The Fountains of Paradise (Arthur C. Clarke): konusu, uzay asansörü ve rehberi
Arthur C. Clarke'ın 1979 tarihli romanı, ekvatordan geostationer yörüngeye uzanan bir uzay asansörünün inşasını anlatır; Hugo ve Nebula ödüllü kitabın özeti, bilimi ve okuma rehberi.
- Tür
- Roman
- Yazar
- Arthur C. Clarke
- İlk yayın yılı
- 1979
- Sayfa
- 256
The Fountains of Paradise, İngiliz yazar Arthur C. Clarke'ın 1979'da yayımlanan bilimkurgu romanıdır. Konusu, Dünya'nın ekvatorundan geostationer yörüngeye kadar uzanan dev bir yapının, yani bugün "uzay asansörü" dediğimiz fikrin inşasıdır. Kitap hem Hugo hem Nebula ödülünü kazanmış, uzay asansörü kavramını mühendis çevrelerinin dışında geniş bir okur kitlesine tanıtan eser olarak anılır. Roman, Clarke'ın son dönem çalışmalarının en kapsamlısı sayılır.
Kitap ne anlatıyor?
Hikâyenin merkezinde Vannevar Morgan adlı bir mühendis vardır. Yirmi ikinci yüzyılda geçen ana anlatıda Morgan, roketlere ihtiyaç duymadan yük ve insan taşıyabilecek bir "yörünge kulesi" kurmayı tasarlar: ekvatordaki bir noktadan başlayıp yaklaşık 36.000 kilometre yukarıdaki sabit bir istasyona uzanan bir hat. Fikir kâğıt üzerinde mümkün görünür, ama kitap asıl soruyu mühendislikle sınırlı bırakmaz: böyle bir yapı nereye kurulabilir, o yerin sahibi kimdir ve orada yaşayanların inancı bu işe nasıl bakar?
Clarke olayları Taprobane adlı kurgusal bir ada ülkesine yerleştirir. Kendi tarifine göre bu ülke gerçek Sri Lanka ile yaklaşık yüzde doksan örtüşür; yazar adayı, kuleye uygun olsun diye gerçek konumunun güneyine, ekvatorun üzerine taşımıştır. Kitaptaki Sri Kanda dağı da gerçekteki Sri Pada'ya (Adem'in Tepesi) benzer, saray kalıntıları ise Sigiriya'daki gerçek arkeolojik alandan esinlenmiştir.
Roman tek bir zaman diliminde akmaz. Morgan'ın hikâyesine, binlerce yıl önce yaşamış Kral Kalidasa'nın anlatısı ve çok uzak geleceğe bakan bir bölüm eşlik eder. Bu üç katman, "insan, imkânsız görünen yapıları neden kurar?" sorusunu farklı çağlardan sorar.
Kitabın özeti
Bu bölüm kitabın sonunu da anlatır.
Roman, çok eski bir dönemde adayı yöneten Kral Kalidasa'nın görkemli bir zevk bahçesi yaptırmasıyla açılır. Bahçenin en çarpıcı yanı çalışan fıskiyeleridir. Bu giriş, kitabın temasını baştan kurar: hırs ve mühendislik, engelleri aşmaya çalışan insanda buluşur.
Asıl hikâye yirmi ikinci yüzyıla geçer. Morgan, yapıyı kurabileceği yerleri inceler ve gerçekçi olarak yalnız iki seçenek kalır: Pasifik Okyanusu'nun ortası ya da Taprobane'deki Sri Kanda. Sri Kanda'da ise dağın tepesinde bir Budist tapınağı bulunur ve keşişler, inşaata izin vermez. Morgan'ın işi bu yüzden siyasi, hukuki ve manevi bir mücadeleye dönüşür. Aynı sırada Mars'taki yerleşimciler, çözüm olarak Mars'ta daha küçük bir kule kurulup Deimos uydusuna bağlanmasını önerir; yani fikir tek bir gezegene mahkûm değildir.
Engellere rağmen inşaat ilerler, ama yol kayıpsız geçmez; çalışma sırasında can kayıpları yaşanır. Morgan'ın kalbi de hastalanmıştır. Kitabın dramatik doruğunda, kuleden mahsur kalan öğrenciler ve bir profesör için kurtarma çıkışı yapar, onlara yiyecek ve oksijen ulaştırır; ancak inişte kalp krizi geçirerek ölür. Mühendislik zaferi, onu kuran kişinin bedensel sınırıyla birlikte verilir.
Anlatı sırasında insan yapımı olmayan bir cisim de gündeme girer: "Starglider" adı verilen, Starholme dünyasından gelen insansız bir yabancı uzay aracı Güneş Sistemi'nden geçer. Clarke bu karşılaşmayı diğer ilk temas anlatılarından farklı kurar.
Roman, çok uzak geleceğe bakan bir kapanışla biter. O çağda Dünya çevresinde bir halka yerleşimi vardır ve yüzeye çok sayıda uzay asansörüyle bağlıdır. Aynı dönemde Güneş belirgin biçimde soğumaktadır ve Dünya buzla kaplı bir çorak yer hâline gelmektedir; yabancı bir varlık insanlıkla temas kurar. Böylece asansör, kitabın sonunda tek bir mühendisin işi olmaktan çıkar ve insanlığın gezegenine bağımlılığını aşma çabasının simgesine dönüşür.
Yazar ve yazıldığı dönem
Arthur C. Clarke 16 Aralık 1917'de İngiltere'nin Minehead kasabasında doğdu, 19 Mart 2008'de Sri Lanka'nın Kolombo kentinde öldü. 1945'te Wireless World dergisinde, uyduların Dünya'nın dönüşüyle aynı hızda hareket ederek haberleşme için kullanılabileceğini anlatan yazılarıyla tanındı. Geostationer yörünge bu yüzden "Clarke yörüngesi" adıyla da anılır. Clarke 1956'da Seylan'a (Sri Lanka) taşındı, ömrünün geri kalanını orada geçirdi; önce Unawatuna'da, sonra Kolombo'da yaşadı. The Fountains of Paradise, onun Sri Lanka'da yaşarken yazdığı romanlardandır ve adanın coğrafyası ile tarihi kitaba doğrudan yansımıştır.
Kitabın yazıldığı yıllarda uzay asansörü kavramı yeni değildi. Rus bilim insanı Konstantin Tsiolkovski bu türden bir "gökyüzü merdiveni" fikrini 1895'te dile getirmişti, ancak onunki bir gerilim kablosundan çok bir sıkışma kulesiydi. Modern kablolu yaklaşımı 1960'ta Yuri Artsutanov geliştirdi; Jerome Pearson ise 1975'te yaklaşık 144.000 kilometreye uzanan bir "yörünge kulesi" tasarımı yayımladı. Clarke'ın romanı bu çalışmaların üstüne, hem insani bir hikâye hem de iyi tanımlanmış bir mühendislik problemi olarak oturdu ve fikri geniş okur kitlesine ulaştırdı. Yazar, sonraki yıllarda fikrin savunucularından biri olarak kaldı; 2008'de IEEE Spectrum'a verdiği demeçte belki bir kuşak sonra uzay asansörünün geostationer uydular kadar önemli sayılabileceğini söyledi.
Kitaptaki bilim
Romanın bilimsel omurgası geostationer yörüngedir. Dünya'nın ekvatorundan yaklaşık 35.786 kilometre yukarıda bulunan bu yörüngede bir cisim, Dünya'nın kendi çevresinde bir dönüşü (bir yıldız günü, yaklaşık 1436 dakika) kadar sürede tur atar. Yaklaşık 3,07 km/sn hızla giden cisim, Dünya'nın yüzeyinden bakıldığında gökyüzünde aynı noktada kalır. İlk gerçek geostationer uydu 1964'te fırlatılan Syncom 3'tür. Bugün bu yörüngede çok sayıda haberleşme ve gözlem uydusu bulunur (ayrıntı için yapay uydular sayfasına bakın).
Uzay asansörü bu yörüngenin mantıksal uzantısıdır. Yapının tabanı ekvatorda bir noktaya sabitlenir, kablo geostationer yüksekliğe ve onun ötesindeki bir karşı ağırlığa uzanır. Dünya'nın dönmesinden doğan merkezkaç etkisi kabloyu gergin tutar. Kablonun üzerinde, saatte yaklaşık 300 kilometre hızla giden tırmanıcıların yükü taşıması öngörülür; bu hızla geostationer yüksekliğe ulaşmak kabaca beş gün sürer. Bu fikrin ayrıntılı bilimsel anlatımı için uzay asansörü sayfasına bakabilirsiniz.
En büyük engel malzemedir. Kablo, kendi ağırlığını en yüksek gerilimin olduğu geostationer seviyede taşımak zorundadır. Bir malzemenin kendi ağırlığı altında asılı kalıp kırılmadan taşıyabileceği uzunluğa "kırılma uzunluğu" denir. Çelik için bu değer yalnız 20-30 kilometre kadardır. Bir Dünya asansörü için gereken kırılma uzunluğu ise kabaca 3100-8200 kilometre aralığında hesaplanır. Karbon nanotüplerin ve grafen şeritlerin kuramsal olarak 5000-6000 kilometrelik kırılma uzunluğuna ulaşabileceği öngörülür; ancak bunlar kuramsal beklentilerdir; bu uzunlukta kusursuz bir kablo henüz üretilemiyor.
Clarke bu soruna romanda "hiperfilament" adını verdiği bir çözümle yaklaşır: sürekli, yarı tek boyutlu bir elmas kristalinden oluşan, mikroskobik incelikte ama olağanüstü dayanıklı bir tel. Yazar sonradan, aynı rolü fulleren (buckminsterfullerene) gibi karbon yapılarının oynayabileceğini söylemiştir; bugün tartışmanın merkezinde karbon nanotüpler vardır. Yani romanın malzeme tahmini yönünü doğru göstermiş, ama kitabın dünyasındaki gibi üretilebilir bir malzeme henüz ortada yok.
Kitabın bir başka bilimsel fikri, Mars üzerinde bir asansörün kurulabilirliğidir. Gerçekten de Mars'ın daha zayıf kütleçekimi bu fikri Dünya'dakinden daha mümkün kılar; Ay'da ise gezegenin yeterince hızlı dönmemesi nedeniyle merkezkaç etkisiyle ayakta duran bir asansör işlemez, farklı bir fizik gerekir. Romanın Mars alternatifi bu yüzden bilimsel olarak da anlamlı bir yan öneridir.
Etkisi ve ödülleri
The Fountains of Paradise, Nebula Ödülü'nü 1979 için, Hugo Ödülü'nü 1980 için kazandı. Aynı yıllarda Locus ve İngiliz Bilimkurgu Derneği (BSFA) ödüllerine de aday gösterildi. Bilimkurgu Ansiklopedisi (SFE) romanı, Clarke'ın kariyerinin son döneminin en kapsamlı eseri olarak değerlendirir ve teknolojik evrim ile insanlığın yücelişi temalarını doğrudan bir anlatımla birleştirdiğini belirtir.
Romanın asıl etkisi kavramsal alandadır. Uzay asansörü fikri, kitaptan sonra bilim, mühendislik ve popüler kültürde çok daha sık anılır oldu. Clarke'ın sonraki romanlarında da izleri sürülür: 3001: The Final Odyssey'de Dünya çevresinde uzay asansörleriyle bağlanan bir halka yerleşimi anlatılır; bu fikir ilk kez bu romanın kapanışında görülür. Kitabın insansız yabancı bir aracın Güneş Sistemi'nden geçişi motifi ise Rama ile Randevu ile akrabadır.
Uyarlamaları
Doğrulayabildiğimiz kaynaklarda romanın bilinen büyük bir film ya da dizi uyarlaması yoktur. Sitede bu kitaba bağlanabilecek bir film veya dizi sayfası da bulunmuyor.
Kimlere uygun, nereden başlanır?
Kitap, uzay mühendisliğine ve "bu gerçekten yapılabilir mi?" sorusuna meraklı okurlar için uygundur. Clarke'ın diğer büyük romanlarına göre daha az kozmik, daha çok insani ve mühendisliğe yakın bir ton taşır; bu yüzden bilimkurguya yeni başlayan, ama teknik konulara ilgi duyan okur için iyi bir kapıdır. Yapısı bölümlü ve zaman sıçramalıdır; tempo yer yer ağır olabilir, ama görece kısa bir romandır.
Clarke'ı baştan okumak isteyenler için 2001: Bir Uzay Destanı ve Uzay Destanı okuma sırası doğal bir sıradır; daha yakın bir mühendislik hikâyesi için ise Rama ile Randevu önerilir. Fountains of Paradise, bu serilerin hiçbirinin devamı değildir ve tek başına okunabilir.
Yazarın diğer kitaplarıTümü →
The Lost Worlds of 2001 (Arthur C. Clarke): 2001'in yazılış günlüğü ve rehberiArthur C. Clarkeİnceleme / belgesel
Profiles of the Future (Arthur C. Clarke): Clarke yasaları, tahminleri ve rehberiArthur C. ClarkeBilim kitabı
The Exploration of Space (Arthur C. Clarke): özeti, bilimi ve okuma rehberiArthur C. ClarkeBilim kitabı
The Nine Billion Names of God (Arthur C. Clarke): öyküleri, bilimi ve rehberiArthur C. ClarkeÖykü
The Sentinel (Arthur C. Clarke): 2001'in öyküsü, bilimi ve okuma rehberiArthur C. ClarkeÖykü
The Last Theorem (Arthur C. Clarke, Frederik Pohl): konusu, Fermat ve rehberiArthur C. ClarkeRoman



















