Ay'a ilk ayak basan adamın adı, sesi ve saçı: Neil Armstrong'un mahremiyet savaşları
Neil Armstrong, Apollo 11'den sonra adının, sesinin, imzasının, hatta saçının ticari ürüne dönüşmesine karşı onlarca yıl mücadele etti. Berberiyle yaşadığı 3.000 dolarlık anlaşmazlık bunun en tuhaf örneğiydi.

Neil Armstrong, 20 Temmuz 1969'da Ay yüzeyine adım atan ilk insan olduğunda 38 yaşındaydı. O andan 2012'deki ölümüne kadar dünyanın en tanınan isimlerinden biri olarak yaşadı, ama bu şöhreti kullanmak yerine onu sınırlamayı seçti. Armstrong'un adını, sesini ve görüntüsünü izinsiz kullanılmaya karşı nasıl koruduğu, uzay tarihinin daha az bilinen sayfalarından biri. Bu sayfanın en sıra dışı bölümü ise 2005 yılında, Ohio'daki berberiyle yaşadığı ve saçının bir koleksiyoncuya satılmasıyla başlayan anlaşmazlık.
Berber koltuğundan koleksiyon vitrinine
Armstrong, NASA'dan ayrıldıktan sonra uzun yıllar Ohio'nun Lebanon kasabasında yaşadı ve yaklaşık yirmi yıl boyunca aynı berbere gitti. Mayıs 2005'te bu berberin, Sizemore'un, Armstrong'un kesilen saçlarını biriktirip haberi olmadan bir koleksiyoncuya 3.000 dolara sattığı ortaya çıktı. Alıcı, Abraham Lincoln, Albert Einstein, Marilyn Monroe ve Elvis Presley gibi ünlülere ait saç örneklerini toplayan Connecticut'lı koleksiyoncu John Reznikoff'tu. Dünyanın en büyük tarihî saç koleksiyonlarından birine sahip olan Reznikoff için Ay'a ilk ayak basan insanın saçı, koleksiyonun en değerli parçalarından biri olacaktı.
Armstrong'un tepkisi sert oldu. Avukatları aracılığıyla Ohio'daki kişilik haklarını koruyan yasaya dayanarak harekete geçti ve berberin ya saçları geri alması ya da satıştan elde ettiği parayı Armstrong'un seçeceği bir hayır kurumuna bağışlaması gerektiğini bildirdi. Aksi takdirde dava açılacaktı. Saçları alıcıdan geri alamayan Sizemore, sonunda parayı bağışlamayı kabul etti ve anlaşmazlık mahkemeye taşınmadan kapandı. Sizemore'un daha sonra basına yaptığı açıklamalarda teklifi başta geri çevirdiğini, ancak ısrar karşısında satışa razı olduğunu anlattığı aktarıldı.
Hallmark, MTV ve sahte imzalar
Saç meselesi, Armstrong'un ilk hukuki mücadelesi değildi. 1981'de yayına başlayan MTV, kanal tanıtımında Ay'a iniş görüntüsünü kullanmak, bayrağın yerine kendi logosunu koymak ve Armstrong'un ünlü sözünü seslendirmek istedi. Armstrong ses ve görüntüsünün kullanılmasına izin vermedi. 1994'te ise Hallmark şirketi, onun adını ve "Bu bir insan için küçük, insanlık için dev bir adım" sözünün kaydını izinsiz biçimde bir Noel süsünde kullandı. Armstrong dava açtı; anlaşmazlık açıklanmayan bir miktar karşılığında mahkeme dışında çözüldü ve Armstrong bu parayı mezun olduğu Purdue Üniversitesi'ne bağışladı.
İmzası da benzer bir sorun yarattı. Armstrong uzun süre imza isteklerini geri çevirmedi, ancak 1993 civarında imzalarının internette satıldığını ve bunların büyük kısmının sahte olduğunu fark edince imza vermeyi tamamen bıraktı. İzci örgütünde en yüksek rütbeye ulaşan gençlere yıllarca tebrik mektubu yazmayı da 1990'larda sonlandırdı; bu mektupların gençleri tanıyan kişilerce yazılması gerektiğini düşünüyordu. Yalnızca 2003'te bu türden 950 talep aldığı biliniyor. Bu kararlar, onun hakkındaki "inzivaya çekilmiş kahraman" efsanesini besledi.
Sessiz bir akademisyen
Armstrong aslında toplumdan kopmuş değildi; yalnızca görünürlüğünü kendi belirlemek istiyordu. 1971'de NASA'dan ayrıldıktan sonra Cincinnati Üniversitesi'nde havacılık ve uzay mühendisliği alanında ders verdi, uçak tasarımı ve deneysel uçuş mekaniği üzerine lisansüstü dersler açtı. 1986'da Challenger faciasını araştıran Rogers Komisyonu'nda başkan yardımcısı olarak görev yaptı, çeşitli şirketlerin yönetim kurullarında yer aldı. Ancak röportajları nadir, kamusal görünümleri seçiciydi.
Şöhretin yan etkileri bazen tamamen hayal ürünüydü. 1980'lerin başında Endonezya, Mısır ve Malezya'da, Armstrong'un Ay'da yürürken ezan sesi duyduğu ve ardından Müslüman olduğu yönünde bir söylenti yayıldı. Söylentiyi besleyen etkenlerden biri, Armstrong'un uzun yıllar yaşadığı Ohio'daki Lebanon kasabasının adının Lübnan ile karıştırılmasıydı. ABD Dışişleri Bakanlığı Mart 1983'te Müslüman ülkelerdeki temsilciliklerine, iddianın doğru olmadığını bildiren bir mesaj göndermek zorunda kaldı. Söylenti sonraki otuz yıl boyunca zaman zaman yeniden gündeme geldi.
Bu tutumun arkasında, Ay'a inişin bireysel değil kolektif bir başarı olduğuna dair inancı yatıyordu. Apollo programında yüz binlerce kişinin çalıştığını sık sık hatırlatan Armstrong, kendi adının ve görüntüsünün bu emeğin üstüne çıkarılmasından rahatsızdı. Ticari kullanım taleplerine karşı tavrı da bu bakış açısıyla tutarlıydı.
Uzay hatıralarının değeri
Armstrong'un saçı etrafındaki tartışma, uzay tarihine ait nesnelerin koleksiyon piyasasındaki değerinin kişisel haklarla nasıl çatışabileceğini gösteren bir örnek olarak hâlâ anılıyor. Apollo dönemine ait imzalı fotoğraflar, uçuşta kullanılmış eşyalar ve astronotların kişisel malzemeleri açık artırmalarda yüksek fiyatlara alıcı buluyor. Bu piyasada sahte ürünler ve belirsiz kökenli parçalar da ciddi bir sorun.
Neil Armstrong, 25 Ağustos 2012'de 82 yaşında, kalp ameliyatının ardından gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetti. Ailesi, onun büyük bir devlet töreninden hoşlanmayacağını düşünerek Cincinnati'de özel bir cenaze düzenledi; külleri Atlas Okyanusu'na serpildi. Ardında bıraktığı miras yalnızca Ay'daki ayak izi değil, şöhretin nasıl taşınması gerektiğine dair sessiz ama kararlı bir duruştu.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















