13 Ekim 2026, SalıAra

Uzay haberleri: fırlatmalar, gök olayları, uzay görevleri ve uzay bilimine dair Türkçe güncel gelişmeler

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü

1868'de Rasathane-i Âmire olarak kurulan, 1911'de Fatin Gökmen'le Kandilli'ye taşınan kurum; astronomi ve meteorolojiyle başlayıp Türkiye'nin deprem gözlem merkezi oldu.

Ülke
Türkiye (İstanbul)
Kuruluş yılı
1868
İnternet sitesi
www.koeri.boun.edu.tr

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), İstanbul'un Anadolu yakasında, Üsküdar'ın Kandilli Mahallesi'nde Boğaz'a bakan bir tepede bulunan, Boğaziçi Üniversitesi'ne bağlı bir araştırma enstitüsüdür. Kökeni 1868'de kurulan Rasathane-i Âmire'ye dayanır; kurum 1911'den beri bugünkü yerinde çalışıyor. Halk arasında en çok deprem bilgileriyle tanınsa da tarihi boyunca meteoroloji, astronomi, Güneş fiziği, zaman ölçümü ve yer manyetizması gibi pek çok alanda gözlem yaptı. Türkiye'de düzenli bilimsel gözlem geleneğinin en eski ve kesintisiz temsilcilerinden biridir.

Tarihçe

Rasathane-i Âmire 1868'de, Fransız hükümetinin önerisiyle, hava tahminlerinin telgrafla belirli merkezlere iletilmesi amacıyla kuruldu. Aletler Avrupa'dan getirildi ve gözlemevi önce Pera'da, yaklaşık 74 metre yükseklikteki bir tepede çalışmaya başladı. İlk müdürü, Osmanlı telgraf şebekesini yenileyen Aristide Coumbary'ydi. Kurumun kayıtlarına göre 1868'deki gözlem defterlerinde Köstence'den Beyrut'a, Bağdat'tan Diyarbakır'a uzanan 19 istasyon bulunuyordu.

10 Temmuz 1894'teki büyük İstanbul depremi, rasathanede deprem ölçüm aletlerinin eksikliğini gösterdi. Bunun üzerine İtalya'dan sismograflar alındı; biri rasathaneye, biri Yıldız Sarayı'na kuruldu. Aletleri kurmak için İstanbul'a davet edilen İtalyan sismolog G. Agamennone burada iki yıl kalarak bir gözlemci ağı oluşturdu ve deprem bültenleri yayımladı. Coumbary'nin ardından matematikçi Salih Zeki Bey müdür oldu; rasathane daha sonra Maçka'ya taşındı.

12 Nisan 1909'da, 31 Mart Vakası sırasında ayaklananlar rasathaneyi aletleri ve sismograflarıyla birlikte tahrip etti. 21 Haziran 1910'da matematikçi Fatin Gökmen (Fatin Hoca) yeni kurulacak rasathanenin müdürlüğüne atandı. Fatin Hoca'nın amacı, meteoroloji istasyonu olarak doğan kurumu bir astronomi ve jeofizik merkezine dönüştürmekti. Yeni yer olarak Vaniköy üzerindeki İcadiye tepesini seçti; rasathane 1911'in başlarında burada göreve başladı ve 1 Temmuz 1911'den itibaren meteorolojik ölçümler düzenli olarak kaydedilmeye başlandı.

Cumhuriyet döneminde kurum yeniden yapılandı. 1936'da ilk kez Kandilli Rasathanesi adını, kırklı yıllarda da Kandilli Astronomi ve Jeofizik Rasathanesi adını aldı. 1964'ten sonra modern bina ve tesislerin tamamlanmasıyla en hızlı gelişme dönemine girdi. 17 Haziran 1982'de Millî Eğitim Bakanlığı'ndan Boğaziçi Üniversitesi'ne devredildi ve bugünkü adıyla rektörlüğe bağlı bir enstitüye dönüştü.

Aletler ve çalışmalar

Astronomi gözlemleri için 1918'de Carl Zeiss Jena firmasına 20 santimetrelik bir ekvatoryal dürbün sipariş edildi; dürbün ancak 1925'te geldi ve binası 1935'te hizmete açıldı. Bu binada uzun yıllar Güneş lekesi gözlemleri yapıldı. Enstitünün teleskopları arasında bu 20 cm'lik Zeiss mercekli (kırıcı) teleskop ile 35 cm'lik bir Cassegrain aynalı teleskop sayılır.

Zaman ölçümü kurumun önemli işlerinden biriydi. 1925'ten itibaren radyo alıcıları ve prizmalı usturlap, 1927'de bir Askania meridyen geçiş aleti alındı. 1947'de açılan Zaman Astronomisi binasından saat işaretleri radyo aracılığıyla Türkiye geneline yayımlandı. 26 Aralık 1925 tarihli ve 698 sayılı kanunla kameri ay başlarının ve dinî günlerin belirlenmesi görevi de Kandilli'ye verildi.

Deprem çalışmaları için 1930'da başlanan Sismoloji Binası 1934'te tamamlandı ve aynı yıl sismograflarla düzenli deprem kayıtlarına başlandı. Sismografların durduğu salon, çevredeki titreşimleri azaltmak için toprağın içine, kalker bloklara oturan beton ayaklar üzerine kuruldu. Yer manyetizması ölçümleri 1927'de Fatin Gökmen'in yaptığı ilk ölçümle başladı; sistematik ölçümler 1947'den sonra yerleşti. 1947'de Güneş üzerindeki leke ve meşale gözlemlerine, 1949'da da renkküre gözlemlerine başlandı. 1964-1980 arasında kurulan tesisler arasında 15 metre yüksekliğindeki Fatin Hoca Güneş Kulesi de vardır.

Bugün enstitünün deprem mühendisliği, jeodezi ve jeofizik anabilim dallarında lisansüstü eğitim verilir. Astronomi, jeomanyetizma ve meteoroloji laboratuvarları ile Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi, Ankara'daki Belbaşı Nükleer Denemeleri İzleme Merkezi ve Bursa'daki İznik Deprem Zararlarının Azaltılması Hizmet Merkezi de enstitüye bağlıdır.

Önemli başarılar

  • Devlet Meteoroloji İşleri'nin 1929'da düzenli gözlemlere başlamasına kadar ülkede meteoroloji gözlemi ve tahmini yapan tek kuruluştu.
  • 19 Haziran 1936'da Uludağ'dan gözlenen tam Güneş tutulması, kurumun ilk Güneş fiziği çalışması oldu; ekvatoryal dürbün korona fotoğrafları için Uludağ'a taşındı.
  • 1938 Kırşehir depreminden sonra deprem bölgelerine uzman ekip gönderip yerinde inceleme yapma geleneğini başlattı.
  • 1962'den sonra yapılan çalışmalar uluslararası bilim dergilerinde yayımlanmaya başladı; enstitü, UNESCO destekli Balkan sismisite projesine ve Marmara'nın sismik hareketlerini izleyen MARNET projesine katıldı.
  • Deprem konusunda gözlem, eğitim, araştırma ve uygulamayı tek çatı altında toplayan ilk kuruluş olma özelliğini taşır; deprem mühendisliği anabilim dalı Türkiye'de bu alanda lisansüstü eğitim veren ilk birimdir.

Bugün

Kandilli bugün deprem izleme işini Ulusal Deprem İzleme Merkezi ve Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi aracılığıyla sürdürüyor. Kampüste ayrıca Kandilli Deprem Müzesi ve Afete Hazırlık Eğitim Birimi bulunur. 1934'te açılan tarihî Sismograf Binası 2001'e kadar kullanıldı; 2005'te özgün biçimi korunarak onarıldı ve 21 Haziran 2006'da Bilim Tarihi Koleksiyonu olarak yeniden açıldı. Koleksiyonda Rasathane-i Âmire döneminden kalan sismograflar, usturlaplar, rubu tahtaları, gök küreleri, meridyen teleskopları ve astronomi yazmaları sergileniyor. Türkiye'de gökbilimin gelişiminde Kandilli'nin yerini Türk astronomlar kimlerdir? yazısında da bulabilirsiniz.

Bilmeye değer

  • Rasathanenin 1909'da tahrip edilen aletlerinden kurtarılan parçalar korunmak üzere Kabataş Lisesi'ne teslim edildi; aralarında 8 cm çaplı bir dürbün de vardı.
  • Fatin Gökmen, 1924'teki bir röportajında Zeiss dürbününün 23 bin liraya mal olduğunu ve binası için 35 bin lira gerektiğini anlatmıştı.
  • Kurum 1912'de aldığı iki kronometre ve iki sekstantla İstanbul'daki saatleri bir saniye hatayla ayarlayabiliyordu.
  • Birinci Dünya Savaşı'nın ardından gelen işgal döneminde İngiliz birlikleri rasathaneye el koydu, binayı yaktı ve çevredeki fıstık ağaçlarına zarar verdi; Fatin Hoca'nın şikâyeti üzerine askerler rasathaneden çekildi.

Fotoğraf: Ilyacadiz · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

Benzer kurumlarTümü →

Yukarı çık

Ziyaret istatistikleri ve reklamlar için çerez kullanmak istiyoruz. İzin vermezseniz yalnız zorunlu çerezler kullanılır. Ayrıntılar