C. S. Lewis
Narnia Günlükleri'nin yazarı C. S. Lewis, kahramanını Mars'a ve Venüs'e götüren Uzay Üçlemesi'yle uzay yolculuğunu fetih değil ahlaki bir soru olarak ele aldı.
- Doğum tarihi
- 29 Kasım 1898
- Ülke
- Birleşik Krallık (Belfast doğumlu)
- Görevi
- Yazar, edebiyat akademisyeni ve teolog
- Rolü
- Yazar
- Ölüm tarihi
- 22 Kasım 1963
C. S. Lewis kimdir?
Clive Staples Lewis (29 Kasım 1898 – 22 Kasım 1963), Belfast doğumlu İngiliz yazar, edebiyat akademisyeni ve Anglikan teologdur. Dünyada en çok yedi kitaplık Narnia Günlükleri ile tanınır; ama bilimkurgu tarihindeki yeri, kahramanını önce Mars'a, sonra Venüs'e götüren Uzay Üçlemesi'nden gelir. Üçlemenin ilk kitabı Sessiz Gezegenden Dışarı (1938), uzay yolculuğunu fethedilecek yeni topraklar olarak gören anlayışa karşı yazılmış bir cevaptır. Lewis, Oxford'daki Magdalen Koleji'nde (1925-1954) ve Cambridge'deki Magdalene Koleji'nde (1954-1963) İngiliz edebiyatı öğretti; J. R. R. Tolkien'in yakın dostuydu.
Hayatı
Lewis, o zamanlar bölünmemiş İrlanda'nın Ulster bölgesindeki Belfast'ta, avukat Albert James Lewis ile Florence Hamilton'ın oğlu olarak doğdu. Annesi Belfast'taki Queen's College'da matematik eğitimi almıştı. Ailesi ve arkadaşları ona ömür boyu "Jack" dedi. Ağabeyi Warren ile çocukken hayvanların yaşadığı Boxen adlı hayalî bir dünya yarattı. Annesi 1908'de kanserden ölünce İngiltere'deki yatılı okullara gönderildi; ergenliğinde çocukluğunun Hristiyanlığını bırakıp ateist oldu. Babasının eski hocası William T. Kirkpatrick'in özel derslerinde Yunan edebiyatı sevgisi ve tartışma becerisi gelişti; 1916'da Oxford'daki University College'dan burs kazandı.
Birinci Dünya Savaşı'nda Somerset Hafif Piyade Alayı'nda teğmen olarak görev yaptı. 19. doğum gününde, 29 Kasım 1917'de Fransa'da Somme vadisindeki cepheye ulaştı; 15 Nisan 1918'de Riez du Vinage köyüne yapılan saldırı sırasında hedefini şaşıran bir İngiliz mermisiyle yaralandı. Savaştan sonra Oxford'a dönüp klasikler, felsefe ve İngiliz edebiyatı dallarında birincilikle mezun oldu. 1925'te Magdalen Koleji'ne İngiliz edebiyatı öğretim üyesi seçildi ve orada yirmi dokuz yıl kaldı.
1929'da Tanrı inancına, 1931'de ise Tolkien ve Hugo Dyson ile Oxford'daki Addison's Walk'ta yaptığı uzun bir gece yürüyüşünün ardından Hristiyanlığa döndü ve İngiltere Kilisesi'ne bağlandı. Tolkien, Charles Williams ve başka dostlarıyla birlikte, yazmakta oldukları eserleri birbirlerine okudukları Inklings adlı gayriresmî edebiyat topluluğunu oluşturdular. 1941-1943 arasında BBC'de yaptığı din konuşmaları, onu geniş kitlelere tanıttı; bu konuşmalar sonradan Mere Christianity (Yalnızca Hristiyanlık) adıyla kitaplaştı.
1954'te Cambridge'de Orta Çağ ve Rönesans İngiliz Edebiyatı profesörlüğüne geçti. 1956'da Amerikalı yazar Joy Davidman ile evlendi; Davidman dört yıl sonra kanserden öldü. Lewis, 22 Kasım 1963'te böbrek yetmezliğinden öldü. Ölüm haberi, aynı gün öldürülen ABD Başkanı John F. Kennedy'nin suikastının gölgesinde kaldı; Cesur Yeni Dünya'nın yazarı Aldous Huxley de o gün hayatını kaybetmişti. Ölümünün 50. yılında, 2013'te, Westminster Abbey'deki Şairler Köşesi'ne anıtı konuldu.
Uzay Üçlemesi
Üçlemenin doğuşu bir arkadaş anlaşmasına dayanır. Lewis ile Tolkien, döneminin bilimkurgusundaki insanı değersizleştiren eğilimlerden şikâyet ettikten sonra, Lewis'in bir uzay yolculuğu, Tolkien'in de bir zaman yolculuğu hikâyesi yazmasını kararlaştırdılar. Tolkien'in "The Lost Road" (Kayıp Yol) taslağı tamamlanmadı; Lewis ise üç roman yazdı. Üçü de Londra'da The Bodley Head tarafından yayımlandı.
- Out of the Silent Planet (Sessiz Gezegenden Dışarı, 1938): Dil bilimci Elwin Ransom, bilim insanı Weston ve eski okul arkadaşı Devine tarafından kaçırılıp yerlilerin Malacandra dediği Mars'a götürülür. Orada üç ayrı akıllı türle tanışır ve Dünya'nın, kötüleşmiş koruyucu ruhu yüzünden Güneş Sistemi'nin geri kalanından koparılmış "sessiz gezegen" Thulcandra olduğunu öğrenir.
- Perelandra (1943; Voyage to Venus adıyla da basıldı): Ransom, bu kez okyanuslarla kaplı ve yüzen adaların dolaştığı, henüz kötülükle tanışmamış Venüs'e gider. Kitap, cennetten kovulma hikâyesinin başka bir gezegende farklı biçimde sonuçlanabileceği sorusunu işler.
- That Hideous Strength (1945): Olaylar Dünya'da, küçük bir İngiliz üniversite kasabasında geçer. Bilimsel bir araştırma kurumu kılığındaki N.I.C.E., aslında karanlık güçlerle iş birliği yapmaktadır; roman Kral Arthur efsanesinden Merlin'i de sahneye çıkarır.
Lewis, Roger Lancelyn Green'e yazdığı bir mektupta onu harekete geçirenin Olaf Stapledon'ın Last and First Men (1930) romanı ve J. B. S. Haldane'in Possible Worlds (1927) kitabındaki bir deneme olduğunu anlatır. Bu metinlerde uzay yolculuğu fikrinin ciddiye alındığını, ama arkasında ahlaktan yoksun bir bakış bulunduğunu düşünüyordu: insanlığın kendini kusursuz bir ırka dönüştürüp evrene yayılması. Romanlardaki Weston, bu görüşün sözcüsüdür. Lewis, gezegenler arası yolculuk fikrini bir mitoloji olarak sevdiğini ve onu kendi Hristiyan bakış açısı adına "geri almak" istediğini de söyler.
Lewis'in çocukluk okumaları da bu kitaplarda iz bıraktı. 1908 Noel'inde kendisine Ay'da İlk İnsanlar armağan edilmişti ve H. G. Wells'in bu romanını türünün okuduğu en iyi örneği sayıyordu. Gezegen kitaplarının "gerçek babası" olarak ise David Lindsay'in A Voyage to Arcturus (1920) romanını gösterdi: bilimkurgunun çekiciliğiyle doğaüstünün çekiciliğinin birleştirilebileceğini ona ilk Lindsay göstermişti.
Bilimle ilişkisi
Lewis'in üçlemesi teknik ayrıntıyla pek ilgilenmez; romanlar çoğu zaman İncil tarihi ve klasik mitoloji temalarıyla birleşmiş fantastik maceralar gibi okunur. Gezegenlerin koruyucu ruhları olan "eldila", Orta Çağ kozmolojisinden ve Antik Yunan-Roma tanrılarından esinlenir. The Encyclopedia of Science Fiction, ilk iki kitabın güçlü bir hayal gücüyle yazıldığını ama bilimsel içeriğinin yer yer saçmaya kaçtığını söyler; Mars'taki düşük kütleçekiminin bitki ve hayvan yaşamına etkisinin ise canlı ve tutumlu bir dille anlatıldığını kabul eder. Aynı kaynak, üçüncü kitaptaki "bilimcilik" eleştirisinin neredeyse dengesini yitirecek kadar öfkeli olduğunu ve bilim insanlarını karikatürleştirdiğini de belirtir.
Lewis'in Mars'ı gerçekten de, ince ve yükseklerde nefes almayı zorlaştıran havası, uzun boylu bitkileri ve sıcak suları olan bir dünyadır. Gerçek Kızıl Gezegen ise NASA'ya göre o kadar ince bir atmosfere sahiptir ki Güneş'ten gelen ısı kolayca kaçar; sıcaklık 20 °C'ye kadar çıkabilir, yaklaşık −153 °C'ye kadar düşebilir. Lewis'in okyanuslu Venüs'ü de bugünkü bilgiyle örtüşmez: NASA'nın verilerine göre Venüs'ün yüzey sıcaklığı yaklaşık 467 °C, yüzeydeki basınç ise Dünya'daki deniz seviyesinin 93 katı kadardır. Yine de NASA, Venüs'ün gençliğinde okyanuslara sahip olmuş olabileceğini ve iki gezegenin farklı kaderinin bilim insanları için önemli bir test olduğunu vurgular. Ayrıntılar Venüs'ün atmosferi sayfamızda.
Lewis'in uzay keşfine bakışı, "Religion and Rocketry" (Din ve Roketçilik) denemesinde açıkça görülür: İnsanlık kusurlu ve günahkâr kaldıkça diğer gezegenlere yapacağı yolculukların onlara yarardan çok zarar getireceğini savunur. Üçlemedeki pek çok fikir, 1943'te Durham Üniversitesi'nde verdiği konferanslara dayanan The Abolition of Man (İnsanın Ortadan Kaldırılışı) adlı kitabında daha sistemli biçimde işlenir.
Bu görüşler, uzay yolculuğunun en tutkulu savunucularından biriyle diyalog kurmasını engellemedi. Arthur C. Clarke, 1940'lar ve 1950'lerde Lewis ile mektuplaştı; ikisi bir keresinde Oxford'daki Eastgate adlı barda bilimkurgu ve uzay yolculuğunu konuşmak için buluştu. Clarke, Lewis'in ölümünden sonra Ransom üçlemesini edebiyat sayılması gereken az sayıdaki bilimkurgu eseri arasında gösterdi.
Narnia ve diğer eserleri
1949-1954 arasında yazılan ve Pauline Baynes'in resimlediği Narnia Günlükleri, 41 dilde 100 milyonu aşkın satışla Lewis'in en popüler eseridir. Dizinin son kitabı The Last Battle (Son Savaş), 1956'da Carnegie Madalyası'nı kazandı. Bu kitaplar fantastik olsa da başka boyutlara geçiş ve paralel dünyalar gibi bilimkurguda sık kullanılan araçlardan yararlanır; bu fikirlerin bilimdeki karşılığı için çoklu evren sayfamıza bakabilirsiniz. Yaşlı bir şeytanın genç bir şeytana öğüt mektuplarından oluşan The Screwtape Letters (1942), anı kitabı Surprised by Joy (1955) ve Eros ile Psyche mitini yeniden anlatan Till We Have Faces (1956) da en bilinen eserleri arasındadır.
Kitapları
Etkisi
Lewis otuzdan fazla kitap yazdı; eserleri otuzu aşkın dile çevrildi ve milyonlarca sattı. Narnia kitapları radyo, televizyon, sahne ve sinemaya defalarca uyarlandı. Michael Ward'ın Planet Narnia kitabı gibi incelemeler, Uzay Üçlemesi ile Lewis'in diğer yazıları arasındaki bağları ayrıntılı biçimde ele aldı. Hayatı ve Joy Davidman ile ilişkisi, 1993'te Anthony Hopkins ile Debra Winger'ın oynadığı Shadowlands filmine konu oldu.
Bilimkurgu açısından Lewis'in önemi, uzay yolculuğunu teknik bir başarıdan çok ahlaki bir soru olarak ele almasıdır. Uzaylıların insanlardan daha bilge olabileceği, Dünya'nın evrende ayrıcalıklı değil sorunlu bir yer olduğu ve keşfin sömürüye dönüşebileceği fikirleri, onun üçlemesini bugünkü dünya dışı yaşam tartışmalarına da bağlayan temalardır.















