek ve atmosferdeki izotop ipuçlarını birkaç yıl içinde "bozacak". Yani bilim insanlarının Mars'ta yaşam izi ararken başvurduğu kanıtların önemli bir kısmı, daha incelenmeden kaybolabilir.
Kim karar verecek?
Yazının belki de en dikkat çekici bölümü yönetişimle ilgili. Yazarlar, onlarca yıldır Mars keşfinin bilim topluluğunun uzlaşısıyla yönlendirildiğini hatırlatıyor ve örnek olarak NASA'nın 2024-2044 dönemini kapsayan Mars bilimi planını gösteriyor. Bu planın öncelikleri arasında Mars'ın yaşamı destekleyip desteklemediğini belirlemek, iklim ve jeoloji tarihini anlamak ve insanlı keşfe hazırlanmak yer alıyor.
Özel girişimlerin ise yazarlara göre farklı hedefler, güvenlik önlemleri ve şeffaflık standartlarıyla, "birkaç güçlü karar vericinin hevesiyle" ilerleyebileceği belirtiliyor. Utrecht Üniversitesi'nin açıklamasında da gezegen ölçeğindeki müdahalelerin benzer bir kamusal denetime, etik değerlendirmeye ve uluslararası gözetime tabi olması gerektiği vurgulanıyor.
Somut öneri: COSPAR çatısı altında kurallar
Ekip iki aşamalı bir yol öneriyor. Birincisi düzenleme: Uzay Araştırmaları Komitesi'nin (COSPAR) bugün biyolojik kirlenmeyi önlemeye odaklanan Gezegen Koruma Paneli'nin, gezegen ölçeğindeki çevresel değişiklikleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi. Yazarlar, gezegen bilimcileri, etikçiler ve hukukçulardan oluşan bir çalışma grubunun gezegen okyanuslarını ve atmosferlerini değiştirmeyi, buz ve jeolojik kayıtları yok etmeyi kapsayan bir politika taslağı hazırlamasını istiyor. Bu çerçeve, ulusal düzenleyicilerin görev onayı ve fırlatma lisansı verirken dayanabileceği bir zemin oluşturacak. Öneri, 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması'nın IX. maddesindeki, uzayın zararlı kirlenmeden kaçınılarak keşfedilmesi yükümlülüğüyle de uyumlu.
İkincisi önce bilim: Yazarlar, uluslararası Mars Buz Haritalayıcısı (International Mars Ice Mapper) gibi buz altını radarla tarayacak yörünge araçlarının, derin sondaj yapabilecek Mars Life Explorer gibi görevlerin ve örnek getirme mimarilerinin önceliklendirilmesini istiyor. Uzay ajanslarına çağrıları, bozulmamış kayıtlara erişim hâlâ mümkünken kutup ve buz bilimini öne çekmek: önce robotik görevler, ardından hedefli insanlı keşifler.
İskenderiye benzetmesi
Yazarlar, Carl Sagan'ın kaybolan İskenderiye Kütüphanesi benzetmesine başvuruyor ve Mars'ı bir "kozmik kütüphane" olarak tanımlıyor. Yazı, Sagan'ın korku, cehalet ya da güç arayışıyla hepimize ait hazineleri yok edenlere karşı yaptığı uyarıyla kapanıyor.
Bu bir araştırma bulgusu değil, bir görüş ve politika önerisi. Mars'ı ısıtmanın teknik olarak ne zaman ve hangi ölçekte mümkün olacağı da belirsiz. Ancak tartışmanın zamanlaması bilinçli: Yazarlar kuralların, teknoloji hazır olduktan sonra değil, önce konuşulması gerektiğini savunuyor. Mars'ın buz arşivinin neden bu kadar değerli olduğunu merak edenler, kuzey kutbundaki buzun saflığına dair bulguya ve gezegenin atmosferini nasıl kaybettiğini anlatan Güneş fırtınaları yazımıza göz atabilir.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















