Bernard de Fontenelle
1686'da yazdığı Dünyaların Çokluğu Üzerine Konuşmalar ile Kopernik sistemini ve başka gezegenlerde yaşam fikrini salonlara taşıyan Fransız yazar Fontenelle, popüler bilimin öncüsü sayılır.
- Doğum tarihi
- 11 Şubat 1657
- Ülke
- Fransa
- Görevi
- Yazar ve bilim popülerleştiricisi
- Rolü
- Yazar
- Ölüm tarihi
- 9 Ocak 1757
Bernard de Fontenelle kimdir?
Bernard Le Bovier de Fontenelle (11 Şubat 1657, Rouen – 9 Ocak 1757, Paris), bilimi uzmanlar dışındaki okurlara anlatmanın ilk büyük ustalarından sayılan Fransız yazardır. 1686'da yayımladığı Entretiens sur la pluralité des mondes (Dünyaların Çokluğu Üzerine Konuşmalar), Dünya'nın Güneş'in çevresinde dönen sıradan bir gezegen olduğunu, Ay'da ve öteki gezegenlerde canlılar bulunabileceğini, yıldızların da kendi gezegenlerini aydınlatan güneşler olabileceğini bir bahçede geçen akşam sohbetleriyle anlatır. Kitap popüler bilimin ilk klasiği olarak anılır ve bilimkurgu tarihlerinde de öncü metinler arasında yer alır. Fontenelle kırk yılı aşkın bir süre Fransız Bilimler Akademisi'nin daimi sekreterliğini yaptı ve yüzüncü yaşını doldurmasına yaklaşık bir ay kala öldü.
Hayatı
Fontenelle, Normandiya'nın o zamanki başkenti Rouen'de doğdu. Annesi Marthe Corneille, Fransız tiyatrosunun büyük adlarından Pierre ve Thomas Corneille'in kız kardeşiydi; babası François Le Bovier de Fontenelle ise Rouen'deki taşra mahkemesinde çalışan bir avukattı ve aile kuşaklardır hukukçu yetiştiriyordu. Bernard Rouen'deki Cizvit kolejinde okudu; burada edebiyata yatkınlığıyla öne çıktı ve ileride matematikçi olacak Pierre Varignon ile arkadaş oldu. On üç yaşında Latince bir şiir yazdı.
Ailesinin isteğiyle hukuk okudu, ama avukat olarak aldığı ilk davayı kaybedince bu mesleği bıraktı. Bir süre Paris ile Rouen arasında gidip geldi. Dayısı Thomas Corneille'in yönettiği Mercure galant dergisine şiirler yazdı, opera librettoları ve oyunlar denedi. 1680'de sahnelenen tragedyası Aspar tam bir başarısızlıkla sonuçlandı; Fontenelle sonradan oyunun metnini yaktı. Asıl ünü edebiyatla düşünceyi birleştiren düzyazılarından geldi: 1683'te yayımlanan Nouveaux dialogues des morts (Yeni Ölüler Diyalogları), ölmüş ünlüleri birbiriyle konuşturarak felsefi sorular tartışıyordu ve hızla birçok dile çevrildi.
1687'de Paris'e kesin olarak yerleşti. Fransız Akademisi'ne (Académie française) dört kez reddedildikten sonra 1691'de seçildi; bu gecikmede Racine ve Boileau gibi "Eskiler" taraftarlarının karşı çıkışı etkiliydi. 1697'de Bilimler Akademisi'nin daimi sekreteri oldu ve bu görevi 1740'a kadar sürdürdü. Yazıtlar Akademisi'nin de üyesiydi. Paris salonlarının en sevilen konuklarından biriydi; Voltaire'e benzer bir saygınlığı vardı, ama ondan farklı olarak güçlü düşmanlar edinmekten kaçındı. 9 Ocak 1757'de Paris'te, 99 yaşında öldü.
Dünyaların Çokluğu Üzerine Konuşmalar
Fontenelle'i uzay edebiyatının tarihine sokan kitap, adı belirtilmeden 1686'da yayımlandı. İlk baskıda beş "akşam" vardı; altıncısı 1687 baskısında eklendi. Kitap, bir anlatıcı ile meraklı ve hazırcevap bir markiz arasında, bir bahçede akşamları yapılan sohbetlerden oluşur. Markizin itirazları ve soruları anlatımı yönlendirir; bilimsel konular gündelik hayattan ve dönemin moda sohbetlerinden alınmış benzetmelerle açılır.
- Birinci akşam: Kopernik sistemi anlatılır. Dünya evrenin merkezinde duran bir cisim değil, kendi ekseni çevresinde dönen ve Güneş'in çevresinde dolanan bir gezegendir.
- İkinci ve üçüncü akşam: Ay bir "Dünya" gibi düşünülür ve üzerinde canlılar olabileceği ileri sürülür. Bu bir gözlem sonucu olarak değil, gök cisimleri arasındaki benzerliğe dayanan bir varsayım olarak sunulur; ardından fikir öteki gezegenlere genişletilir.
- Dördüncü akşam: Venüs, Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn tek tek ele alınır; her birinin büyüklüğüne ve Güneş'e uzaklığına göre oradaki olası yaşam koşulları tartışılır.
- Beşinci akşam: Sabit yıldızların her biri, kendi dünyalarını aydınlatan birer güneş olarak yorumlanır. Böylece gezegen sistemi fikri Güneş Sistemi'nin dışına taşınır ve insanlığın evrendeki ayrıcalıklı yeri sorgulanır.
- Altıncı akşam: Yeni gökyüzü gözlemleri ışığında önceki tartışmalara dönülür; gelenekten gelen otoriteye karşı akıl yürütme ve gözlem öne çıkarılır.
Evrende sayısız dünya bulunduğu düşüncesi, "kozmik çoğulculuk", yeni değildi: Antik Çağ'da Epikuros bu fikri kabul etmiş, 16. yüzyılın sonunda Giordano Bruno canlılarla dolu sonsuz bir evreni savunmuştu. Fontenelle'in farkı, bu tartışmayı bilim dili Latince yerine Fransızca ve herkesin keyifle okuyabileceği bir biçimde yazmasıydı. O yıllarda Kopernik sistemi henüz herkesçe kabul görmüş değildi ve eğitimli okurlar bile Batlamyus'un Dünya merkezli sistemine daha alışkındı. Konuşmalar, Kopernik'in ve Descartes'ın fikirlerini Fransızca yayan ilk eserler arasında yer aldı.
Başarısı olağanüstüydü: yazarın sağlığında 33 baskı yaptı ve ondan fazla dile çevrildi. İngilizceye daha 1687-1688'de üç ayrı çeviri yapıldı; bunlardan biri yazar Aphra Behn'in 1688 tarihli çevirisiydi. Rusçaya 1740'ta Antiokh Kantemir, Almancaya 1726'da Johann Christoph Gottsched çevirdi; kitap 1794'te modern Yunancaya da aktarıldı. Katolik Kilisesi ise eseri 1687'de Yasak Kitaplar Listesi'ne (Index Librorum Prohibitorum) aldı; başka dünyalarda canlılar bulunabileceği fikri o dönemde teolojik açıdan sakıncalı görülüyordu.
Bilimle ilişkisi
Fontenelle bir araştırmacı değil, bir anlatıcı ve yorumcuydu; kendisi de özgün bilimsel ya da matematiksel buluş iddiasında bulunmadı. Biyografi yazarları, Konuşmalar'daki bilimsel verilerin 1686 için bile kusursuz olmadığını, bazı bilgilerin döneminin bilgisine göre de yanlış olduğunu not eder. Kitabın tarihsel değeri, gökbilim ve felsefe tartışmasını uzman olmayan okurun katılabileceği bir sohbete dönüştürmesindedir.
Fizikte René Descartes'ın görüşlerine bağlı kaldı. Descartes'a göre gezegenleri yörüngelerinde taşıyan, uzayı dolduran maddenin oluşturduğu dev girdaplardı. Fontenelle bu "girdaplar kuramını" hem Konuşmalar'da hem de çok daha sonra, 1752'de yayımladığı Théorie des tourbillons (Girdaplar Kuramı) adlı eserde savundu. Oysa o tarihte Isaac Newton'ın evrensel kütleçekim kuramı bu açıklamanın yerini fiilen almıştı. Fontenelle körü körüne bir Kartezyen de değildi; Descartes'ın metafiziğinin bilimi Tanrı'ya dayalı açıklamalara bağımlı kıldığı yönleri eleştirdi.
Bilime asıl katkısı Bilimler Akademisi'nin sekreteri olarak yaptığı işti. Her yıl akademinin çalışmalarını özetleyen "Tarih" bölümünü yazdı; botanikten fiziğe uzanan teknik çalışmaları anlaşılır bir dille kültürlü kamuoyuna aktaran bu metinler, görev süresi boyunca 5.000 sayfaya yakın bir hacme ulaştı. Histoire du renouvellement de l'Académie des Sciences (1708, 1717, 1722) adlı üç ciltte akademinin tutanaklarından özetler ve ölen üyeler için yazdığı övgüleri (éloge) topladı. Toplam 69 övgü arasında Newton ve Leibniz için yazdıkları özellikle anılır. Gökbilimciler, kimyacılar, fizikçiler ve anatomistler için yazılmış bu kısa yaşamöyküleri, bilim insanını kamuoyuna tanıtan yeni bir edebi tür olarak görülür ve D'Alembert, Condorcet, Cuvier ve Arago gibi sonraki akademi sekreterlerine örnek oldu. Bir de sonsuz küçükler geometrisine ayrılmış Éléments de la géométrie de l'infini (1727) adlı bir matematik kitabı yazdı; ancak bu eserin bilimsel geçerliliği sonradan Georg Cantor gibi matematikçilerce sorgulandı.
Öteki eserleri ve düşünceleri
1687'de yayımlanan Histoire des oracles (Kâhinlerin Tarihi), antik kehanetlerin doğaüstü güçlerden değil çoğunlukla rahiplerin hilelerinden kaynaklandığını, İsa'nın doğumuyla da sona ermediğini savunan iki denemeden oluşuyordu. Kitap kilise çevrelerinde tepki çekti, bir Cizvit rahibi ona uzun bir reddiye yazdı; Fontenelle ise yanıt vermemeyi seçti. 1688'deki Digression sur les anciens et les modernes (Eskiler ve Yeniler Üzerine Bir Ara Söz) ile dönemin büyük edebiyat kavgasında "Yeniler"in yanında yer aldı: insan aklı olgunlaştıkça çağdaşların Antik Çağ yazarlarını aşabileceğini savundu. Kuyruklu yıldızları konu alan La Comète (1681) adlı tek perdelik oyunu ise erken dönem denemeleri arasındadır.
Onurları
Fontenelle, Fransız Akademisi, Bilimler Akademisi ve Yazıtlar Akademisi olmak üzere bugünkü Institut de France'ı oluşturan akademilerin üçüne birden üye oldu. Gökbilime katkısı ölümünden çok sonra da anıldı: Uluslararası Astronomi Birliği 1935'te Ay'ın kuzeyinde, Soğuk Deniz'in (Mare Frigoris) kuzey kenarındaki bir kraterine onun adını verdi. 1989'da keşfedilen 10069 Fontenelle adlı asteroit de adını ondan alır.
Etkisi
Fontenelle, Fransız edebiyatında Corneille, Racine ve Boileau'nun 17. yüzyılı ile Voltaire, D'Alembert ve Diderot'nun 18. yüzyıl filozofları arasında bir köprü sayılır. Konuşmalar, 18. yüzyılda bilimi bir sohbet ya da hikâye içinde anlatan pek çok eserin örnek aldığı model oldu ve bilimsel bilgiyi akademi duvarlarının dışına taşıyan yazı geleneğinin erken ve etkili bir örneği sayılır. Kozmik çoğulculuk tarihini yazanlar onu çoğu zaman Christiaan Huygens ile yan yana ele alır; başka dünyalarda canlıların neye benzeyebileceğini düşleyen yazarlar için de Fontenelle'in gezegen gezegen dolaşan sohbetleri bir başlangıç noktası oldu. Bu nedenle bilimkurgu tarihleri, 17. yüzyıl metinleri arasında ona ayrı bir yer açar.
Kitabın temel sezgisi bugün bambaşka bir zeminde yeniden gündemde. Fontenelle'in akıl yürütmeyle vardığı "yıldızlar da gezegen sahibi güneşlerdir" düşüncesi, başka yıldızların çevresinde dolanan ötegezegenlerin keşfiyle gözlemsel bir gerçeğe dönüştü. Ay'da ve gezegenlerde canlılar bulunduğu yolundaki iyimser varsayımlar ise doğrulanmadı; başka dünyalarda yaşam sorusu bugün dünya dışı yaşam arayışı ve Fermi paradoksu gibi başlıklar altında, teleskoplar ve uzay araçlarıyla sınanan bilimsel bir araştırma konusu. Fontenelle'in asıl mirası da belki budur: gökyüzü hakkındaki en büyük soruları, uzman olmayan herkesin düşünüp tartışabileceği sorular hâline getirmek.















