The Challenger ne kadar doğru? Feynman'ın buzlu su deneyi ve O-ring gerçeği
BBC ile Science Channel'ın 2013 yapımı filmi, Challenger faciasını Richard Feynman'ın gözünden anlatıyor. Buzlu su sahnesi gerçek; Feynman'ın gizemi tek başına çözmesi ise değil.

28 Ocak 1986 sabahı Florida'da Challenger uzay mekiği kalktıktan 73 saniye sonra parçalandı ve yedi astronot hayatını kaybetti. Birkaç hafta sonra televizyondan izlenen bir oturumda Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynman, bir bardak buzlu suyla mekiğin neden düştüğünü herkesin anlayacağı biçimde gösterdi. The Challenger bu soruşturmanın hikâyesini anlatıyor. BBC ile ABD'li Science Channel'ın ortak yapımı olan film, İngiltere'de 18 Mart 2013'te BBC Two'da, ABD'de ise 16 Kasım 2013'te Science Channel'da “The Challenger Disaster” adıyla yayımlandı.
Yönetmen koltuğunda James Hawes var, senaryo Kate Gartside'ın. Feynman'ı William Hurt, Hava Kuvvetleri generali Donald Kutyna'yı Bruce Greenwood, komisyon başkanı William Rogers'ı Brian Dennehy, astronot Sally Ride'ı Eve Best canlandırıyor. Yapım, Feynman'ın soruşturma anılarını da içeren “What Do You Care What Other People Think?” kitabından yararlanıyor. Peki yaklaşık 89 dakikalık bu dram gerçek soruşturmaya ne kadar sadık?
Film ne anlatıyor?
Filmin asıl konusu kaza değil, sonrasındaki soruşturma. NBC News'in yayın haftasındaki değerlendirmesine göre patlama yalnız ilk yedi dakikada yer alıyor; gerisi Feynman'ın Washington'daki komisyona katılması, toplantı salonlarının dışına çıkıp mühendislerle konuşması ve sonunda sorunu bir conta malzemesinin soğukta esnekliğini yitirmesine bağlamasıyla geçiyor. Astronotların ve ailelerinin hikâyesine ise neredeyse hiç girilmiyor.
Gerçekte ne oldu?
Kaza soruşturma raporuna göre Challenger'ın STS-51-L görevi 28 Ocak 1986'da yerel saatle 11.38'de başladı ve 73 saniye sonra mekik tamamen parçalandı. Fırlatma anında hava sıcaklığı 36 Fahrenheit, yani yaklaşık 2 °C idi; bu, önceki herhangi bir fırlatmadan 15 Fahrenheit derece daha soğuktu. Hayatını kaybedenler komutan Dick Scobee, pilot Michael Smith, görev uzmanları Judith Resnik, Ellison Onizuka ve Ronald McNair, “Uzaydaki Öğretmen” programıyla seçilen Christa McAuliffe ve yük uzmanı Gregory Jarvis'ti.
Raporun vardığı sonuç açık: Kaza, sağ katı yakıtlı roket motorunun alttaki iki parçasını birleştiren eklem yerindeki sızdırmazlığın bozulmasıyla başladı. Bu eklemleri kapatan lastik halkalara O-ring deniyor. Halkaların görevi, roket yanarken eklem yerinde oluşan aralığı esneyerek kapatmak. Soğukta bu esneklik azalınca sıcak gazların sızmasının önü açıldı.
Başkan Ronald Reagan soruşturma komisyonunu 3 Şubat 1986'da başkanlık kararnamesiyle kurdu, üyeler 6 Şubat'ta yemin etti. William Rogers'ın başkanlığındaki 13 kişilik komisyonda başkan yardımcısı Neil Armstrong'un yanı sıra Sally Ride, Chuck Yeager, General Kutyna ve Feynman da vardı.
Buzlu su sahnesi: Gerçek
Filmin en bilinen sahnesi tarihe uyuyor. 11 Şubat 1986 oturumunun tutanağına göre Feynman, contadan aldığı malzemeyi buzlu suya koyduğunu, bir süre bastırıp bıraktığında eski hâline dönmediğini anlattı. Malzemenin 32 Fahrenheit'te, yani 0 °C'de hiç esneklik göstermediğini ve bunun kazayla ilgili olabileceğini söyledi. Tutanakta mengeneden söz edilmiyor; ancak General Kutyna sonraki yıllarda Feynman'ın parçayı küçük bir mengeneye sıkıştırıp buzlu su bardağına koyduğunu anlattı.
Filmdeki garaj sahnesi de uydurma değil. Kutyna'nın 2016'da anlattığına göre Feynman'ı akşam yemeğine çağırmış, garajda 1973 model Opel GT'sinin karbüratörünü göstermiş ve bu parçalarda da O-ring bulunduğunu, soğukta sızdırdıklarını hatırlatarak bunun mekikle bir ilgisi olup olamayacağını sormuştu.
Feynman gizemi tek başına mı çözdü?
Hayır; filmin en çok basitleştirdiği nokta da bu. Kutyna'nın anlatımına göre O-ringlerin esnekliğinin sıcaklığa bağlı nasıl değiştiğini gösteren NASA belgesini ona tek kelime etmeden Sally Ride vermişti. Kutyna da bilgiyi doğrudan açıklamak yerine Feynman'ı karbüratör sorusuyla doğru yöne çevirdi. İpucunun Ride'dan geldiği, Ride 2012'de ölene dek kamuoyunca bilinmiyordu.
NBC News'in film yayımlandığında yaptığı değerlendirme de aynı noktaya dikkat çekiyor: Film, Feynman sorunu kendi başına bulmuş gibi gösteriyor; oysa O-ringler patlamadan yalnız iki gün sonra baş şüpheli hâline gelmişti. Olayların sırası da daha dramatik bir akış için yer yer değiştirilmiş. Feynman'a yol gösterenler yalnız komisyondaki meslektaşları değil, içeriden bilgi veren mühendisler ve basındı.
Fırlatmadan önceki gece
Rogers raporu, felaketin teknik olduğu kadar örgütsel bir hata olduğunu da ortaya koyuyor. Rapora göre 27 Ocak'ta roket motorlarının üreticisi Morton Thiokol'da, aralarında Roger Boisjoly'nin de bulunduğu mühendisler bu sıcaklıkta fırlatmaya kararlılıkla karşı çıktı. Yerel saatle 20.45'te başlayan telekonferansın ikinci bölümünde şirketin üst yöneticisi Jerald Mason, mühendislikten sorumlu Robert Lund'dan “mühendis şapkasını çıkarıp yönetici şapkasını takmasını” istedi. Fırlatma onayı gece 23.45 civarında NASA'ya fakslandı.
Feynman'ın olasılık hesabı
Feynman komisyon raporuna kendi gözlemlerini ayrı bir ek olarak yazdı. Bu ekte, bir mekiğin kaybedilme olasılığı için verilen tahminlerin kabaca yüzde birle yüz binde bir arasında değiştiğini, yüksek rakamların sahadaki mühendislerden, çok düşük rakamların yönetimden geldiğini not etti. Katı yakıtlı roketler için kendi kaba tahmini de yönetiminkinden çok daha kötümserdi: 50'de bir ile 100'de bir arası.
Ek şu cümleyle bitiyor: Başarılı bir teknoloji için gerçeklik halkla ilişkilerin önüne geçmelidir, çünkü doğa kandırılamaz. Komisyon raporu Başkan'a 6 Haziran 1986'da sunuldu. Mekikler ancak 29 Eylül 1988'de STS-26 göreviyle, 32 aylık aradan sonra yeniden uçtu.
Nerede haklı, nerede değil?
- Doğru: 11 Şubat 1986 oturumundaki buzlu su gösterisi ve conta malzemesinin 0 °C'de esnekliğini yitirmesi.
- Doğru: Kutyna'nın karbüratör sorusu ve Sally Ride'ın perde arkasındaki rolü.
- Doğru: Soğuk hava, sağ roketin eklem yeri ve O-ring sorunu; Rogers raporunun ana bulgusu bu.
- Basitleştirilmiş: Feynman'ın gizemi tek başına çözen dâhi olarak öne çıkması; O-ringler kazadan iki gün sonra zaten gündemdeydi.
- Yeniden düzenlenmiş: Olayların sırası daha sürükleyici bir akış için değiştirilmiş.
- Eksik: Mürettebatın ve ailelerinin hikâyesi filmde neredeyse yok.
The Challenger, bir felaketin ardından sorulması gereken asıl soruyu soruyor: Sorun neydi değil, sorunu bilenlerin sesi neden duyulmadı? Bu açıdan film bir kahraman hikâyesinden çok, kurumların riski nasıl küçümseyebileceğine dair bir ders olarak izlenmeye değer.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















