2 Kasım 2026, PazartesiAra

Uzay haberleri: fırlatmalar, gök olayları, uzay görevleri ve uzay bilimine dair Türkçe güncel gelişmeler

Bugün uzayda, Sıradaki fırlatma: Electron fırlatması: The Sea God Surveys (iQPS Launch 9)2 Kasım 2026, 19:41

Türklerde gökyüzü: On İki Hayvanlı Türk Takvimi, Ülker ve Türkçe yıldız adları

Göktürk yazıtlarındaki hayvanlı yıllardan Kaşgarlı Mahmud'un Temürkazuk'una, Ülker'den Uluğ Bey'in zîcine: Türklerin gökyüzünü nasıl adlandırdığı ve zamanı nasıl saydığı.

Türü
Kavram

Türklerin gökyüzüyle ilişkisi iki ayrı izden okunabiliyor. Birincisi zaman: Göktürk yazıtlarından Uluğ Bey'in astronomi cetvellerine kadar izlenebilen On İki Hayvanlı Türk Takvimi, yılları sıçandan domuza on iki hayvanın adıyla sayar. İkincisi dil: Ülker, Demirkazık, Çolpan, Hacılaryolu gibi adlar, insanların geceleri baktıkları göğe kendi sözcükleriyle anlam verdiğini gösterir. Bu yazı, bu iki izi birinci el kaynaklara dayanarak izliyor: Türk Dil Kurumu'nun sözlükleri, Kaşgarlı Mahmud'un Dîvânü Lugāti't-Türk'ünün TDK yayını çevirisi ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nin akademik maddeleri.

On İki Hayvanlı Türk Takvimi

En eski tanıklar

Bu takvimin tam olarak ne zaman kullanılmaya başlandığı bilinmiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Takvim" maddesinde Necati Akgür'ün belirttiğine göre, hayvanlı yıllarla yapılmış bilinen ilk tarihlemeler Göktürk Kağanı İşbara'nın 584 yılında Çin imparatoruna gönderdiği bir mektupta ve Kül Tegin (ölümü 731) ile Bilge Kağan (683-734) adına dikilen yazıtlarda geçer. Yani Orhun Yazıtları'nı okuyan biri, olayların "hangi hayvanın yılında" olduğunu da öğrenir.

Takvimin temel birimi on iki yıllık bir döngüdür. Her yıl bir hayvanın adını taşır; on ikinci hayvana gelindiğinde sayım yeniden birinciden başlar. Akgür, sistemin önemli bir eksiğine de dikkat çeker: yılların ardışık bir sayısı yoktur. "Pars yılı" demek, hangi pars yılının kastedildiğini tek başına söylemez. Bu yüzden sonraki dönemlerde bu takvimle yapılan tarihlemelerin yılı, başka takvimlerle birlikte verilmiştir. Maniheist Uygurlar, örneğin, hayvan yılının yanına Mani'nin ölüm yılını başlangıç alan ayrı bir sayım eklemiştir.

Kaşgarlı Mahmud'un anlattığı köken

Takvimin nasıl doğduğuna dair en ünlü anlatı, 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un sözlüğünde yer alır. Besim Atalay'ın Türk Dil Kurumu için hazırladığı çeviride bu anlatı "pars" maddesinde geçer: Türk hakanlarından biri, kendisinden birkaç yıl önce yapılmış bir savaşın tarihini öğrenmek ister, ama savaşın hangi yıl olduğunda yanılırlar. Hakan bunun üzerine halkıyla danışır ve kurultayda, sonra gelenler de aynı yanlışa düşmesin diye göğün on iki burcu ve on iki ay sayısınca her yıla bir ad konmasını önerir.

Anlatının devamında hakan ava çıkar ve yaban hayvanlarının büyük bir ırmak olan Ilısu'ya (İli Irmağı) doğru sürülmesini buyurur. Hayvanlardan on ikisi suyu geçer ve her birinin adı bir yıla verilir. Suyu ilk geçen sıçan olduğu için döngü "sıçgan yılı" ile başlar. Kaşgarlı ayrıca kitabını yazdığı tarihi de bu sistemle verir: Hicrî 466 yılının Muharrem ayında "yılan yılı" girmiştir. Bu anlatı bir halk açıklamasıdır; takvimin gerçek kökenini değil, 11. yüzyılda Türkler arasında nasıl anlatıldığını gösterir.

On iki hayvanın adları

Kaşgarlı'nın verdiği sıra ve adlar, Atalay çevirisindeki karşılıklarıyla şöyledir. Beşinci yılın adında kaynaklar ayrılır: Kaşgarlı bu yılı "nek" diye verir ve timsah olarak açıklar; Akgür ise yazıtlardaki biçimi "lu" (ejder) olarak anar.

SıraEski Türkçe adıBugünkü karşılığı
1sıçgansıçan
2udöküz
3parspars
4tavışgantavşan
5nek / lutimsah / ejder
6yılanyılan
7yundat
8koykoyun
9biçinmaymun
10takagutavuk
11itköpek
12tonguzdomuz

Çin takvimiyle ilişkisi

Aynı on iki hayvan Çin takviminde de vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddede Çin takviminin on iki "yersel dalı" fare, öküz, kaplan, tavşan, ejder, yılan, at, koyun, maymun, horoz, köpek ve domuz olarak sıralanır; bu dallar on "göksel boy" ile birleştirilerek altmış yıllık bir döngü oluşturur. Sistemin önce kimde ortaya çıktığı araştırmacılar arasında tartışmalıdır; birinci el kaynakların açıkça söylediği şey, Türklerin bu döngüyü en geç 6. yüzyılda kullandığı ve yüzyıllar boyunca bırakmadığıdır.

İslâmiyet'in kabulünden sonra da takvim unutulmadı. Akgür, Hıtâ-Uygur takvimi olarak anılan biçimin hem Nasîrüddîn-i Tûsî'nin (ölümü 1274) Zîc-i İlhânî'sinde hem de Zîc-i Uluğ Bey'de geniş biçimde tanıtıldığını yazar. Bu takvimde on ve on ikilik döngüler altmış yıllık döngüleri, üç altmış yıllık döngü de 180 yıllık büyük döngüyü oluşturur; yıl 365,2436 gün kabul edilir ve yirmi dört eşit parçaya bölünür.

On İki Hayvanlı Takvim'in izleri
Uzay Gündem
Verileri göster
584İşbara Kağan'ın mektubu
731Kül Tegin'in ölümü, yazıtlar
1072-1074Dîvânü Lugāti't-Türk
13. yüzyılTûsî'nin Zîc-i İlhânî'si
1437-1440Zîc-i Uluğ Bey
Ülker (Pleiades) kümesi Spitzer Uzay Teleskobu'nun kızılötesi bakışıyla. Genç ve sıcak yıldızlar, içinden doğdukları toz bulutunu aydınlatıyor.
NASA/JPL-Caltech

Ülker: Türk gökyüzünün en tanıdık kümesi

Türk Dil Kurumu'nun Güncel Türkçe Sözlük'ü Ülker'i "Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi" diye tanımlar ve eş anlamlıları olarak Yedikızkardeş, Süreyya (Arapçadan), Peren ve Pervin adlarını verir. Kelime çok eskidir: Kaşgarlı Mahmud'un sözlüğünde "ülker" maddesi zaten vardır. Kaşgarlı burada ilginç bir ayrıntı da ekler: savaşta "ülker çerig" denen bir düzen bulunduğunu, askerlerin her yandan bölük bölük toplandığını, biri ilerleyince ötekilerin de ona uyduğunu anlatır.

Adın Türk dünyasındaki yaygınlığı bugün de görülebilir. Kümenin Azerbaycan Türkçesindeki adı Ülkər, Kazakçada Үркер (Ürker), Kırgızcada Үркөр (Ürkör), Tatarcada Өлкәр (Ölkär), Özbekçede Hulkar, Yakutçada Үргэл (Ürgel), Çuvaşçada ise Элкер (Elker) biçimindedir. Ses değişiklikleriyle farklılaşmış olsa da hepsi aynı kökü taşır.

Gökbilim açısından Ülker, açık yıldız kümesi türünün en parlak örneğidir. NASA'nın Hubble Messier kataloğuna göre M45 numaralı küme yaklaşık 445 ışık yılı uzaktadır (bu değer üzerinde tam bir uzlaşma yoktur), toplam parlaklığı 1,6 kadirdir ve görece karanlık bir yerden çıplak gözle kolayca görülür. Türkiye'den gözlem için en iyi dönem, kümenin akşamdan sabaha kadar gökte kaldığı kış aylarıdır; NASA en iyi ay olarak aralığı gösterir. Kümenin fiziksel özellikleri Ülker yıldız kümesi maddesinde ayrıntılı anlatılıyor.

Demirkazık ve Yetigen: kuzey göğünün sabit noktaları

Kaşgarlı Mahmud'un sözlüğünde "yulduz" (yıldız) maddesi, yıldızlara verilen genel adın ardından tek tek yıldızların Türkçe adlarını sayar. Atalay çevirisine göre bu maddede Süreyya'ya Ülker, "Yedi kardeşler"e Yetigen, Kutup Yıldızı'na Temürkazuk, Mirrih'e (Mars) de Bakırsokım denir.

Temürkazuk, bugünkü Demirkazık'tır: "demir kazık". TDK sözlüğü Demirkazık'ı Kutup Yıldızı'na gönderir; Kutup Yıldızı'nı da "Gök kürenin kutbuna en yakın olan Küçükayı denilen takımyıldızın en ucunda bulunan, kuzeyi belirleyen durağan yıldız" olarak tanımlar ve eş anlamlı olarak Demirkazık ile Kuzey Yıldızı'nı verir. Ad, gökte yerinden oynamıyormuş gibi duran bu yıldızı yere çakılmış bir kazığa benzetir. Bu "sabitlik" aslında göreli bir durumdur: Dünya'nın ekseni çok yavaş bir yalpalama hareketi yaptığı için (presesyon) gök kutbu binlerce yıl içinde başka yıldızlara kayar. Ayrıntılar Kutup Yıldızı (Polaris) maddesinde.

Yetigen ise "yedi" sayısından türemiş bir addır. Atalay'ın çevirisinde "Yedi kardeşler adı verilen yıldız" olarak açıklanır ve aynı maddede Ülker'den ayrı sayılır; yani burada kastedilen, yedi parlak yıldızıyla tanınan Büyükayı topluluğudur. TDK sözlüğü bugün Büyükayı'yı "Kuzey yarım kürede yedi parlak yıldızı yardımıyla Kutup Yıldızı'nı bulmada kullanılan takımyıldız" diye tanımlar ve halk ağzındaki karşılığı olarak Yedigir'i, Arapça kökenli karşılığı olarak da Dübbüekber'i verir. Küçükayı'nın Arapça kökenli adı ise Dübbüasgar'dır.

Büyükayı'nın yedi parlak yıldızı, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan çekilmiş bir fotoğrafta (Mart 2003). Kaşgarlı Mahmud'un "Yetigen" diye andığı, bugün halk arasında Yedigir de denen yıldız topluluğu.
NASA / Donald R. Pettit

Gezegenlerin Türkçe adları: Çolpan, Erendiz, Karakuş, Bakırsokım

Çıplak gözle görülen gezegenler de Türkçede ad almıştır. En bilineni Çolpan'dır. TDK sözlüğü Çolpan'ı, Arapça kökenli Zühre'yi ve Fransızca kökenli Venüs'ü aynı maddeye, Çoban Yıldızı'na gönderir. Adındaki "yıldız" sözcüğüne karşın Çoban Yıldızı bir yıldız değil, Venüs gezegenidir: Güneş ve Ay'dan sonra gökyüzünün en parlak cismidir ve yalnız sabah ya da akşam göğünde görülür. Bu konu Çoban Yıldızı hangi gezegen? yazısında ayrıca ele alınıyor.

Jüpiter'in Türkçe adı TDK sözlüğünde Erendiz olarak geçer. Kaşgarlı Mahmud'un sözlüğünde ise bu gezegen için başka bir ad dikkat çeker: Atalay çevirisinde "karakuş" maddesi, sözcüğün kartal türü bir kuşun yanında Müşteri (Jüpiter) yıldızının da adı olduğunu söyler ve buna "Karakuş yulduz" da dendiğini ekler; "kuş" maddesinde de "yıldızlardan Müşteri'ye Karakuş denilir" ifadesi yer alır. Mars için verilen ad ise Bakırsokım'dır.

Kaşgarlı'nın aktardığı bir dörtlükte de gökyüzü vardır. Atalay'ın çevirisiyle "Bahar giderken erimiş olan karlar coşkun seller gibi aktı, tan yıldızı doğdu" denen dizenin aslı "Toğdı yaruk yulduzı"dır; sözcük sözcük "parlak yıldız doğdu" demektir. Baharın gelişi burada gökteki bir yıldızın doğuşuyla birlikte anılır.

Samanyolu'nun Türkçe adları

Gökyüzünü boydan boya geçen soluk ışık şeridinin Türkçede birçok adı vardır. TDK sözlüğü Samanyolu'nun eş anlamlıları olarak Gökyolu, Hacılaryolu, Hacıyolu, Farsça kökenli Kehkeşan ve Samanuğrusu adlarını verir. Samanyolu adının nereden geldiği Samanyolu'na neden Samanyolu denir? yazısında anlatılıyor.

Öteki Türk dillerinde ise Samanyolu'nun adları çeşitlenir ve bazıları başka bir imgeye, göç eden kuşlara dayanır:

  • Kuş yolu: Kazakçada Құс жолы (Kus jolı), Başkurtçada Ҡош юлы (Koş yulı).
  • Yaban kazı yolu: Tatarcada Киек Каз Юлы (Kiyek Kaz Yulı), Çuvaşçada Хуркайӑк Ҫулӗ (Hurkayăk Çulĕ).
  • Saman yolu: Kırgızcada Саманчынын жолу ("samancının yolu"), Özbekçede Somon yoʻli.
  • Başka imgeler: Türkmencede Akmaýanyň ýoly ("Ak Maya'nın yolu"), Kırım Tatarcasında Kâbe yolu, Azerbaycan Türkçesinde Süd Yolu ("süt yolu").

Türkiye Türkçesindeki Hacılaryolu ile Kırım Tatarcasındaki Kâbe yolu, şeridi bir hac yolu olarak adlandırır; Kazakça, Başkurtça, Tatarca ve Çuvaşçadaki adlar ise onu kuşların yolu olarak görür. Samanyolu'nun gerçekte ne olduğu, yani içinden baktığımız sarmal galaksinin diski, Samanyolu galaksisi maddesinde anlatılıyor.

Bir sözlükte gök bilgisi: Dîvânü Lugāti't-Türk

Bu adların çoğunu bugüne taşıyan eser, Kaşgarlı Mahmud'un Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazdığı sözlüktür. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddede Mustafa S. Kaçalin'in aktardığına göre Kaşgarlı eseri 25 Ocak 1072'de yazmaya başlamış, birkaç kez gözden geçirdikten sonra 12 Şubat 1074'te tamamlamış ve büyük olasılıkla 1077'de Bağdat'ta halifenin oğluna sunmuştur. Bilinen tek yazma nüshası İstanbul'da, Millet Kütüphanesi'ndedir (Arapça, nr. 4189); 1266 yılında asıl nüshadan kopya edilmiştir.

Sözlük, gök bilimi terimleri yönünden de incelenmiş bir kaynaktır. İçindeki yıldız ve gezegen adları, takvim anlatısı ve mevsim dörtlükleri, 11. yüzyılda Orta Asya Türklerinin gökyüzünü günlük hayatın, savaşın ve zamanın bir parçası olarak gördüğünü gösterir. Takvim anlatısında yıl adlarının "göğün on iki burcu" ile ilişkilendirilmesi de dikkat çekicidir: 11. yüzyılda kaleme alınan bu anlatı, Türk zaman sayımını burçlar kuşağının on iki bölümüyle yan yana düşünür.

Uluğ Bey'in Zîc'inde burçlar ve yıldızlar

Türklerin gökyüzü bilgisinin en gelişmiş ürünü 15. yüzyılda Semerkant'ta ortaya çıktı. Timur'un torunu Uluğ Bey, kurdurduğu gözlemevinde Gıyâseddin Cemşîd el-Kâşî, Kadızâde-i Rûmî ve Ali Kuşçu ile birlikte çalıştı. Gözlemlerin sonuçları Farsça yazılan Zîc-i Uluğ Bey'de toplandı. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre eser 1437-1440 yılları arasında hazırlandı ve dört kitaptan oluşur.

Birinci kitap takvime ayrılmıştır ve hicrî, Yezdicerd, Selevkos, Melikî takvimlerinin yanında Çin-Uygur takvimini, yani On İki Hayvanlı Takvim'in bir biçimini de tanıtır. Üçüncü kitaptaki yıldız kataloğu, Batlamyus geleneğindeki 48 takımyıldızda yer alan 1018 yıldızın ekliptik koordinatlarını verir; burç takımyıldızlarının yıldızları da bu listededir. Zîc'te yıllık presesyon değeri 51,4 yay saniyesi olarak hesaplanmıştır; bugünkü değer 50,27 yay saniyesidir. Eser 15-18. yüzyıllar arasında Osmanlı Devleti'nde resmen kullanıldı. Zîc'in içeriği Zîc-i Uluğ Bey maddesinde, gözlemevinin kendisi Uluğ Bey Gözlemevi sayfasında anlatılıyor.

Kısaca

  • On İki Hayvanlı Türk Takvimi'nin bilinen ilk kullanımları 584 tarihli bir Göktürk mektubu ile Kül Tegin ve Bilge Kağan yazıtlarıdır.
  • Kaşgarlı Mahmud, takvimin doğuşunu bir hakanın savaş tarihini karıştırması ve İli Irmağı'nı geçen on iki hayvan anlatısıyla açıklar.
  • Ülker adı Türk dillerinin hemen hepsinde yaşar; TDK'ya göre eş anlamlıları Yedikızkardeş, Süreyya, Peren ve Pervin'dir.
  • Kutup Yıldızı'nın Türkçe adı Demirkazık, Kaşgarlı'daki biçimiyle Temürkazuk'tur; Büyükayı'nın eski adı Yetigen, halk ağzındaki adı Yedigir'dir.
  • Venüs'ün Türkçe adları Çolpan ve Çoban Yıldızı, Jüpiter'inki Erendiz'dir; Kaşgarlı Jüpiter'e Karakuş, Mars'a Bakırsokım der.
  • Samanyolu Türkçede Gökyolu, Hacılaryolu ve Samanuğrusu; Kazakça ve Başkurtçada "kuş yolu" diye anılır.
  • Zîc-i Uluğ Bey hem Çin-Uygur takvimini hem de 1018 yıldızlık bir kataloğu içerir.

Güneş'in ve gezegenlerin bugün hangi burçta ve gerçekte hangi takımyıldızda olduğunu Burçların gökyüzü sayfasında, doğduğunuz gün gökyüzünün nasıl olduğunu Doğduğun gün gökyüzü aracında ve bu gece hangi yıldızların görüldüğünü gökyüzü haritasında görebilirsiniz.

Aynı türdenTümü →

Yukarı çık

Ziyaret istatistikleri ve reklamlar için çerez kullanmak istiyoruz. İzin vermezseniz yalnız zorunlu çerezler kullanılır. Ayrıntılar