2001: Bir Uzay Destanı bugünü ne kadar doğru tahmin etti? Tablet, HAL ve dönen istasyon
Kubrick ve Clarke, 1968'de 2001 yılını hayal etti. Tablet ve görüntülü görüşme tuttu, konuşan yapay zekâ bugün gündelik hayatta; ama dönen uzay istasyonu ve Ay üssü hâlâ çizim masasında.

Stanley Kubrick'in Arthur C. Clarke ile birlikte yazdığı 2001: Bir Uzay Destanı, 2 Nisan 1968'de Washington'da ilk kez gösterildi; yani Apollo 8 ekibi Ay'ın çevresinden Dünya'yı fotoğraflamadan aylar önce. Film, büyük ölçüde Clarke'ın 1951 tarihli "The Sentinel" öyküsünden doğdu ve görsel efekt dalında Oscar kazandı. Kubrick, 33 yıl sonrasını olabildiğince inandırıcı göstermek için bilim danışmanlarıyla çalıştı. Bugünden, yani o tarihin üzerinden çeyrek asır geçmişken geriye bakınca, filmin tahmin defteri oldukça ilginç.
Kubrick'in danışmanları kimdi?
Filmin baş teknik danışmanı Frederick Ordway, daha önce Wernher von Braun'la birlikte ABD ordusunun füze ajansında, ardından 1960-1964 arasında NASA'nın Marshall Uzay Uçuş Merkezi'nde çalışmıştı. Uzay araçlarının ayrıntılı tasarımlarını Harry Lange çizdi. Yapay zekâ konusunda ana danışman, MIT'den Marvin Minsky'ydi. Bu ekip, filmdeki teknolojinin 2000'lerin başı için makul görünmesini hedefliyordu.
Tuttu: Tablet bilgisayar
Filmde Jüpiter'e giden Discovery gemisindeki iki astronot yemek yerken ince, düz ekranlı cihazlarda haber izliyor. Bu sahne o kadar tanıdık ki 2011'de Samsung, Apple'ın iPad tasarım patenti için açtığı davada filmden bir kareyi "önceki örnek" olarak mahkemeye sundu. Mahkeme bu kanıtı usul gerekçesiyle kabul etmedi; ama dikdörtgen, ekranı baskın, ince kenarlı bir cihazın 1968'de hayal edildiği gerçeği değişmedi.
Tuttu, ama başka biçimde: Görüntülü görüşme
Filmin başında bilim insanı Heywood Floyd, bir uzay istasyonundaki kabinden kızıyla görüntülü konuşuyor. Bu fikir boşlukta doğmadı: AT&T, Picturephone adlı görüntülü telefonunu 1964 New York Dünya Fuarı'nda tanıtmıştı. Kubrick'in ekibi Bell Laboratuvarları ile görüştü; kabinin tasarım fikrini Bell Labs mühendisi A. Michael Noll geliştirdi. Picturephone ticari olarak tutmadı; görüntülü görüşme ancak internet ve akıllı telefonlarla gündelik hayata girdi. Film, uzay boşluğundaki sahnelerde ses kullanmayarak da fiziğe sadık kalıyor; boşlukta ses yayılmaz. Görüntülü görüşmede filmin yanıldığı nokta teknolojinin kendisi değil, onu kimin sunacağıydı: Kabin bir telefon şirketinin, istasyona giden mekik ise bir havayolu şirketinin logosunu taşıyor.
Tutmadı: Uzaya düzenli yolcu uçuşları
Filmde Ay'a ve istasyona gitmek, bir uçak yolculuğu kadar sıradan. Gerçek 2001'de ise durum çok farklıydı; o yıl ilginç bir tesadüf yaşandı: ABD'li iş insanı Dennis Tito, 28 Nisan 2001'de bir Rus Soyuz kapsülüyle Uluslararası Uzay İstasyonu'na giderek parasını kendi ödeyen ilk uzay turisti oldu. Ama bu tek bir kişinin, yaklaşık 20 milyon dolar ödeyerek yaptığı bir uçuştu, havayolu seferi değil. Filmdeki kalıcı Ay üssü ise bugün de yok.
Dönen istasyon ve yapay yerçekimi: Fizik doğru, uygulama yok
Filmin simgesi hâline gelen, yavaşça dönen tekerlek biçimli istasyon ve Discovery'nin içinde astronotun koşu yaptığı dönen bölme, fizik açısından sağlam bir fikre dayanıyor. Dönen bir halkanın iç yüzeyindeki kişi, dışarı doğru itiliyormuş gibi bir kuvvet hisseder; bu ivme dönüş hızının karesi ile yarıçapın çarpımına eşittir. Örneğin 100 metre yarıçaplı bir halkada Dünya'dakine eşit bir "ağırlık" için halkanın dakikada yaklaşık 3 tur atması gerekir. Kubrick bu sahneler için Vickers-Armstrong'a yaklaşık 12 metre çapında, 27 tonluk dönen bir set yaptırdı.
NASA da fikri ciddiye aldı: 1975'te NASA Ames Araştırma Merkezi'nin de yer aldığı bir yaz çalışmasında, Stanford torusu adı verilen, yaklaşık 1,6 kilometre çapında ve dakikada bir tur dönerek Dünya yerçekimi sağlayacak bir yerleşim tasarlandı. Ancak bugüne kadar insanların yaşadığı dönen bir istasyon inşa edilmedi. ISS'teki astronotlar ağırlıksızlığın kas ve kemik kaybına karşı her gün yaklaşık iki saat egzersiz yapıyor. Film bu alanda fiziği doğru anlatıyor; mühendislik ve maliyet ise henüz yetişmedi.
HAL 9000: En şaşırtıcı tahmin
Filmin bilgisayarı HAL, mürettebatla doğal dilde konuşuyor, satranç oynuyor, yüzleri ve çizimleri tanıyor, gemiyi yönetiyor ve sonunda kendi kararlarını insanlarınkinin önüne koyuyor. 1968'de bunların hepsi bilimkurguydu.
- Satranç: IBM'in Deep Blue bilgisayarı Mayıs 1997'de dünya şampiyonu Garry Kasparov'u altı oyunluk maçta 3,5-2,5 yendi; standart turnuva koşullarında hüküm süren bir dünya şampiyonunu yenen ilk bilgisayar oldu. Bu, film takviminden dört yıl önce gerçekleşti.
- Konuşma: Bugün sesli asistanlar ve büyük dil modelleri, insanlarla akıcı biçimde konuşabiliyor. HAL'in sakin, kibar konuşma tarzı, bugünkü sohbet sistemlerine şaşırtıcı ölçüde benziyor.
- Tutmayan: HAL'in tek bir bilgisayar olarak bir gemiyi tamamen kendi başına yönetmesi ve insan gibi kendi amaçlarını savunması. Bugünkü uzay araçlarının otonom sistemleri belirli görevlerle sınırlı ve kritik kararlar hâlâ görev kontrolde.
Yine de HAL'in asıl mirası bir teknoloji değil, bir soru: Kendisine çelişkili hedefler verilen bir yapay zekâ ne yapar? Bu soru, bugün yapay zekâ güvenliği araştırmalarının merkezinde duruyor.
Nerede haklı, nerede değil?
- Haklı: Tablet bilgisayar, görüntülü görüşme ve uzayda sesin yayılmaması.
- Kısmen haklı: Konuşan, satranç oynayan yapay zekâ; ama kendi başına gemi yöneten bir HAL yok.
- Fizik doğru, gerçek değil: Dönerek yapay yerçekimi sağlayan istasyon.
- Yanlış: 2001'de Ay üssü, uzaya düzenli yolcu seferleri ve Jüpiter'e insanlı yolculuk.
Sonuç
2001: Bir Uzay Destanı'nın tahminleri, teknolojinin evde ve cepte olanlarında şaşırtıcı biçimde tuttu, uzayın kendisinde ise fazla iyimser kaldı. Film, Apollo'nun hızına bakıp uzayın da bilgisayarlar gibi hızla ucuzlayacağını varsaydı. Olan tam tersiydi: Bilgisayarlar avucumuza sığdı, dönen istasyonlar ise hâlâ NASA'nın 1970'lerden kalma çizimlerinde duruyor. Filmlerin bilime en sık ters düştüğü yerleri merak edenler uzay filmlerindeki bilim hataları yazımıza bakabilir.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















