İşte Tanrılar (Isaac Asimov): konusu, bilimi ve okuma rehberi
Isaac Asimov'un 1972 tarihli, Nebula, Hugo ve Locus ödüllü romanı: paralel evrenle enerji alışverişi, Güneş'i tehdit eden Pompa ve Ay kolonisi. Özeti, bilimi ve okuma rehberi.
- Tür
- Roman
- Yazar
- Isaac Asimov
- İlk yayın yılı
- 1972
- Sayfa
- 288
İşte Tanrılar (özgün adı The Gods Themselves), Isaac Asimov'un Mayıs 1972'de Doubleday yayınevinden çıkan romanıdır. İlk baskısı 288 sayfadır. Asimov'un on beş yıl sonra yazdığı ilk özgün romanıydı (1966'daki Fantastic Voyage uyarlaması sayılmazsa). Ne bir Vakıf kitabıdır ne de Robot serisinin parçası; Asimov'un bu iki büyük evrenin dışında kalan, bağımsız bilimkurgu yapıtlarından biridir.
Kitabın fikri şudur: iki evren arasında madde alışverişi yapan bir cihaz bize bedava enerji sağlıyor, ama aynı cihaz Güneş'in içindeki fizik kurallarını yavaş yavaş bozuyor. Dünya bu enerjiye bayıldığı için uyarıları duymak istemiyor. Asimov bu çatışmayı üç ayrı bölümde, üç ayrı dünyada anlatır: Yeryüzü, tuhaf bir paralel evren ve Ay'daki koloni. Tek bir romanın içinde hem bir bilim insanı polisiyesi, hem tamamen yabancı bir toplumun portresi, hem de bir uzay kolonisi hikâyesi vardır.
Kitabın özeti
Bu bölüm kitabın sonunu da anlatır.
Roman üç bölümden oluşur. Birinci bölüm, 21. yüzyılın sonlarında, nüfusu büyük bir krizle altı milyardan iki milyara düşmüş bir Dünya'da geçer. Radyokimyacı Frederick Hallam, sıradan tungstenin kendiliğinden plütonyum-186'ya dönüştüğünü fark eder. Bu izotop bizim evrenimizde var olamaz; demek ki madde başka bir evrenden gelmektedir. Bulgu, iki evren arasında madde değiş tokuşu yapan "Pompa"nın temelini atar. Hallam ödüller alır, Pompa da ucuz ve sınırsız enerji kaynağı olarak dünyaya yayılır. Aradan yıllar geçtikten sonra fizikçi Peter Lamont, Pompa'nın tarihini incelerken karşı evrenden gelen bir zekânın bulunabileceğinden şüphelenir. Dilbilimci ve arkeolog Myron Bronowski ile birlikte, tungsten şeritler üzerine yazılmış mesajlarla o "öteki" tarafla haberleşmeyi başarırlar. Ortaya çıkan sonuç ürkütücüdür: Pompa, Güneş'in içindeki güçlü çekirdek kuvvetini artırmaktadır ve bu, Güneş'i patlatabilir. Lamont'un uyarıları iktidar sahiplerince göz ardı edilir.
İkinci bölüm tamamen paralel evrende geçer. Burada yıldızlar küçük ve kısa ömürlüdür; yaşayanlar ise ikiye ayrılır: katı bedenli "sert olanlar" ve akışkan bedenli "yumuşak olanlar". Yumuşaklar üç cinsiyetten oluşan üçlüler hâlinde yaşar: akılcı, duygusal ve ebeveyn. Hikâyenin başkahramanı Dua, duygusal olduğu hâlde akılcı özellikler taşıyan alışılmadık bir yumuşaktır. Kendi evrenindeki güneşin ölmekte olduğunu bildiği için halkı Pompa'dan vazgeçmek istemez. Dua ise Pompa'nın yarattığı tehlikeyi kavrar, ama halkını ikna edemez ve uyarı göndermeye çalışır. Bölümün sonunda, sert olanların aslında yumuşakların ölümden sonra ulaştığı yeni biçim olduğu anlaşılır ve Dua, kendi üçlüsünün de bir gün Pompa'yı kuran bilim insanına dönüşeceğini fark eder.
Üçüncü bölüm Ay'daki kolonide geçer. Burada Dünya'dan ayrışmaya başlayan bir insan topluluğu yaşar. Hallam'ın gölgesinde çalışamayan, alaycı bir eski fizikçi olan Denison, Pompa'nın tehlikesini kendi yoluyla fark eder ve Ay'a gider. Genetik olarak sezgisi güçlendirilmiş rehber Selene ile çalışırken, bizimkilere benzemeyen fiziği olan üçüncü bir evren bulurlar. Bu evrenle madde alışverişi hem bol enerji verir hem de Pompa'nın yarattığı dengesizliği düzeltebilir. Ay'ın bağımsızlığını isteyen siyasi hareket bu keşfi kendi amaçları için kullanmak ister, ama kolonidekilerin çoğu planı reddeder. Kitap, Denison'ın bulguları açıklamasıyla Hallam'ın itibarının çökmesiyle ve Denison ile Selene'in yakınlaşmasıyla biter.
Yazar ve yazıldığı dönem
Kitabın tohumu bir sohbetle atıldı: yazar Robert Silverberg, 1971'de plütonyum-186'dan söz ettiğinde Asimov böyle bir izotopun imkânsız olduğunu söyledi; Silverberg ona tam da bu imkânsızlık üzerine bir hikâye yazması için meydan okudu. Editör Larry Ashmead hikâyenin romana genişletilmesini isteyince Asimov ikinci ve üçüncü bölümleri yazdı. Üç bölüm önce Galaxy ve Worlds of If dergilerinde yayımlandı.
Başlık, Friedrich Schiller'in Orléans Kızı oyunundaki, akılsızlığa karşı tanrıların bile boşuna savaştığını söyleyen dizeden gelir. Paralel evrendeki karakterlerin adları da Rusçadaki bir, iki, üç sayılarından türetilmiştir: Odeen, Dua ve Tritt. Asimov, ikinci bölümü kendi deyimiyle "kendi boyunu aşan en büyük ve en etkili yazı" olarak niteledi; 1982'de yazdığı bir mektupta bunu yazdığı en sevdiği bilimkurgu romanı saydığı aktarılır.
Kitaptaki bilim: güçlü kuvvet, Güneş ve paralel evren
Romanın bilimsel çekirdeği güçlü çekirdek kuvvetidir. Günümüzdeki anlatımla bu kuvvet, kuarkları gluonlar aracılığıyla protonların ve nötronların içinde bir arada tutar; artık bir kalıntısı ise atom çekirdeğindeki proton ve nötronları birbirine bağlar. Kitapta bu kuvvetin bizim evrenimizde belli bir değeri vardır, paralel evrende ise daha büyüktür. Bu yüzden orada yıldızlar küçük kalır, kısa yaşar ve plütonyum-186 gibi izotoplar kararlı olabilir.
Asimov'un yazdığı dönemde kuarklar yalnızca varsayımdı, gluonlar da kuramsal bir kavramdı; Asimov güçlü kuvveti gluonlarla değil, proton ve nötronları bağlayan pionlar üzerinden anlatır. Daha önemli fark, Güneş'in nasıl çalıştığındadır. Güneş'in çekirdeğindeki füzyonu yavaş tutan şey, proton-proton zincirindeki zayıf kuvvet basamağıdır; güçlü kuvvet ise açığa çıkan enerjinin büyüklüğünü belirler. Zayıf kuvvet bu zinciri yavaşlatmasaydı yıldızlar çok kısa sürede tükenirdi. Kitaptaki "güçlü kuvvet artarsa Güneş patlar" senaryosu bu yüzden kurgudur; ama kuvvetin değerinin yıldızların var oluşunu nasıl etkilediği, fizikte gerçekten tartışılan bir sorudur.
Bu tartışmanın bir örneği diprotondur: iki protondan oluşan, nötronsuz helyum-2 çekirdeği. Bizim evrenimizde bağlı değildir, yani kararsızdır; sebebi, spinler arasındaki çekirdek etkileşimi ile Pauli dışlama ilkesidir. Freeman Dyson ve başkaları, güçlü kuvvetin yüzde 2 kadar daha büyük olması hâlinde diprotonun bağlı olabileceğini ve bunun yıldızlardaki füzyonu ve Büyük Patlama çekirdek sentezini kökten değiştireceğini öne sürdü. Sonraki çalışmalar ise diprotonun bağlı olduğu bir evrenin yıldızlara ve yaşama engel olması gerekmediğini gösterdi. Yani Asimov'un işlediği "doğa sabitleri biraz farklı olsaydı ne olurdu" sorusu, bugün "ince ayar" tartışmasının merkezindedir; ama sonucu kitaptaki kadar keskin değildir.
Asimov ayrıca süpernova korkusunu ve kuasarların kökenini de bu çerçeveye bağlar: kitapta kuasarlar, güçlü kuvvetin aniden artmasıyla füzyon enerjisiyle patlayan gökadalar olarak düşünülür. Bu varsayım gerçek bilimle örtüşmez; kuasarların doğası bugün çok farklı anlaşılmaktadır. Plütonyum-186 da benzer biçimde, benzer fizik yasalarına sahip bir evrende doğal olarak var olamayacak bir izotop olarak anlatılır. Ay kolonisi bölümü ise bilimden çok toplumbilimdir: düşük çekimin Aylıların bedenini değiştirmesi, Dünya'da genetik mühendisliğinin yasaklanması ve Aylıların ayrı bir insan topluluğuna dönüşmesi, daha çok kurgunun hayal gücüne dayanır. Roman, Ay'a yerleşme fikrine bugün hâlâ geçerli sorular yöneltir.
Birinci bölümdeki Etrüsk dili konusu ise dönemin bilgisini yansıtır. Bronowski'nin önerdiği Baskça-Etrüskçe bağlantısı spekülatiftir; Etrüsk dilinin akrabalığı 2022 itibarıyla kanıtlanmış değildir.
Hikâyenin ikinci yarısı, yabancı bir fizikle yaşayan canlıların bile benzer ahlaki ikilemlerle karşılaşabileceğini düşündürür: uzun vadeli bir tehlikeyi bilen azınlık ile bugünkü rahatlığı koruyan çoğunluk arasındaki gerilim, iki evrende de aynı biçimde işler.
Etkisi ve ödülleri
İşte Tanrılar, Asimov'a hem Nebula Ödülü'nü (1972'nin en iyi romanı) hem de Hugo Ödülü'nü (1973'ün en iyi romanı) kazandırdı; kitap ayrıca 1973 Locus Ödülü'nün en iyi roman dalında da birinci oldu. Nebula, Hugo ve Locus ödüllerini aynı kitapla toplamış oldu.
Kitabın asıl özgünlüğü yapısındadır. Asimov'un diğer iki bağımsız romanı The End of Eternity ve Nemesis gibi, bu romanda da kronoloji düz akmaz; birinci bölüm iki ayrı zaman dilimini iç içe anlatır. Ayrıca ikinci bölümdeki üç cinsiyetli yumuşaklar, Asimov'un insan olmayan bir toplumu baştan kurmaya giriştiği nadir yerlerden biridir ve kitabın en çok konuşulan kısmıdır.
Uyarlamaları
Doğruladığım kaynaklarda kitabın bir film ya da dizi uyarlaması anılmıyor. Asimov'un diğer büyük eserlerinin ekrana aktarımı için Vakıf dizisine bakabilirsiniz.
Kimlere uygun, nereden başlanır?
İşte Tanrılar Asimov'a yeni başlayanlar için de uygun bir giriştir, çünkü diğer kitaplarını bilmeyi gerektirmez. Ancak ilk bölümde kimya ve fizik terimleri, ikinci bölümde ise alışılmadık bir anlatım düzeni vardır; ikinci bölümü ilk okuyuşta yadırgayabilirsiniz, ama ilerledikçe kitabın en akılda kalan kısmı olur. Bilimkurguyu "fikir romanı" olarak seven, paralel evren ve doğa sabitleri gibi konularla ilgilenen okurlar için iyi bir seçimdir.
Asimov'un makine ve robot yönünü merak edenler Ben, Robot ile, galaksi ölçeğinde bir hikâye arayanlar ise Vakıf ile devam edebilir. Kitaba başlamadan önce Güneş'in nasıl enerji ürettiğini hatırlamak için Güneş sayfasına göz atmak, ikinci bölümü daha rahat izlemenizi sağlar.
Yazarın diğer kitaplarıTümü →
Sonsuzluğun Sonu (Isaac Asimov): konusu, zaman paradoksu ve okuma rehberiIsaac AsimovRoman
Gökteki Çakıl Taşı (Isaac Asimov): konusu, radyoaktif Dünya ve okuma rehberiIsaac AsimovRoman
Uzay Akımları (Isaac Asimov): konusu, nova bilimi ve okuma rehberiIsaac AsimovRoman
Toz Gibi Yıldızlar (Isaac Asimov): konusu, Atkafa Bulutsusu ve okuma rehberiIsaac AsimovRoman
Vakıf İleri (Isaac Asimov): konusu, İkinci Vakıf'ın kuruluşu ve okuma rehberiIsaac AsimovRoman
Vakıf Kurulurken (Isaac Asimov): konusu, psikotarihin doğuşu ve okuma rehberiIsaac AsimovRoman














