Gazi Ahmed Muhtar Paşa
93 Harbi'nin "Gazi" unvanlı komutanı Ahmed Muhtar Paşa, gökbilim ve takvim üzerine eserler yazdı; Rumi takvimin bilimsel temele oturtulması için Meclis'e ilk teklifi o sundu.
- Doğum tarihi
- 1 Kasım 1839
- Ülke
- Osmanlı İmparatorluğu
- Görevi
- Osmanlı komutanı ve sadrazam, takvim ve gökbilim yazarı
- Kurum
- Meclis-i Âyân
- Rolü
- Tarihî figür
- Ölüm tarihi
- 21 Ocak 1919
Gazi Ahmed Muhtar Paşa (1 Kasım 1839 – 21 Ocak 1919), 93 Harbi'ndeki zaferleriyle "Gazi" unvanını alan, 1912'de kısa bir süre sadrazamlık yapan Osmanlı komutanı ve devlet adamıdır. Onu askerlik tarihinin yanında bilim tarihi açısından da ilginç kılan, hayatı boyunca sürdürdüğü gökbilim, matematik ve takvim çalışmalarıdır. Vakit hesabı ve takvim üzerine eserler yazdı, Osmanlı'nın kullandığı Rumi takvimin bilimsel bir temele oturtulması için yıllarca uğraştı. Türkçe kaynaklarda, Osmanlı Devleti'nde uluslararası saat sisteminin ve Miladi takvimin kullanılmasını ilk kez ileri süren kişi olarak anılır.
Bursa'dan Harbiye'ye
Ahmed Muhtar, 1 Kasım 1839'da Bursa'da doğdu. Bursa Işıklar Askerî İdadisi'ni bitirdikten sonra İstanbul'daki Mekteb-i Harbiye'ye girdi ve 1860'ta okulu birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı oldu. Karadağ seferinde gösterdiği başarı ona binbaşılık getirdi. 1870'lerin başında Yemen'deki ayaklanmaları bastıran kuvvetlerin başındaydı; Türkçe kaynaklara göre 33 yaşında müşir (mareşal) rütbesine ulaştı. Bir süre Girit valiliği de yaptı.
93 Harbi ve "Gazi" unvanı
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, yaygın adıyla 93 Harbi'nde, Kafkas cephesindeki Osmanlı kuvvetlerinin komutanıydı. 25 Ağustos'taki Gedikler ve 24 Ekim'deki Yahniler muharebelerinde Rus ordusuna karşı kazandığı başarılar ona "Gazi" unvanını kazandırdı. Aynı cephede Alacadağ'da yenilgiye uğradı; Aziziye Tabyası'nda ise Rus saldırılarını defalarca geri püskürttü. Savaştan sonra Tophane-i Âmire yöneticiliği, Manastır valiliği ve Üçüncü Ordu müfettişliği gibi görevlerde bulundu.
1880'lerde Mısır'a Fevkalade Komiser olarak gönderildi ve uzun yıllar orada kaldı. İkinci Meşrutiyet döneminde Meclis-i Âyân üyesiydi. 22 Temmuz 1912'de sadrazamlığa getirildi ve 29 Ekim 1912'ye kadar, yaklaşık üç ay bu görevde kaldı. Darüşşafaka'nın kurucuları arasında yer aldığı, 1890'da İstanbul'daki Sirkeci Garı'nın açılışını yaptığı da kaynaklarda anılır.

Bir askerin gökbilim merakı
Ahmed Muhtar Paşa, askerî yeteneğinin yanı sıra gökbilime ve matematiğe ilgi duyuyordu. Bu ilgi, takvim ve vakit hesabı üzerine yazdığı eserlerde ortaya çıktı:
- Riyâzü'l-Muhtâr: Mir'âtü'l-Mîkāt ve'l-Edvâr (1885): Adındaki mîkāt, vakitlerin ve günün saatlerinin belirlenmesiyle uğraşan bilgiyi; edvâr ise devirleri anlatır.
- Islâh-ı Takvîm (1891): Takvimin düzeltilmesi üzerine yazdığı kitap.
- La Réforme du Calendrier (1893): Takvim reformu üzerine Fransızca yayımladığı eser.
- Takvîmü's-Sinîn (1915): Yıllar ve takvimler üzerine kapsamlı çalışması. 1993'te Yücel Dağlı ve Hamit Pehlivanlı tarafından yeni harflerle yayımlandı.
Takvim meselesi o dönemde yalnızca bir merak konusu değildi. Osmanlı Devleti 13 Mart 1840'tan itibaren devlet işlerinde, Jülyen takvime dayanan ve yılı Güneş'e göre sayan Rumi takvimi kullanıyordu. Ancak bu takvim, Avrupa'nın kullandığı Gregoryen takvimin 13 gün gerisindeydi; Batılı devletlerle siyasi, askerî ve ekonomik ilişkiler arttıkça bu fark tarih hesaplarında sürekli sorun çıkarıyordu. Üstelik Ay'a göre işleyen Hicri takvimle güneşe göre işleyen Rumi takvim arasındaki yıl farkı da giderek büyüyordu. Ay yılı güneş yılından kısa olduğu için iki takvimin yıl sayıları zamanla birbirinden uzaklaşıyor, bu kaymayı gidermek için Hicri yıllardan birinin hesaptan düşülmesi gereken "sıvış yılı" ortaya çıkıyordu. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nden Sibel Yazıcı ve Ahmet Yaramış'ın çalışmasına göre 1839, 1872 ve 1912'ye denk gelen sıvış yıllarının hesaptan düşülmemesi, iki takvim arasındaki yıl farkını üç yıla çıkarmıştı. Güneş yılının uzunluğu ve takvimlerin nasıl ayarlandığı 1 güneş yılı kaç gündür? sayfasında anlatılıyor.
Ahmed Muhtar Paşa, Takvîmü's-Sinîn'de bütün dünyayla uyumlu bir zaman birliğine ihtiyaç olduğunu, bunun için güneş yılına dayanan bir tarihin kullanılması gerektiğini savundu.

Meclis-i Âyân'da takvim teklifi
İkinci Meşrutiyet'le birlikte takvim meselesi Osmanlı Parlamentosu'na taşındı ve bu yoldaki ilk önemli adımı Ahmed Muhtar Paşa attı. 18 Nisan 1910'da, üyesi olduğu Meclis-i Âyân'a, Rumi takvimin düzeltilip değiştirilmesi hakkında bir kanun teklifi sundu. Paşa'ya göre "mali takvim" denen Rumi takvim hiçbir bilimsel esasa bağlı değildi. Önerisi, yılları Hicret'ten başlatan ama güneş yılına göre işleyen bir Hicri-Şemsi takvimdi; yıl başı, Miladi takvimde olduğu gibi kânunusani (ocak) ayı olacaktı. Böylece Miladi takvimle arada sabit 621 yıllık bir fark kalacak, tarih çevirmek kolaylaşacaktı.
Paşa, bu düzenlemenin Maliye'nin Avrupa'daki bankalarla yürüttüğü işlerden askerî hesaplara, tüccarların yazışmalarından devletlerarası ilişkilere kadar pek çok alanda kolaylık sağlayacağını öne sürdü. Teklif encümende bir yıl bekledi, 1911'de görüşülmeye başlandı. Maliye Nazırı Cavit Bey, değişiklik ihtiyacını kabul etmekle birlikte hazırlık için en az üç yıl gerektiğini bildirdi. Sonunda Meclis-i Âyân, zamanın böyle bir değişiklik için uygun olmadığı kanısına vararak teklifi reddetti.
1917 takvim değişikliği ve "Muhtar Paşa kebisesi"
Takvim meselesi Birinci Dünya Savaşı sırasında hükümetin teklifiyle yeniden gündeme geldi. Kanun 5 Şubat 1917'de Meclis-i Âyân'da görüşülmeye başlandığında, Topçu Feriki Rıza Paşa bu işle en çok ilgili kişinin Ahmed Muhtar Paşa olduğunu hatırlattı ve kanun onun başında bulunduğu özel bir encümene havale edildi.
Görüşmelerde Paşa ihtiyatlı davrandı. Bilimsel bir takvim düzenlemesinin zorunlu olduğunu kabul ediyor, ama savaş ortasında tarih değiştirmenin askerî kayıtlarda karışıklık yaratacağını, Gregoryen takvimin doğrudan benimsenmesinin de dinî ve millî açıdan sorun doğuracağını savunuyordu. Meclis tutanaklarına göre aynı oturumda, hem Gregoryen hem Jülyen takvimin hatalı yönlerini bulduğunu, hazırladığı artık yıl (kebise) düzeninin otuz yıldır Avrupalılar tarafından "Muhtar Paşa kebisesi" diye takdir edildiğini söyledi ve kendi takviminin kabul edilmesini istedi. Bu nitelendirme Paşa'nın kendi beyanına dayanır.
Meclis-i Âyân sonunda kanunu 33 üyenin katıldığı oylamada 27 kabul oyuyla onayladı. Buna göre Hicri takvim olduğu gibi kullanılmaya devam edecek, Rumi takvim ise Gregoryen esasa göre işleyecekti: 15 Şubat 1332'yi doğrudan 1 Mart 1333 izledi ve 13 günlük fark böylece ortadan kalktı. Rumi yıl sayısı ve Mart'ta başlayan mali yıl ise korundu. Ahmed Muhtar Paşa'nın 1910'da başlattığı tartışma, bu adımla kısmen sonuca ulaşmış oldu.

Verileri göster
| 1839 | Bursa'da doğdu |
|---|---|
| 1877 | 93 Harbi, Kafkas cephesi |
| 1885 | Riyâzü'l-Muhtâr yayımlandı |
| 1891 | Islâh-ı Takvîm yayımlandı |
| 1893 | Fransızca takvim kitabı |
| 1910 | Meclis-i Âyân'a takvim teklifi |
| 1915 | Takvîmü's-Sinîn yayımlandı |
| 1917 | Rumi takvimden 13 gün atıldı |
Son yılları
Ahmed Muhtar Paşa, 21 Ocak 1919'da 79 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti ve Fatih Camii'nin avlusuna gömüldü. 93 Harbi'ne ait anılarını içeren Sergüzeşt-i Hayâtımın Cild-i Evveli ve Sânîsi 1912'de yayımlanmıştı.
Neden önemli?
Ahmed Muhtar Paşa, takvim gibi gündelik hayatın en temel düzeninin bile gökbilime bağlı olduğunu kavrayan son dönem Osmanlı devlet adamlarındandı. Rumi takvimin Avrupa'dan 13 gün geride kalması ve Hicri takvimle arasındaki kayma, ona göre bilimsel bir sorundu ve bilimsel bir çözüm istiyordu. Önerdiği takvim tam olarak benimsenmedi, ama 1910'da Meclis'e getirdiği teklif tartışmayı başlattı ve 1917'deki düzenlemenin zeminini hazırladı.
Kısaca
- 1 Kasım 1839'da Bursa'da doğdu, 1860'ta Harbiye'yi birincilikle bitirdi.
- 93 Harbi'nde Kafkas cephesindeki başarılarıyla "Gazi" unvanını aldı; 1912'de üç ay sadrazamlık yaptı.
- Gökbilim ve matematiğe ilgi duydu; vakit hesabı ve takvim üzerine eserler yazdı.
- Islâh-ı Takvîm (1891), La Réforme du Calendrier (1893) ve Takvîmü's-Sinîn (1915) takvim reformu üzerine eserleridir.
- 1910'da Meclis-i Âyân'a güneş yılına dayanan bir Hicri-Şemsi takvim teklifi sundu; teklif reddedildi.
- 1917'de Rumi takvimdeki 13 günlük farkı kaldıran kanunu görüşen encümenin başındaydı.
- 21 Ocak 1919'da İstanbul'da öldü.















