Sessiz Gezegenden Dışarı (C. S. Lewis): Uzay Üçlemesi, konusu ve Mars bilimi
C. S. Lewis'in 1938 tarihli romanı Sessiz Gezegenden Dışarı, Mars'a kaçırılan bir dil bilimciyle Uzay Üçlemesi'ni başlatıyor. Konusu, özeti, gerçek Mars bilimiyle karşılaştırması ve okuma sırası.
- Tür
- Roman
- Yazar
- C. S. Lewis
- İlk yayın yılı
- 1938
- Sayfa
- 264
Sessiz Gezegenden Dışarı (Out of the Silent Planet), Narnia Günlükleri'nin yazarı olarak tanınan İngiliz yazar ve edebiyat bilgini C. S. Lewis'in 1938'de Londra'da John Lane, The Bodley Head tarafından yayımlanan bilimkurgu romanıdır. Türkçe kaynaklarda Sessiz Gezegenin Dışında adıyla da anılır. Kitap, Lewis'in Uzay Üçlemesi (Kozmik Üçleme ya da kahramanının adıyla Ransom Üçlemesi de denir) olarak bilinen serisinin ilk kitabıdır; seriyi Venüs'te geçen Perelandra (1943) ve Dünya'da geçen That Hideous Strength (1945) izler. Romanın Mars'ı, gezegenin uzay araçlarıyla henüz yakından görülmediği bir çağın hayal gücünün ürünüdür ve bugün okunduğunda hem bilimkurgunun tarihine hem de Mars'a dair eski fikirlere açılan bir pencere gibidir.
Kitap ne anlatıyor?
Romanın kahramanı, Cambridge'deki bir kolejde dil bilimi (filoloji) hocası olan Dr. Elwin Ransom'dur. Ransom yürüyüş tatilindeyken eski bir okul arkadaşı Devine ile fizikçi Weston tarafından uyuşturulur ve kaçırılır. Kendine geldiğinde, Malacandra adlı bir gezegene giden bir uzay gemisindedir. Malacandra, Mars'ın romandaki adıdır.
Malacandra'da üç ayrı akıllı tür yaşar ve hepsi aynı dili konuşur. Hrossa denen tür su samurunu ya da foku andıran, şiire, dansa, tarıma ve balıkçılığa düşkün vadi sakinleridir. Séroni (tekili sorn) dağ mağaralarında yaşayan, solgun kuş tüyleriyle kaplı, insandan çok daha uzun boylu düşünür ve bilginlerdir. Pfifltriggi ise maden kazan, alet ve sanat eseri yapan usta zanaatkârlardır. Bu üç tür birbirinden üstün olmadığına, hiçbir türün her şeyi tek başına yapamayacağına inanarak uyum içinde yaşar. Bir dil bilimci olan Ransom'un bu dünyayı anlamaya çalışması, romanın en keyifli yanıdır: okur Malacandra'yı, onun dilini sökmeye çalışan bir yabancının gözünden öğrenir.
Kitabın özeti
Bu bölüm kitabın sonunu da anlatır.
Yolculuk sırasında Ransom, Weston ile Devine'in kendisini Malacandra'nın sakinlerine bir kurban olarak teslim etmeyi planladığını duyar. İnişten kısa süre sonra kaçar ve bir süre gezegende tek başına dolaşır. Göllerin ve nehirlerin ılık olduğunu, kütleçekiminin Dünya'dakinden çok daha zayıf olduğunu, bitkilerin ve dağların ince ve olağanüstü yüksek olduğunu fark eder. Hyoi adında bir hross ile tanışır ve onların köyünde haftalarca konuk kalarak dillerini öğrenir. Gezegende altının bol olduğunu öğrenince Devine'in neden bu yolculuğa çıktığını da anlar.
Bir av sırasında, neredeyse görünmeyen ışıktan bir varlık olan bir eldil, Ransom'a gezegenin hükümdarı Oyarsa'nın huzuruna çıkması gerektiğini söyler. Kısa süre sonra Hyoi, Ransom'un izini süren Weston ve Devine tarafından vurularak öldürülür. Ransom dağları aşar; havanın yükseklerde soluk alınamayacak kadar inceldiği bir noktada bir sorn onu kurtarır ve Oyarsa'nın yaşadığı Meldilorn adasına götürür.
Oyarsa, Güneş Sistemi'ndeki her gezegenin bir Oyarsa'sı olduğunu, ama Dünya'nınkinin kötülüğe döndüğünü ve büyük bir savaştan sonra Dünya'ya hapsedildiğini anlatır. Bu yüzden Dünya, öteki dünyalarla bağı kopmuş "sessiz gezegen"dir, yani Thulcandra. Sonra üç hross'u öldürmüş olan Weston ve Devine getirilir. Weston, insanlığın bir gezegenin kaynaklarını tükettikten sonra bir başkasına geçerek evrene yayılması gerektiğini savunan uzun bir konuşma yapar. Ransom bu konuşmayı Malacandra diline çevirmeye çalıştıkça, süslü sözlerin altındaki kaba ve acımasız düşünce açığa çıkar.
Oyarsa, Weston'ın kendi türüne karşı bir görev duygusuyla hareket ettiğini kabul eder, ama iki adamı gezegenden hemen çıkarır. Ransom'a kalma hakkı tanınsa da o da Dünya'ya dönmeyi seçer. Üç adam, yörünge koşulları çok elverişsizken yola çıkar; yanlarındaki doksan günlük hava ve erzak, Dünya'ya vardıklarında neredeyse tükenmiştir. Son bölümde Lewis kendini de hikâyeye katar: Ransom'la tanışır, sırrını öğrenir ve ikisi Weston'ın yeni kötülüklerine engel olmaya karar verir.
Yazar ve yazıldığı dönem
Clive Staples Lewis 29 Kasım 1898'de, o sırada henüz bölünmemiş İrlanda'nın Belfast kentinde doğdu, 22 Kasım 1963'te öldü. Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa'da savaştı. 1925-1954 arasında Oxford'daki Magdalen Koleji'nde, 1954-1963 arasında Cambridge'deki Magdalene Koleji'nde İngiliz edebiyatı okuttu. Gençliğinde ateist olan Lewis, 32 yaşında Hristiyanlığa döndü; bu dönüşte yakın arkadaşı, Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı J. R. R. Tolkien'in etkisi büyüktü. İkisi de Oxford'daki Inklings adlı edebiyat topluluğunun üyesiydi. Lewis'in en çok okunan eseri yedi kitaplık Narnia Günlükleri'dir.
Sessiz Gezegenden Dışarı, Lewis ile Tolkien'in dönemin edebiyatından yakındığı bir konuşmanın ardından, 1937'de yazıldı. İkisi anlaştı: Lewis bir uzay yolculuğu, Tolkien bir zaman yolculuğu hikâyesi yazacaktı. Tolkien kendi hikâyesini bitiremedi; Lewis ise savaş yıllarında üçlemeyi tamamladı. Lewis, çocukken H. G. Wells'in Ay'da İlk İnsanlar romanını hediye olarak almış ve türün en iyi örneği saymıştı. Ancak onu asıl yazmaya iten, Olaf Stapledon'ın Son ve İlk İnsanlar romanı ile J. B. S. Haldane'in bir denemesinde gördüğü, insanlığın uzaya yayılarak kendini mükemmelleştireceği fikriydi. Lewis bu görüşü ahlak dışı buluyordu ve romandaki Weston bu düşüncenin canlı bir eleştirisidir. Lewis ayrıca David Lindsay'in A Voyage to Arcturus romanını gezegen kitaplarının "asıl babası" olarak anmıştır.
Kitap bir bakıma Wells'in Dünyalar Savaşı'nın tersyüz edilmiş hâlidir. Wells'te Marslılar Dünya'yı istila eder; Lewis'te ise Mars uyum içinde yaşayan türlerin dünyasıdır ve şiddet getiren, oradan kovulan taraf insanlardır. Romanın evren anlayışı da modern değil, Orta Çağ'dandır: uzay soğuk ve boş bir boşluk değil, meleksi varlıklarla dolu bir "gökler alanı"dır. Lewis bu Orta Çağ evren tasavvuruna duyduğu hayranlığı çok sonra The Discarded Image adlı inceleme kitabında ayrıntılı biçimde anlattı.
Kitaptaki bilim: Malacandra ve gerçek Mars
Lewis'in amacı teknik bir öngörü yapmak değildi; üçleme yer yer bilimkurgudan çok, Hristiyan teolojisi ve klasik mitolojiyle örülmüş bir fantastik macera gibi okunur. Uzay gemisinin nasıl çalıştığı ayrıntısıyla anlatılmaz. Yine de romanın Mars'ı, 1930'larda gezegene dair yaygın fikirlerin izini taşır. İtalyan gökbilimci Giovanni Schiaparelli 1877'de Mars yüzeyinde düz çizgiler gördüğünü bildirmiş, onun "kanal" diye çevrilen canali sözcüğü ve ardından Percival Lowell'ın Mars'ta sulama kanalları kuran ölmekte olan bir uygarlık düşüncesi, yüzyılın başında halkın hayal gücünü sarmıştı. Kanallı Mars imgesi Wells'ten Lewis'e pek çok yazarı etkiledi. Sonradan daha iyi gözlemler bu çizgilerin bir göz yanılsaması olduğunu gösterdi.
Malacandra'nın bazı özellikleri gerçeğe yakındır. Romanda kütleçekimi Dünya'dakinden belirgin biçimde zayıftır; gerçek Mars'ta yüzey çekimi Dünya'nınkinin yaklaşık yüzde 38'idir. Romanda hava yükseklerde soluk alınamayacak kadar incelir ve canlılar derin vadilerde (handramit) yaşar. Gerçekte ise Mars'ın atmosferi her yerde soluk alınamayacak kadar incedir: ortalama yüzey basıncı Dünya'daki deniz seviyesi basıncının yüzde 0,6'sı civarındadır ve havanın yaklaşık yüzde 96'sı karbondioksittir. Gezegenin en alçak noktası olan Hellas havzasının tabanı yaklaşık 7.152 metre derinde olsa da orada bile hava insanın yaşamasına yetmez. Romanın ılık gölleri ve nehirleri de bugünkü Mars'ta yoktur; yüzeyde kalıcı sıvı su bulunmaz, ama gezegenin geçmişinde suyun aktığına dair güçlü izler vardır (ayrıntısı Mars'ta su sayfasında). İlginç biçimde, gerçek Mars'ta da Malacandra'nın derin vadilerini andıran bir yapı vardır: NASA'ya göre yaklaşık 3.870 kilometre uzunluğunda ve 9,3 kilometre derinliğe inen Valles Marineris kanyon sistemi.
Lewis'in Mars'ı ile gerçek Mars arasındaki büyük kopuş, roman yayımlandıktan yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra geldi. 1964'te fırlatılan NASA'nın Mariner 4 aracı Mars'ın yanından ilk başarılı geçişi yaptı ve gezegenin ilk yakın fotoğraflarını gönderdi. Görüntülerde kraterlerle kaplı, cansız görünen bir dünya vardı; bu, bilim çevrelerinin Mars'ta yaşam konusundaki düşüncesini büyük ölçüde değiştirdi (bkz. Mars'ın keşfi). Üçlemenin ikinci kitabındaki Venüs için de durum benzerdir: Lewis'in bakir, cennet gibi Venüs'ünün aksine NASA'ya göre gerçek Venüs'ün yüzeyi yaklaşık 467 °C sıcaklıktadır, basınç Dünya'dakinin yaklaşık 93 katıdır ve gezegen sülfürik asit bulutlarıyla örtülüdür.
Etkisi ve ödülleri
Kitap, bilimkurgunun büyük ödülleri henüz verilmeye başlanmadan yayımlandı, ama zamanla türün temel okuma listelerine girdi. 2014'te, 1938'de yayımlanan eserler için verilen Retro Hugo ödüllerinde en iyi roman dalında aday gösterildi. Lewis'in romanda akıllı varlıklar için uydurduğu hnau sözcüğü başka yazarlarca da benimsendi: Tolkien onu ölümünden sonra yayımlanan The Notion Club Papers'ta kullandı, James Blish'in A Case of Conscience romanında bir karakter bir uzaylının hnau olup olmadığını sorar, filozof Thomas I. White da yunusların kişi sayılıp sayılamayacağını tartışırken bu kavrama başvurdu. Ransom karakterinin bir ölçüde Tolkien'den esinlendiği düşünülür.
Romanın asıl kalıcı katkısı, bilimkurgunun "uzayı fethetme" hevesine erken ve sert bir itiraz yöneltmesidir. Weston'ın insanlığı gezegenden gezegene yayılması gereken bir tür olarak gören düşüncesi ile Malacandra'nın sakin dengesi arasındaki karşıtlık, bugün uzay kolonileri ve başka gezegenleri dönüştürme üzerine yapılan etik tartışmalarda da yankı bulan bir sorudur. Lewis'in "Din ve Roketçilik" adlı denemesi de aynı fikri savunur: insanlık kusurlu kaldıkça başka gezegenlere gitmesi oralara iyilikten çok zarar getirecektir.
Uzay Üçlemesi okuma sırası
Üçlemenin yayın sırası ile hikâye sırası aynıdır:
- Out of the Silent Planet (Sessiz Gezegenden Dışarı, 1938): Ransom'un Mars'a, yani Malacandra'ya kaçırılışı.
- Perelandra (1943; Voyage to Venus adıyla da yayımlandı): Ransom'un bozulmamış bir Venüs'e gidip iyi ile kötünün mücadelesine katılması.
- That Hideous Strength (1945): Dünya'da, karanlık güçlerle gizlice bağlantılı bir bilim kuruluşunun çevresinde geçer; Ransom önemli bir karakterdir ama ana kahraman değildir. 1958'de kısaltılmış bir baskısı The Tortured Planet adıyla çıktı.
Ayrıca Lewis'in ölümünden sonra, 1977'de The Dark Tower adıyla yayımlanan yarım kalmış bir metin vardır. Ransom'un da yer aldığı bu taslak, birinci kitabın devamı için yapılmış ve sonra bırakılmış bir deneme olarak görülür; üçlemenin bir parçası sayılmaz.
Kimlere uygun, nereden başlanır?
Sessiz Gezegenden Dışarı, görece kısa bir romandır; ilk baskısı 264 sayfaydı. Narnia'yı sevmiş ve Lewis'in yetişkinler için yazdığı kurguyu merak eden okurlar için doğal bir başlangıçtır. Bilimkurgunun ilk dönemlerini ve Mars'ın edebiyattaki serüvenini izlemek isteyenler onu Wells'in Dünyalar Savaşı ve Bradbury'nin Mars Yıllıkları ile birlikte okuyabilir. Kitabın Hristiyan inancıyla örülmüş evren tasavvuru herkesin zevkine uymayabilir; ama inancını paylaşmayan okurlar için de dil, kültür ve "öteki"ni anlama üzerine güzel bir hikâyedir.
Üçlemeye kesinlikle bu kitaptan başlanmalıdır. Perelandra, Ransom'un Malacandra'da öğrendiklerini ve eldila ile Oyarsa kavramlarını bilen bir okura seslenir; That Hideous Strength ise Dünya'da geçtiği için tonu ve kurgusuyla öteki ikisinden belirgin biçimde ayrılır.




















