Gökyüzü düşmanla doldu: Eskimeyen beş uzaylı istilası filmi ve bilimsel karnesi
Mars Attacks!'ten Dünyalar Savaşı'na, uzaylı istilasını farklı tonlarda anlatan beş Hollywood yapımını konusu, kadrosu ve bilimsel açıdan ne kadar tutarlı olduğuyla birlikte ele aldık.

Uzaylıların Dünya'ya gelişi, bilimkurgunun en eski ve en esnek temalarından biri. H. G. Wells'in 1898'de yayımlanan Dünyalar Savaşı romanından bu yana bu tema bazen savaş destanı, bazen kara komedi, bazen de aile dramı olarak anlatıldı. 1990'ların ortasından 2000'lerin başına uzanan kısa bir dönemde Hollywood, bu temanın bugün hâlâ izlenen en bilinen örneklerini art arda üretti. Aşağıdaki beş film, hem farklı yaklaşımları hem de gökbilim ve biyoloji açısından ne kadar yerinde oldukları bakımından ilginç bir karşılaştırma sunuyor.
1996: Aynı yıl, iki zıt istila
Independence Day. Roland Emmerich'in yönettiği film, dünyanın büyük şehirlerinin üzerinde beliren devasa uzay gemilerinin aynı anda saldırıya geçmesiyle başlıyor. Will Smith'in canlandırdığı savaş pilotu Steven Hiller, Jeff Goldblum'un oynadığı bilgisayar uzmanı David Levinson ve Bill Pullman'ın canlandırdığı ABD Başkanı Thomas Whitmore, insanlığın karşı saldırısını örgütlüyor. Beyaz Saray'ın tek bir ışın demetiyle yok olduğu sahne, sinema tarihinin en çok anılan görüntülerinden biri oldu. Film dünya genelinde yaklaşık 817 milyon dolar hasılat elde ederek yılın en çok kazanan yapımı oldu ve görsel efektler dalında Oscar aldı.
Bilimsel karne: Filmin en çok eleştirilen yanı, uzaylı gemisinin bir dizüstü bilgisayardan yüklenen virüsle çökertilmesi. Başka bir uygarlığın bilgisayar mimarisinin insan yazılımıyla uyumlu olması neredeyse imkânsız. Öte yandan, Dünya'nın yörüngesine yerleşen ana geminin Ay'ın arkasından çıkması ve uydu iletişimine sızılan sinyaller üzerinden fark edilmesi, döneminin popüler bilimine göre makul bir kurgu.
Mars Attacks! Aynı yıl gösterime giren Tim Burton filmi, 1960'ların başında piyasaya çıkan aynı adlı koleksiyon kartlarından uyarlandı ve 1950'lerin ucuz istila filmlerine açık bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Dev beyinli, cam başlıklı Marslılar barış mesajı veriyormuş gibi görünse de kısa sürede gerçek niyetlerini gösteriyor. Jack Nicholson, filmde hem ABD Başkanı'nı hem de Las Vegas'ta bir gayrimenkul yatırımcısını canlandırarak çift rol üstleniyor; kadroda Glenn Close, Annette Bening, Pierce Brosnan, Danny DeVito, Sarah Jessica Parker, Michael J. Fox, Natalie Portman ve Tom Jones gibi isimler bulunuyor. Film vizyonda beklenen ilgiyi görmese de zamanla kült bir yapıma dönüştü.
Bilimsel karne: Burton bilimsel tutarlılık iddiasında değil. Marslıların, bir country şarkısının yüksek frekanslı sesiyle beyinleri patlayarak yenilmesi bilinçli bir absürtlük. Bugün bildiğimiz Mars, ince atmosferi, düşük basıncı ve radyasyona açık yüzeyiyle karmaşık yaşam için son derece elverişsiz bir dünya.
Aramızdakiler ve kapımızdakiler
Men in Black (1997). Barry Sonnenfeld'in yönettiği Men in Black, istila temasını tersine çeviriyor: Uzaylılar zaten aramızda yaşıyor ve gizli bir örgüt onları denetliyor. Will Smith'in canlandırdığı genç polis James, Tommy Lee Jones'un oynadığı deneyimli Ajan K tarafından örgüte alınarak Ajan J olur. Vincent D'Onofrio, bir çiftçinin bedenine giren dev böcek Edgar rolüyle filmin en akılda kalan performanslarından birini sergiliyor. Rip Torn, Linda Fiorentino ve Tony Shalhoub da kadroda yer alıyor. Film büyük bir gişe başarısı yakalayarak uzun soluklu bir seriye dönüştü.
Bilimsel karne: Uzaylıların insan kılığına girmesi bilimsel değil, mizahi bir kurgu. Ancak film, Dünya'nın görece sıradan bir gezegen olduğu ve evrende bizden çok daha eski uygarlıkların bulunabileceği fikrini eğlenceli bir dille işliyor.
Signs (2002). M. Night Shyamalan'ın Signs filmi, istilayı küresel savaş sahneleri yerine Pennsylvania'daki bir çiftliğin penceresinden izletiyor. Mel Gibson, eşini kaybettikten sonra inancını yitiren eski rahip Graham Hess'i; Joaquin Phoenix ise kardeşi Merrill'i canlandırıyor. Mısır tarlasında beliren dev desenlerle başlayan hikâye, gerilimi büyük ölçüde görmediklerimiz üzerinden kuruyor.
Bilimsel karne: Filmin en çok tartışılan noktası, suyun zehir gibi etkilediği uzaylıların yüzeyinin dörtte üçü suyla kaplı bir gezegeni hedef seçmesi. Tarla desenleri ise gerçek hayatta defalarca insan yapımı olduğu kanıtlanmış bir olgu.
War of the Worlds (2005): Wells'e dönüş
Steven Spielberg, Wells'in romanını günümüz Amerika'sına taşıdı. Tom Cruise'un oynadığı liman işçisi Ray Ferrier, yerin altından yükselen üç bacaklı savaş makinelerinden kaçarken çocuklarını korumaya çalışıyor; kızı Rachel'ı Dakota Fanning canlandırıyor. Film, istilayı kahraman askerlerin değil, sıradan bir babanın gözünden anlatmasıyla öne çıkıyor.
Bilimsel karne: Beş film içinde biyolojik açıdan en tutarlı son, Wells'in 19. yüzyılda kurguladığı ve Spielberg'in koruduğu son. İstilacılar silahlarla değil, bağışıklık sistemlerinin tanımadığı Dünya mikroplarıyla yenilir. Bu fikir, bugün uzay ajanslarının "gezegen koruma" kurallarıyla başka dünyalara mikrop taşımamaya ve oradan getirilen örnekleri sıkı yalıtım altında incelemeye özen göstermesinin arkasındaki kaygıyla aynı.
Neden hâlâ izleniyorlar?
Bu filmlerin kalıcılığı, uzaylı istilasının aslında insanlığın kendisi hakkında bir hikâye olmasından kaynaklanıyor: dayanışma, inanç, aile ve korku. Gerçek dünyada ise bilim insanları uzaylıları gökyüzünde gemiler olarak değil, ötegezegen atmosferlerindeki kimyasal izler ya da uzak radyo sinyalleri olarak arıyor. Sinema perdesindeki istilacılar, bu sessiz arayışın en gürültülü yansıması olmaya devam ediyor.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















