Ay tutulmasında teneke çalmak: Korkudan bilime bir gelenek
Ay kararıp kızıla döndüğünde Anadolu'da teneke çalındı, tüfek atıldı; Çin'de çanlar, Afrika'da davullar çalındı. Tutulmanın ardındaki korkular ve gökyüzünün gerçekte neden kızardığı.

Dolunay gecesi yavaş yavaş kararır, bir süre sonra bakır rengine, hatta koyu kızıla döner. Bugün telefonlarımızla fotoğrafını çektiğimiz bu manzara, yüzyıllar boyunca insanları derinden korkuttu. Pek çok kültürde Ay'ı bir yaratığın yuttuğuna ya da kötü bir gücün kapattığına inanıldı ve buna karşı ses çıkarmak en yaygın çare oldu.
Anadolu'da teneke ve tüfek
Anadolu'da halk arasında yaşayan inanışlardan biri, Ay ve Güneş tutulmaları sırasında silah atılıp teneke çalınmasıdır. Türkçe Vikipedi'nin batıl inançlar maddesinde aktarıldığına göre bu gürültünün, gök cisminin önünü kapatan cin ve peri topluluğunu kaçıracağına inanılırdı. Pek çok yerde tutulma gecesi kapların, tavaların, tencerelerin birbirine vurulduğu anlatılır.
Dilimizdeki sözcük de bu bakışın izini taşır gibidir. Türk Dil Kurumu "tutulma"yı bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütünüyle ya da kısmen görünmez duruma gelmesi olarak tanımlar. Ama "Ay tutuldu" demek, gündelik dilde bir şeyin Ay'ı yakalayıp tuttuğu imgesini de çağrıştırır.
Jaguarlar, ejderhalar ve kurbağalar
Gürültüyle tutulmayı kovma fikri dünyanın birbirinden çok uzak köşelerinde ortaya çıkmıştır. Antik Mısırlıların tutulmayı Ay'ı kısa süreliğine yutan bir dişi domuz olarak gördüğü aktarılır. Maya geleneğinde Ay'ı yutan bir jaguardı. İnkalar da kanlı ayın kızıllığını Ay'ı yiyen jaguara bağlar, jaguar Ay'ı bitirince yeryüzüne inip bütün hayvanları yiyeceğinden korkarlardı; bu yüzden mızraklarını sallayıp Ay'a bağırarak onu uzaklaştırmaya çalışırlardı.
Çin'in bazı bölgelerinde Ay'ı ısıran bir ejderhayı ya da başka bir canavarı kovmak için çanlar çalınırdı. Bazı Çin anlatılarında tutulmanın sorumlusu Chan Chu adlı üç bacaklı efsanevi bir kurbağaydı. Bu inanç öylesine köklüydü ki 19. yüzyılda bir ay tutulması sırasında Çin donanmasının toplarını ateşlediği kaydedilmiştir. Zhou hanedanı döneminden kalan Şiirler Kitabı'nda karanlığa gömülmüş kızıl bir ayın kıtlık ya da hastalık habercisi sayıldığı görülür. Afrika'daki Jukun halkı ise tutulmayı Güneş'in Ay'ı yakalaması olarak açıklar, Güneş Ay'ı bıraksın diye davul çalardı.
Hindu mitolojisindeki açıklama daha ayrıntılıdır. Tanrılar ile asuralar ölümsüzlük iksiri için süt okyanusunu çalkaladığında Svarbhanu adlı bir asura kılık değiştirip iksirden içer. Güneş ile Ay bunu fark edip haber verir ve Vişnu onun başını keser. Ama iksir içtiği için ölmez: başı Rahu, gövdesi Ketu olur. O günden beri Rahu, Güneş'i ve Ay'ı kovalayıp yutmaya çalışır; ancak bedeni olmadığı için yuttukları boğazından geri çıkar. Tutulmaların bu yüzden kısa sürdüğüne inanılırdı. Bazı Hindular tutulmadan sonra Ganj Nehri'nde yıkanmanın kurtuluşa yardımcı olacağına inanır.
Korkudan gözleme
Her kültür tutulmayı yalnızca kötü bir alamet olarak görmedi. Antik Yunanlar, ay tutulması sırasında Ay'ın üzerine düşen gölgenin hep yuvarlak olmasını, Dünya'nın küre biçiminde olduğunun kanıtı olarak gösterdi. Yani Anadolu'da tenekelerin çalındığı aynı olay, başka bir yerde gezegenimizin şeklini anlamanın anahtarı oldu.
Anadolu'nun tutulmalarla ilgili en ünlü tarihsel hikâyesi ise bir Güneş tutulmasıdır. Tarihçi Herodotos'a göre Miletoslu Thales'in önceden bildirdiği bir tutulma, Medler ile Lidyalılar arasındaki bir savaşın ortasında gerçekleşmiş, iki taraf da silahlarını bırakıp barış yapmıştı. Bu tutulmanın en güçlü adayı, MÖ 28 Mayıs 585'te büyük olasılıkla Halys, yani bugünkü Kızılırmak yakınlarında görülen tutulmadır.
Bilim ne diyor?
Ay tutulması, Ay'ın Dünya'nın gölgesinden geçmesiyle oluşur. Bunun için Güneş, Dünya ve Ay'ın neredeyse aynı doğru üzerine gelmesi gerekir; bu yüzden ay tutulması yalnızca dolunay evresinde ve Ay, yörüngesinin Dünya'nın yörünge düzlemini kestiği "düğüm noktaları"na yakınken olur. Her dolunayda tutulma yaşanmamasının nedeni, Ay'ın yörüngesinin bu düzleme göre hafif eğik olmasıdır.
Tam tutulmada Ay kaybolmaz, kızıla döner. Bunun nedeni Dünya'nın atmosferidir. Güneş ışığı Ay'a ulaşmadan önce atmosferimizden geçer ve kırılarak gölge konisinin içine bükülür. Bu yolculukta mavi ve mor gibi kısa dalga boylu renkler saçılarak ayıklanır, geriye ağırlıklı olarak kırmızı ışık kalır. Gün doğumu ve gün batımında gökyüzünü kızartan olgu da aynıdır. Ay'ın üzerinde duran biri o anda Dünya'nın çevresinde kızıl bir halka görürdü; bu manzara 1967'de Surveyor 3 aracının kamerasıyla, 2025'te de Blue Ghost görevi tarafından renkli olarak görüntülendi.
Kızılın tonu her tutulmada farklıdır, çünkü atmosferdeki toz ve bulut miktarına bağlıdır. Büyük bir volkanik patlamanın ardından gelen tutulmalar daha koyu olabilir. Gökbilimciler bu farkı André Danjon'un geliştirdiği, neredeyse görünmez çok karanlık tutulmayı 0, parlak bakır kırmızısı ya da turuncu tutulmayı 4 olarak puanlayan ölçekle değerlendirir.
Tutulma, sanıldığı kadar ender de değildir. 21. yüzyılda toplam 228 ay tutulması gerçekleşecek; bu, yılda ortalama iki tutulmadan biraz fazlası demek. MÖ 2000 ile MS 3000 arasındaki ay tutulmalarının yaklaşık yüzde 29'u tam tutulmadır. Tutulmalar yaklaşık 18 yıl 11 günlük "saros" döngüsüyle benzer biçimde tekrarlandığından, gökbilimciler yüzyıllar sonrasının tutulmalarını dakikası dakikasına hesaplayabiliyor.
Bir de güzel haber: Güneş tutulmasının aksine ay tutulmasını izlemek tamamen güvenlidir; özel gözlük gerekmez. Ay'ın gölgeden çıkması için teneke çalmaya da gerek yok. Gökyüzündeki geometri, gürültü olsun olmasın, birkaç saat içinde Ay'ı yeniden aydınlatır.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















