Zühtü Bayar
Şair ve eleştirmen Zühtü Bayar, Geyşa Android Şirketi, Sahte Uygarlık ve Bilimkurgu ve Gerçeklik kitaplarıyla Türkçe bilimkurgunun öncü adlarından biri oldu.
- Doğum tarihi
- 18 Kasım 1943
- Ülke
- Türkiye
- Görevi
- Şair, eleştirmen ve bilimkurgu yazarı
- Rolü
- Yazar
- Ölüm tarihi
- 26 Mart 2011
Zühtü Bayar kimdir?
Zühtü Bayar (18 Kasım 1943, Niğde - 26 Mart 2011, İstanbul), Türk şair, eleştirmen, gazeteci, çevirmen ve bilimkurgu yazarıdır. Edebiyata 1960'ların başında eleştirmen olarak girdi, Nâzım Hikmet üzerine incelemeleriyle tanındı; hayatının son yirmi yılında ise bilimkurguya yöneldi. 1999'da İnkılap Yayınevi'nden çıkan öykü kitabı Geyşa Android Şirketi ve romanı Sahte Uygarlık, 2001'de yayımlanan inceleme kitabı Bilimkurgu ve Gerçeklik bu dönemin ürünleridir. 1997'de kurulan Nostromo Bilim Dergisi'nin kurucularından biri olarak Türkiye'de bilimkurgunun ciddiye alınan bir edebiyat türü hâline gelmesine katkıda bulundu.
Uzay Gündem'in yazarlar bölümünde Bayar, Türkçe bilimkurgunun öncü kuşağını temsil eder: yıldız gemileri, koşut evrenler ve zihnini bilgisayara aktaran insanlar, onun öykülerinde 1990'larda Türkçe olarak anlatılmıştı.
Hayatı
Zühtü Bayar, astsubay ve tüccar Mehmet Feyzi Bayar ile Muzaffer Hanım'ın oğlu olarak Niğde'de doğdu. Lise öğrenimi, siyasal etkinlikleri nedeniyle yarım kaldı. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki biyografisine göre küçük yaşlardan itibaren roket ve benzeri araçlar üzerine deneyler yapıyordu; bu çalışmaları yüzünden henüz on altı yaşındayken Hürriyet, Milliyet ve Hafta Sonu dergisinde kendisiyle röportajlar yayımlandı.
Okulu bıraktıktan sonra Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı'nın yayın organı Gençlik dergisinde düzeltmen ve sekreter olarak gazeteciliğe başladı. İlk yazısı "Okuldışı İzcilik" 1961'de bu dergide çıktı; eleştirmen Asım Bezirci ile de burada tanıştı. İlk şiirini 1964'te Güngör Okan takma adıyla Oturum dergisinde yayımladı. Oturum'u (1964-1966) ve Gelecek'i (1971) yönetti, Yeni Gerçek ve Yansıma dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. Türk Solu, Yeni Ortam ve Vatan gazetelerinin sanat sayfalarını hazırladı. Yazılarında Mehmet Selim, Dr. Hikmet Ferdâ, Güliz Arda, Ayşe Atlanç, Zâhit Beğen, Mehmet Atılgan ve Mustafa SantaFE gibi birçok takma ad kullandı.
Gazetecilik dışında akvaryumculuk, avcılık ve sahaflık yaptı. 1980'lerin başında eski sikke ve antika ticaretine girdi; Osmanlı ve İslam sikkeleri üzerine araştırmaları yurt dışında da ilgi gördü. 1989'dan başlayarak beş yıl İspanya'da yaşadı ve orada radyo programlarına katıldı. 1992'de bir sahaf ve antikacı dükkânı açtı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi ve Nâzım Hikmet Vakfı Danışma Kurulu üyesiydi; özel arşivini 1995'te vakfa açtı.
Uzun süre kronik akciğer ve böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gördü ve 26 Mart 2011'de İstanbul'da öldü. Merkez Efendi Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Topkapı Çamlık Mezarlığı'na defnedildi. Şair ve gazeteci Atılgan Bayar onun oğludur.
Eleştirmen ve şair
Bayar'ın edebiyattaki ilk kimliği eleştirmenlikti. Şükran Kurdakul, onun Asım Bezirci'nin öncülük ettiği "nesnel eleştiri" anlayışından yola çıkarak Marksist kuramın edebiyat eleştirisini Türk edebiyatına uygun biçimde yorumlamaya çalıştığını belirtir. Bu yıllarda Burhan Günel, Tekin Sönmez ve Burçak Evren gibi yazarların edebiyat dünyasına kazandırılmasına katkıda bulundu. Nâzım Hikmet Üzerine (1967) birkaç baskı yaptı; bunu Nâzım Hikmet'in Oyun Yazarlığı (1995) izledi. Şiirlerini Zaman Aynası (1980) adlı kitapta topladı. 1991'de yayımlanan romanı Filler Mezarlığı, 1960'ların sonunda Doğu'ya yolculuk ederken İstanbul'da, Sultanahmet'te konaklayan hippilerin dünyasını yazarın kendi deneyimlerinden yola çıkarak anlatır.
Bilimkurguyla tanışması
Bayar, bilimkurguya ilgisinin çocukluğunda başladığını anlatırdı. 1950'lerde Çağlayan Yayınları'nın çıkardığı ve Türkiye'nin ilk bilimkurgu kitap dizisi sayılan "Yeni Dünyalarda" dizisindeki Feza Canavarları adlı kitabın geleceğini biçimlendirdiğini söylemişti. ("Feza", Osmanlı Türkçesinde uzay, gök boşluğu anlamına gelir.) Roket deneyleri yapan bir çocuğun bu dizide kendine yer bulması şaşırtıcı değildi; ama Bayar'ın bu ilgiyi edebiyata dökmesi, eleştirmenlikle geçen uzun bir dönemin ardından, 1990'larda gerçekleşti.
Bilimkurgu eserleri ve önemi
Geyşa Android Şirketi (İnkılap, 1999), on üç bilimkurgu öyküsünü bir araya getirir. Öykülerin çoğu insanın yalnızlığı, sevgi ve ölümsüzlük gibi temaları uzak bir gelecek ya da uzay ortamında işler:
- "Tutuklu Bilinç", ölümsüzlüğü arzulayan Dr. Adam'ın bilincinin bilgisayarının belleğine hapsedilmesini anlatır; bugün "zihin aktarımı" adıyla tartışılan fikrin erken bir Türkçe örneğidir. Bilimkurgu Kulübü'nde kitabı inceleyen Bahri Doğukan Şahin, yazıldığı döneme göre en özgün kurgunun bu öyküde olduğunu belirtir.
- "Archeo Odyssey", Andromeda 3 adlı uzay gemisiyle eski galaktik uygarlıkların izini süren arkeolog Kaptan Aleksandır Mirza'nın Sirius Sektörü'ndeki "ışıltılı mavi gezegen"e yolculuğudur.
- "Miron'un Anı Defterinden", psikokinetik bir teknikle koşut evrenler arasında kısa sürede yolculuk edebilen insanlığın sanata ve sevgiye bakışını sorgular.
- "Duygusal Güvenlik", İzis adlı yıldız gemisinde, genç bir novanın karşısında yalnızlığını ana bilgisayarıyla tartışan Leydi Thayn'ı anlatır.
- "Üçüncü Gözün Rüyası", telepatik yeteneklere sahip başka bir gezegenin canlılarıyla iletişim kuran bir Dünyalının mistik havalı öyküsüdür.
- "Tekrarın Tekrarı", 24. yüzyılda, geçmiş yüzyıllarda her konu çoktan yazıldığı için özgün bir fikir bulamayan bir bilimkurgu yazarını konu alır; türün kendisi üzerine bir şakadır.
Aynı yıl yine İnkılap'tan çıkan Sahte Uygarlık onun bilimkurgu romanıdır. Broy Yayınevi'nden 1991'de çıkan Kıyametten Sonra ise Bayar'ın çevirdiği bir öykü antolojisidir.
Bayar'ın türe en kalıcı katkısı belki de Bilimkurgu ve Gerçeklik (Broy, 2001) adlı kapsamlı incelemesidir. Kitapta bilimkurgunun yalnızca bir sanat türü olmadığını, doğaya ve topluma karşı olumlu, akılcı bir tavır geliştirdiğini ve giderek bir dünya görüşüne dönüştüğünü savunur. Türkçede bilimkurgu üzerine yazılmış kuramsal kitapların az olduğu bir dönemde çıkan bu inceleme, sonraki tartışmalar için önemli bir kaynak oldu.
Bilimle ilişkisi
Bayar bir bilim insanı değildi; ama bilimi halka anlatma çabası onun bilimkurgu yazarlığının ayrılmaz parçasıydı. 1997'de Giovanni Scognamillo, Metin Demirhan ve Nilgün Birgül ile birlikte Nostromo Bilim Dergisi'ni kurdu; Bilim ve Ütopya dergisinin yazı kurulunda görev aldı. 1993'te TRT'de "Sanat ve Bilimkurgu", 1994-1995'te Yurt FM'de "Bilimkurgu Gezegeninden" ve "Yazarlar ve Kitaplar" programlarını hazırladı. Türkiye Bilişim Derneği'nin Bilişim Dergisi 2004 Yılı Bilimkurgu Öykü Yarışması'nın seçici kurulunda Bülent Akkoç, Sönmez Güven, Levent Karadağ ve Unsal Oskay ile birlikte yer aldı; yeni bilimkurgu yazarlarının ortaya çıkmasını destekledi. Öykülerindeki yapay zekâ, zihin aktarımı ve yıldızlararası yolculuk gibi temalar da, roket deneyleri yapan bir gencin bilime duyduğu merakın edebiyattaki karşılığı olarak okunabilir.
Ödülleri
- Barış Gazetesi Çağdaş Atatürkçülük Ödülü, birincilik (1973, "Toplumcu Atatürkçülük" yazısıyla)
- İstanbul Belediyesi Gülhane Sanat Festivali Öykü Ödülü, mansiyon (1988, "Güneşe Köprü" öyküsüyle)
- Türkiye Bilişim Derneği plaketi (2003, Türk bilim ve edebiyatına katkılarından dolayı)
Etkisi
Bayar'ın bilimkurgu çalışmaları, Türkiye'de türün henüz dar bir okur çevresine seslendiği yıllarda bir köprü işlevi gördü: hem eleştirmen kimliğiyle edebiyat çevrelerinde bilimkurgunun ciddiye alınmasını savundu, hem de yazdığı ve çevirdiği öykülerle okurlara örnek sundu. Mustafa Yelkenli'nin 2000'de yayımlanan Zühtü Bayar'ın Bilimkurgu Dünyası adlı kitabı, yazarın bu alandaki yerinin daha hayattayken tanındığını gösterir. 1990'ların sonunda hakkında çeşitli yayınlarda dosyalar hazırlandı, televizyon programlarına konuk oldu. Bugünün okuru için öykülerinin bir kısmı basit görünebilir; ama onları değerli kılan, Türkçe bilimkurgunun neredeyse hiç örneği olmadığı bir dönemde yıldız gemilerini, androidleri ve koşut evrenleri Türkçe anlatmış olmalarıdır. Robotlar ve yapay zekâ üzerine klasik bir başlangıç noktası arayanlar için Ben, Robot sayfası, Türk bilimkurgusunun sinemadaki serüveni için ise Dünyayı Kurtaran Adam sayfası iyi birer tamamlayıcıdır.
















