Deli Dumrul kimdir? Dede Korkut'ta Azrail'e meydan okuyan yiğit
Deli Dumrul, Dede Korkut Kitabı'nda kuru çaya köprü kurup Azrail'e meydan okuyan, canına karşılık can ararken anne babasının değil karısının fedakârlığıyla kurtulan Oğuz yiğididir.
- Tür
- İnsan
- Geçtiği eser
- Dede Korkut Kitabı (Kitâb-ı Dedem Korkut, yazıya geçişi 14.-15. yüzyıl)
- Yaratıcısı
- Anonim (Oğuz sözlü geleneği)
- İlk göründüğü yıl
- 15. yüzyıl
- Canlandıran
- Emir Benderlioğlu (Deli Dumrul Kurtlar Kuşlar Aleminde, 2010), Şahin Irmak (Dede Korkut Hikâyeleri: Deli Dumrul, 2018)
- Kitabı
- Sayfasını aç →
Deli Dumrul kimdir? Deli Dumrul, Dede Korkut Kitabı'nın beşinci hikâyesinin kahramanı olan, Duha Koca'nın oğlu, gözü pek ve kibirli bir Oğuz yiğididir. Kuru bir çayın üzerine köprü kurup geçenden de geçmeyenden de para alması, ölüm meleği Azrail'e meydan okuması ve sonunda kendi canına karşılık bir can bulmak zorunda kalmasıyla tanınır. Anne ve babası canlarını vermeyi reddeder, karısı ise hiç düşünmeden razı olur. Hikâye, Türk edebiyatında ölümle pazarlık eden insanın ve eşler arasındaki sadakatin en bilinen anlatılarından biridir.
Hangi eserlerde geçer?
Deli Dumrul'un yazılı kaynağı Dede Korkut Kitabı'dır. Oğuz Türklerinin kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan destansı hikâyeleri 14. ya da 15. yüzyılda adı bilinmeyen biri tarafından yazıya geçirildi. Bir giriş ve on iki hikâyeden oluşan Dresden nüshasında Dumrul'un boyu beşinci sıradadır. Altı hikâyelik Vatikan nüshasını Ettore Rossi 1950'de tanıttı, üçüncü bir yazma ise 2018'de İran'ın Gonbad-e Kavus kentinde bulundu.
Dumrul, Dede Korkut'un yazılı metniyle sınırlı bir karakter değildir. Türk ve Altay halk anlatılarında Dumrul Han ya da Dumrul Bey gibi adlarla, farklı serüvenlerde de karşımıza çıkar. Bu anlatıların hepsinde pervasız, korkusuz ve hoyrat bir kişilik olarak çizilir. Köprü hikâyesi ise halk dilinde deyimleşmiştir: Dresden metninde Dumrul köprüden geçenden otuz üç, geçmeyenden döverek kırk akçe alır; halk arasında ise rakamlar değişir ve deyim çoğunlukla "geçenden beş, geçmeyenden on akçe" biçiminde dolaşır.
Hikâyedeki yeri
Dumrul köprüsünü yalnızca para için kurmamıştır; amacı, kendisinden daha deli ve daha güçlü bir yiğit çıkıp onunla dövüşsün, ünü Rum'a ve Şam'a kadar yayılsın diyedir. Bir gün köprünün yakınına konan bir obada genç bir yiğit hastalanıp ölür ve herkes onun başında ağlamaya başlar. Dumrul gelip ne olduğunu sorar. Gencin canını Azrail'in aldığını öğrenince öfkelenir; Tanrı'dan Azrail'i kendisine göstermesini, onunla dövüşüp gencin canını kurtarmayı ister.
Bu kibirli sözler Tanrı'nın hoşuna gitmez ve Azrail'i Dumrul'un canını almaya gönderir. Azrail, Dumrul kırk yiğidiyle yiyip içerken kapıcıların ve çavuşların gözüne görünmeden içeri girer. Dumrul önce korkuya kapılır, sonra kılıcını çeker; Azrail bir güvercine dönüşüp pencereden uçar. Dumrul bunu bir zafer sayıp atına biner, şahinini alıp kuşun peşine düşer. Dönüş yolunda Azrail atının gözüne görünür, at ürker, Dumrul yere düşer ve Azrail göğsüne çöker.
Ölümün eşiğindeki Dumrul önce Azrail'e yalvarır. Azrail ise canı verenin de alanın da Tanrı olduğunu, kendisinin yalnızca bir buyruk kulu olduğunu söyler. Dumrul bunun üzerine doğrudan Tanrı'ya yönelir, kibrinden vazgeçip O'nun birliğini kabul eder. Tanrı yumuşar ama bir şart koyar: Dumrul kendi canının yerine bir can bulursa bağışlanacaktır.
Can yerine can
Bu bölüm eserin sonunu da anlatır. Dumrul önce babasına gider. Yaşlı adam oğlunu çok sevdiğini, dağlarını, sürülerini, altınını ona verebileceğini, ama canından vazgeçemeyeceğini söyler ve onu annesine gönderir. Anne de oğlunu dokuz ay karnında taşıdığını hatırlatır, onu esaretten fidye ödeyerek kurtarmaya hazır olduğunu, ama canını veremeyeceğini söyler.
Azrail yeniden gelince Dumrul son bir dilekte bulunur: Karısıyla vedalaşıp iki küçük oğlunu ona emanet etmek ister. Karısına olanları anlatır, mallarının ona kalmasını ve gönlünün dilediği biriyle evlenmesini söyler. Kadın ise kocasından sonra yaşamanın kendisi için anlamsız olacağını anlatır, canının onun canına kurban olmasını ister ve Azrail'e razı olduğunu bildirir. Bu kez Dumrul eşine kıyamaz ve Tanrı'ya, ya ikisinin canını birlikte almasını ya da ikisini birlikte bağışlamasını diler. Duası kabul olur: Tanrı Azrail'e Dumrul'un anne ve babasının canını almasını buyurur, karı kocaya ise yüz kırk yıl ömür bağışlar. Hikâye, Dede Korkut'un bu boyu ozanların söylemesi için kayda geçirmesiyle biter.
Ekranda Deli Dumrul
Deli Dumrul'un adı Türk sinemasında daha çok çağdaş komedilere taşındı. Oğuz Yalçın'ın yönettiği ve 2010'da vizyona giren Deli Dumrul Kurtlar Kuşlar Aleminde filminde Dumrul rolünü Emir Benderlioğlu üstlendi. Burak Aksak'ın 2018'de İstanbul'da çektiği komedi filmi Dede Korkut Hikâyeleri: Deli Dumrul'da ise Deli Dumrul'u Şahin Irmak canlandırdı. Bu filmler destanı birebir anlatmaktan çok karakterin adını ve kimi motiflerini kullanır. Çocuklar için hazırlanan ve 2011-2013 arasında TRT Çocuk'ta yayımlanan Dede Korkut Hikayeleri çizgi dizisinde de Deli Dumrul, köprüsüyle bilinen bir karakter olarak yer aldı.
Karakterin arkasındaki bilim
Yüz kırk yıl mümkün mü?
Destan Dumrul'la karısına yüz kırk yıl ömür bağışlar. Gerçek dünyada bu sayıya yaklaşan kimse olmadı. Doğum ve ölüm tarihleri bugünkü ölçütlere göre doğrulanmış en uzun ömürlü insan, 1875'te doğup 1997'de ölen Fransız Jeanne Calment'tır: 122 yıl 164 gün yaşadı. Erkeklerde doğrulanmış rekor, Japon Jiroemon Kimura'nın 116 yıl 54 günüdür.
İnsan ömrünün aşılamaz bir üst sınırı olup olmadığı ise biyolojide hâlâ tartışmalı. Bir grup araştırmacı, çok ileri yaşlarda ölüm oranlarının artmayı bırakıp bir düzlüğe oturduğunu, dolayısıyla sabit bir sınır görünmediğini savunuyor. Karşı görüş, bu düzlüğün çok yaşlı insanların doğum kayıtlarındaki küçük hatalardan kaynaklanabileceğini ve bir sınırın var olduğunu ileri sürüyor. Hayatta kalma eğrileri üzerine yapılan kuramsal bir çalışma bu sınırı 125 yıl civarına koydu. Ortalama yaşam süresindeki artışın büyük kısmı ise bebek ölümlerinin azalmasından, tıptan, beslenmeden ve yaşam koşullarının iyileşmesinden geliyor. Yani yüz kırk yıl, bugünkü bilgimizle insan biyolojisinin değil, destanın sınırları içinde kalıyor.
Uzayda bir yıl ve ikiz kardeşler
Ölümle pazarlık eden Dumrul'un hikâyesi, yaşlanmanın nasıl işlediğini anlamaya çalışan bugünkü bilimle de dolaylı bir bağ kurar. NASA'nın İkizler Çalışması bunun ilginç bir örneğidir. Astronot Scott Kelly 27 Mart 2015'te Uluslararası Uzay İstasyonu'na gitti ve 2 Mart 2016'da döndü; 340 gün boyunca uzayda kaldı. Tek yumurta ikizi Mark Kelly ise karşılaştırma için Dünya'da kaldı. On araştırma ekibi iki kardeşin vücudunu genetikten bilişsel işlevlere kadar karşılaştırdı ve sonuçlar Nisan 2019'da yayımlandı.
En şaşırtıcı bulgu telomerlerle ilgiliydi. Telomerler kromozomların uçlarındaki koruyucu bölgelerdir ve insan yaşlandıkça kısalırlar. Beklenenin aksine Scott Kelly'nin telomerleri uzaydayken belirgin biçimde uzadı. Dünya'ya dönüşünden sonra bu değişikliklerin çoğu hızla eski hâline geldi; ancak altı ay sonra bile bazı genlerin ifadesindeki değişiklikler, kromozomlarda artan hasar ve kısa telomer sayısındaki artış gibi birkaç etki sürüyordu. Uzay uçuşunun ömür üzerindeki gerçek etkisi henüz bilinmiyor. Kelly'nin bu yolculuğu kendi kaleminden anlattığı Endurance: Uzayda Bir Yıl kitabını sitemizde tanıttık; ikizlerin farklı yaşlanmasıyla ilgili ünlü fizik düşünce deneyi de Zaman genişlemesi ve ikizler paradoksu sayfamızda.
Kültürdeki etkisi
Deli Dumrul'un hikâyesi, Yunan mitolojisindeki Alkestis efsanesiyle karşılaştırılır. O efsanede de ölüm günü yaklaşan Kral Admetos'un yerine ölmeyi kimse kabul etmez, yaşlı anne ve babası bile; yalnızca karısı Alkestis öne çıkar. Euripides'in tragedyasıyla ünlenen bu anlatıyla Dumrul'un hikâyesi arasındaki benzerlik, iki kültürde aynı insani sorunun nasıl işlendiğini gösterir: Ölüm karşısında sevginin sınırı nedir?
Dumrul'u ilginç kılan, Dede Korkut'un öteki yiğitleri gibi düşmanla değil, ölümün kendisiyle savaşmaya kalkmasıdır. Hikâye, insanın sınırlarını kabul etmesini ve kibirden vazgeçmesini öğütler; ama en akılda kalan sahnesi, ana babanın bile vermediği canı tereddütsüz veren eşin sadakatidir. Kurduğu köprü ve aldığı akçe ise halk dilinde deyimleşti; anlamsız ve keyfî bir haraç anlatılırken bugün de Deli Dumrul'un köprüsü akla gelir.
Başka karakterlerTümü →
Jazz Bashara kimdir? Artemis'in Ay'daki kaçakçı anlatıcısıArtemis (2017)
Louhi kimdir? Kalevala'da Güneş'i ve Ay'ı saklayan Pohjola hanımıKalevala (Elias Lönnrot, 1835; genişletilmiş 1849)
Ilmarinen kimdir? Kalevala'nın göğü ve Sampo'yu döven demircisiKalevala (Elias Lönnrot, 1835; genişletilmiş 1849)
Alaaddin kimdir? Sihirli lambanın cinini bulan yoksul gençAlaaddin ve Sihirli Lamba, Antoine Galland'ın Binbir Gece çevirisi, 9.-10. ciltler (1710)
Sinbad kimdir? Binbir Gece'nin yedi kez denize açılan denizcisiDenizci Sindbad'ın Yedi Yolculuğu, Binbir Gece Masalları (Elf Leyle ve Leyle; bilinen en eski yazmalar 17. yüzyıl)
Şehrazat kimdir? Binbir Gece Masalları'nın ölümü erteleyen anlatıcısıBinbir Gece Masalları (Elf Leyle ve Leyle; çerçeve hikâye 12. yüzyılda yerleşik)











