Dünyalar Savaşı (H. G. Wells): konusu, Mars bilimi ve uyarlamaları
H. G. Wells'in 1898 tarihli romanı Dünyalar Savaşı, Marslıların İngiltere'yi istilasını anlatan ilk büyük uzaylı istilası öyküsü; özeti, gerçek Mars bilimi ve uyarlamaları.
- Tür
- Roman
- Yazar
- H. G. Wells
- İlk yayın yılı
- 1898
- Türkçe baskı
- Dünyalar Savaşı — Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
- Sayfa
- 319
- Filmi / dizisi
- Sayfasını aç →
- Ücretsiz ve yasal oku
- www.gutenberg.org/ebooks/36
Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds), İngiliz yazar H. G. Wells'in Marslıların Dünya'yı istilasını anlatan bilimkurgu romanıdır. Önce 1897'de İngiltere'de Pearson's Magazine'de, ABD'de Cosmopolitan dergisinde tefrika edildi; kitap olarak Ocak 1898'de Londra'da William Heinemann tarafından yayımlandı. Uzaylı istilasını bilimkurgunun temel temalarından biri hâline getiren roman, aradan geçen yüz yılı aşkın sürede radyo, sinema, müzik ve televizyon için defalarca yeniden anlatıldı.
Kitap ne anlatıyor?
Roman, yazıldığı dönemin İngiltere'sinde, Londra'nın güneybatısındaki Surrey kırsalında başlar. Adı hiç verilmeyen anlatıcı, Mars ile Dünya'nın birbirine yaklaştığı bir dönemde gökbilimcilerin kızıl gezegende tuhaf parlamalar gördüğünü anlatır. Kısa süre sonra Woking kasabası yakınındaki Horsell kırına gökten dev bir metal silindir düşer. Önce meraklı kalabalıkları toplayan bu cisim, içinden çıkan canlıların niyeti anlaşılınca ülkeyi baştan sona sarsan bir felaketin başlangıcı olur.
Kitap iki bölümden oluşur: "Marslıların Gelişi" ve "Marslıların Egemenliğindeki Dünya". Wells, olayları büyük bir komutanın ya da devlet adamının değil, sıradan bir tanığın gözünden anlatır. Gerçek kasaba, yol ve tren istasyonu adları, gazete haberini andıran anlatım ve ayrıntılı coğrafya, olağanüstü olayı gündelik bir manzaranın içine yerleştirir. Wells'in bilimkurgu için önerdiği bilinen ilkeye göre öyküde yalnızca tek bir olağanüstü varsayım bulunmalı, geri kalan her şey gerçekçi olmalıdır; Dünyalar Savaşı bu ilkenin en bilinen örneklerinden biridir.
Romanın asıl hedefi Marslılar değil, insanın kendinden hoşnutluğudur. Wells, Avrupa sömürgeciliğinin Tazmanya'nın yerli halkı üzerindeki yıkıcı etkisinden esinlenmişti. Kitap, dünyanın en güçlü imparatorluğunun başkentini bu kez istilacının değil, istila edilenin yerine koyar ve okura teknolojik üstünlüğün karşı tarafta nasıl göründüğünü sorar.
Kitabın özeti
Bu bölüm kitabın sonunu da anlatır.
Silindirin kapağı açıldığında içinden iri gövdeli, dokunaçlı Marslılar çıkar. Barışçıl bir temas umuduyla yaklaşan küçük heyet, görünmez bir ısı ışınıyla yakılır. Ardından başka silindirler de iner ve Marslılar yaptıkları dev, üç ayaklı savaş makineleriyle ilerlemeye başlar. Anlatıcı karısını akrabalarının yanına, Leatherhead'e götürür; ama geri döndüğünde istilacıların arasında kalır ve ona bir daha ulaşamaz. Dağılmış bir topçu birliğinden kurtulan bir askerle, sonra da inancını yitirmekte olan bir din adamıyla yollarını birleştirir.
Ordu, toplarıyla birkaç makineyi düşürse de ısı ışını ve yere çöken zehirli kara duman karşısında çaresiz kalır. Londra boşalır; anlatıcının kardeşi kaçan kalabalıkla birlikte doğu kıyısına ulaşır ve küçük bir savaş gemisinin, Thunder Child'ın, mültecilerin gemilerini korumak için makinelere saldırışına tanık olur.
Kitabın ikinci bölümünde anlatıcı ile din adamı, yakına düşen bir silindirin yıktığı bir evin enkazında mahsur kalır. Buradan Marslıların nasıl beslendiğini, makinelerini nasıl kurduklarını ve gezegenlerinden getirdikleri kızıl bitkinin çevreyi nasıl kapladığını izlerler. Kapalı kalmanın baskısı altında din adamının aklı karışır ve sonunda bu durum ikisini de tehlikeye atar; din adamı Marslılar tarafından götürülür. Anlatıcı on beş gün sonra dışarı çıktığında tanıdığı manzara değişmiştir. Yolda yeniden karşılaştığı topçu, yeraltında yeni bir insan düzeni kurma hayalleri anlatır, ama anlatıcı bu planların içi boş olduğunu görüp yoluna devam eder.
Issız Londra'ya vardığında, insanlığın bütün silahlarının başaramadığını en küçük canlıların başardığını anlar: Marslılar, bağışıklıkları olmayan Dünya bakterileri yüzünden ölmüştür; kızıl bitki de aynı nedenle çürüyüp yok olur. Toplum yavaş yavaş toparlanır, bilim insanları geride kalan makineleri incelemeye başlar. Anlatıcı, öldüğünü sandığı karısıyla yeniden kavuşur. Kitap, insanlığın evrendeki yerine artık eskisi kadar kendinden emin bakamayacağı düşüncesiyle kapanır.
H. G. Wells ve kitabın yazıldığı dönem
Herbert George Wells, 21 Eylül 1866'da İngiltere'nin Kent bölgesindeki Bromley'de doğdu. Londra'daki Normal School of Science'ta (sonradan Royal College of Science) biyoloji okudu; hocası, Darwin'in evrim kuramının en ateşli savunucularından Thomas Henry Huxley'di. Bu eğitim, romandaki evrim ve doğal seçilim düşüncesinin kaynağıdır. Wells, kısa sürede birbiri ardına "bilimsel romanslar" yayımladı: Zaman Makinesi (1895), Doktor Moreau'nun Adası (1896), Görünmez Adam (1897), Dünyalar Savaşı (1898) ve Ay'daki İlk İnsanlar (1901). Edebiyat Nobel Ödülü'ne dört kez aday gösterildi; Jules Verne ve Hugo Gernsback ile birlikte zaman zaman "bilimkurgunun babası" diye anılır. 13 Ağustos 1946'da Londra'da öldü.
Kitabın yazıldığı yıllarda Mars, kamuoyunun en çok merak ettiği gök cismiydi. İtalyan gökbilimci Giovanni Schiaparelli 1877'de gezegende gördüğü çizgilere "canali" (kanal, oluk) demiş, kelime İngilizceye yapay su kanalı anlamına gelen "canals" diye aktarılmıştı. Amerikalı Percival Lowell 1895'te yayımladığı kitapta bu çizgilerin, kuruyan bir gezegende akıllı canlıların inşa ettiği sulama kanalları olduğunu ileri sürdü. Dönemin yaygın görüşüne göre Mars, Dünya'dan daha yaşlıydı; bu yüzden orada evrimin daha ileri gitmiş olabileceği düşünülüyordu. Wells, 1894'te bir Fransız gökbilimcinin Mars'ta tuhaf ışıklar gördüğünü bildirmesini de romandaki silindirlerin fırlatılışına esin kaynağı olarak kullandı.
Kitaptaki bilim: Mars gerçekte nasıl bir yer?
Wells'in Marsı, kuruyan ve soğuyan, bu yüzden genç ve sulak Dünya'ya göz diken yaşlı bir dünyadır. Bugünkü bilgimiz bu tablonun bir kısmını doğrular, bir kısmını tamamen yıkar. NASA'ya göre Mars, Güneş Sistemi'nin geri kalanıyla birlikte yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluştu; yani Dünya'dan belirgin biçimde yaşlı değildir. Ama gezegenin geçmişte daha ılık ve sulu olduğu kesin: eski nehir vadileri, deltalar ve göl yatakları bunun izlerini taşır. Bugün ise atmosferi son derece incedir; yüzey basıncı Dünya'dakinin yaklaşık yüzde 0,6'sı kadardır ve bu ince havanın yaklaşık yüzde 95'i karbondioksittir. Sıvı su yüzeyde kalıcı olarak duramaz; su büyük ölçüde kutuplarda ve yer altında buz olarak bulunur. Ayrıntılar Mars'ta su sayfasında.
Kanallar ise bir yanılsamaydı. Fransız-Yunan gökbilimci Eugène Antoniadi 1909'da Paris yakınlarındaki Meudon Gözlemevi'nin büyük teleskobuyla kanal göremedi. 1965'te Mars'ın yakından fotoğraflarını çeken Mariner 4 sondası kraterlerle dolu, çorak bir yüzey gösterdi ve gelişmiş bir Mars uygarlığı fikri bilimsel olarak sona erdi. Keşfin hikâyesi Mars'ın keşfi sayfasında anlatılıyor. Bugün araştırmalar, akıllı Marslıları değil, gezegen sulakken yaşamış olabilecek mikroskobik canlıların izlerini arıyor.
Romanın bazı öngörüleri ise dikkat çekici. Görünmez, yoğunlaştırılmış ısı ışını, onlarca yıl sonra geliştirilecek lazeri akla getirir; yere çöken zehirli duman, kimyasal silahların savaş alanına çıkmasından önce yazılmıştır. En kalıcı fikir de sondur: Dünya'yı ordular değil mikroplar kurtarır. Bu fikir bugün uzay ajanslarının gündelik işidir. NASA'nın "gezegen koruma" kuralları, araçlarla Dünya mikroplarının başka gök cisimlerine taşınmasını (ileri kirlenme) ve başka dünyalardan olası canlıların Dünya'ya getirilmesini (geri kirlenme) önlemeyi amaçlar. 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması da devletlerden gök cisimlerinin zararlı biçimde kirletilmesinden kaçınmalarını ister. Wells'in romanında istilacıları yok eden şey, bugün bilim insanlarının Mars'a giden her araçta özenle temizlemeye çalıştığı şeydir.
Etkisi
Dünyalar Savaşı, bilimkurgu ödüllerinin henüz verilmediği bir dönemde yazıldı; etkisi ödüllerle değil, açtığı yolla ölçülür. Uzaylı istilası bugün bilimkurgunun en köklü alt türlerinden biridir ve bu türün sayısız filmi, dizisi ve romanı bir biçimde Wells'in kurduğu çerçeveye dayanır. Türün sinemadaki izleri eskimeyen uzaylı istilası filmleri yazımızda.
Kitabın en beklenmedik etkisi ise gerçek uzay biliminde oldu. Modern roketçiliğin öncülerinden Robert Goddard, gençliğinde bu romanı okuyunca uzaya ilgi duymaya başladı. 19 Ekim 1899'da, 17 yaşındayken bir kiraz ağacına tırmandığı gün Mars'a yükselebilecek bir araç yapmanın ne kadar harika olacağını düşündüğünü yazdı ve hayatı boyunca bu tarihi kendine özel bir "yıl dönümü" olarak kutladı.
Romanın en ünlü yeniden anlatımı 30 Ekim 1938'de CBS radyosunda yayımlandı. Orson Welles'in yönettiği ve seslendirdiği Mercury Theatre on the Air programı için Howard Koch'un uyarladığı oyun, olayları dönemin Amerika'sına taşıdı ve Marslıları New Jersey'deki Grovers Mill'e indirdi; haber bülteni biçimindeki anlatım bazı dinleyicileri gerçekten istila olduğuna inandırdı. Ancak bugünkü tarihçilere göre "kitlesel panik" efsanesi büyük ölçüde abartıdır: yayını dinleyenler azdı ve o dönemde reklam gelirini radyoya kaptıran gazeteler, yeni rakiplerini sorumsuz göstermek için tek tük korku vakalarını şişirdi.
Uyarlamaları
- 1938, radyo: Orson Welles'in yukarıda anlatılan CBS yayını.
- 1953, film: Yapımcı George Pal, yönetmen Byron Haskin. Özel efektleriyle Oscar kazandı.
- 1978, müzik albümü: Jeff Wayne'in Richard Burton ve David Essex'in de yer aldığı müzikal albümü. Albüm büyük satış başarısı kazandı ve uzun yıllar konser turnelerinde sahnelendi.
- 2005, film: Steven Spielberg'in yönettiği, Tom Cruise'un başrolünü oynadığı Dünyalar Savaşı, hikâyeyi günümüz ABD'sinin doğu kıyısına taşıdı.
- 2019, televizyon: BBC romanı bir mini diziye uyarladı; aynı yıl Fox ve Canal+ ortaklığıyla başlayan ayrı bir dizi 2022'ye kadar sürdü.
- 2025, film: Rich Lee'nin yönettiği, Ice Cube'un oynadığı uyarlama eleştirmenlerden çok olumsuz not aldı.
Kimlere uygun, nereden başlanır?
Dünyalar Savaşı kısa ve hızlı okunan bir romandır; ilk baskısı 319 sayfaydı. Klasik bilimkurguya başlamak isteyen lise ve üniversite öğrencileri için iyi bir giriş kapısıdır, çünkü türün bugün kanıksanmış pek çok fikrinin ilk hâlini gösterir. Viktorya dönemi İngilizcesinin uzun tasvirleri yer yer ağır gelebilir; ama Türkçe çeviride akış korunur. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın Modern Klasikler dizisinde Celâl Üster çevirisiyle yayımlanan baskı 264 sayfadır.
Romanı Spielberg'in filmiyle birlikte okumak, aynı hikâyenin 1890'ların sömürgecilik kaygısından 2000'lerin terör ve felaket korkusuna nasıl taşındığını görmek için iyi bir yoldur. Ardından Wells'in Zaman Makinesi ve Ay'daki İlk İnsanlar romanlarına geçilebilir. Uzaylılarla karşılaşma sorusunun bilimsel yanını merak edenler Fermi paradoksu sayfasına, başka kitap önerisi arayanlar da uzay ve bilimkurgu meraklıları için 12 klasik listemize göz atabilir.
























