9 Ekim 2026, CumaAra

Fırlatmalar, gök olayları, uzay görevleri ve uzay bilimine dair Türkçe güncel haberler

High Life (High Life)

Claire Denis'nin ilk İngilizce filmi High Life, bir kara deliğe doğru gönderilen mahkûmların yalnızlığını, karanlığını ve umudunu anlatan sıra dışı bir uzay draması.

Tür
Film
Yıl
2018
Yönetmen / yaratıcı
Claire Denis
Oyuncular
Robert Pattinson, Juliette Binoche, André Benjamin, Mia Goth, Lars Eidinger
Süre / sezon
110 dk

Uzay filmlerinin çoğu kahramanlık, keşif ve teknolojik zafer üzerine kuruludur. Fransız yönetmen Claire Denis'nin High Life'ı ise bambaşka bir yerden bakıyor: Dünya'dan sonsuza kadar uzaklaşan, geri dönüşü olmayan bir geminin içine sıkışmış, toplumun dışladığı insanların hikâyesi. Toronto Film Festivali'nde 2018'de ilk kez gösterilen film, Denis'nin İngilizce çektiği ilk uzun metraj ve bilim kurgu türüne yaptığı ilk ziyaret.

High Life, izleyicisini rahatsız etmekten çekinmeyen, sert sahneler içeren ve kesinlikle herkese göre olmayan bir film. Ama derin uzayın sessizliğini, yalnızlığın ağırlığını ve insan olmanın kırılganlığını bu kadar yoğun hissettiren yapımlar azdır. Yetişkin izleyiciler için uygun olduğunu baştan belirtelim.

Konusu

Bir grup idam mahkûmu, cezalarını çekmek yerine gizemli bir göreve gönderilmeyi kabul etmiştir: Güneş Sistemi'nin çok ötesindeki bir kara deliğe ulaşmak ve oradan enerji elde etmenin bir yolunu bulmak. Gemide aynı zamanda bilimsel deneylerin denekleridirler; deneyleri yöneten, kendisi de mahkûm olan Dr. Dibs'tir.

Film, bu yolculuğu düz bir çizgide anlatmıyor. Açılışta Monte adlı mahkûmu, uçsuz bucaksız boşlukta bir bebekle neredeyse yalnız başına yaşarken görüyoruz. Ardından hikâye, geriye dönüşlerle gemide neler olduğunu, mürettebatın nasıl çözüldüğünü ve Monte'nin nasıl bu noktaya geldiğini parça parça açıyor. Gerilim, uzayın tehlikelerinden çok insanların birbirine yaptıklarından doğuyor.

Yapım ve oyuncular

Senaryoyu Claire Denis, uzun süreli çalışma arkadaşı Jean-Pol Fargeau ile birlikte yazdı. Yapımın bilimsel danışmanı, kara delikler üzerine çalışan Fransız fizikçi Aurélien Barrau'ydu. Geminin sade, kutu biçimindeki tasarımı ise Danimarkalı-İzlandalı sanatçı Olafur Eliasson'a ait; parlak, fütüristik uzay gemisi alışkanlığından bilinçli olarak uzaklaşan bu tasarım, gemiyi uçan bir hapishane gibi gösteriyor.

Monte rolünde Robert Pattinson, Dr. Dibs rolünde Juliette Binoche oynuyor. Kadroda André Benjamin, Mia Goth ve Lars Eidinger de var. Müziği, Denis'nin pek çok filminde birlikte çalıştığı Stuart A. Staples yaptı. ABD'de dağıtımını A24 üstlendi. Film 110 dakika sürüyor.

Denis, projeyi yıllar boyunca geliştirdi ve uzay filmlerinin alışılmış görsel dilinden uzak durmayı bilinçli olarak seçti. Geminin içinde ağırlıksızlık neredeyse hiç gösterilmiyor; yönetmen dikkati teknolojiye değil, insan bedenine ve ilişkilere yöneltiyor. Gemideki bahçe, mürettebatın Dünya'yla kurduğu son bağın sembolü olarak hikâyede önemli bir yer tutuyor. Robert Pattinson'ın bu filmdeki performansı, onun büyük stüdyo filmlerinden uzaklaşıp bağımsız sinemanın cesur yönetmenleriyle çalıştığı döneme denk geliyor ve eleştirmenlerden övgü aldı. Film, festival gösterimlerinin ardından 2018 sonu ile 2019 boyunca farklı ülkelerde vizyona girdi.

Bilim ne diyor?

Filmin çıkış noktası, bir kara delikten enerji elde etmek. Bu fikir bilim kurgu gibi görünse de kuramsal fizikte gerçek bir karşılığı var. Matematikçi ve fizikçi Roger Penrose 1969'da, dönen bir kara deliğin çevresindeki özel bir bölgeden enerji çekilebileceğini gösterdi; "Penrose süreci" olarak bilinen bu mekanizmada kara deliğin dönme enerjisinin bir kısmı dışarı aktarılabiliyor. Elbette bu tamamen kuramsal ve uygulamaya dönük hiçbir teknoloji yok.

Asıl sorun ise mesafe. Bilinen en yakın kara deliklerden biri olan ve Gaia uydusunun verileriyle 2022'de saptanan Gaia BH1, bizden yaklaşık 1.500 ışık yılı uzakta. Bugünün en hızlı uzay araçlarıyla bile böyle bir yolculuk yüz binlerce yıl sürer; film bu sorunu ışık hızına yaklaşan bir gemiyle aşıyor ve görelilik kuramının öngördüğü zaman genişlemesine de değiniyor: çok hızlı giden yolcular için zaman, Dünya'da kalanlara göre daha yavaş akar.

Filmin değindiği bir başka gerçek tehlike de derin uzaydaki radyasyon. Dünya'nın manyetik alanının korumasından çıkan astronotlar, kozmik ışınlara ve Güneş patlamalarına karşı savunmasız kalıyor; bu, uzun süreli Mars görevlerinin önündeki en büyük sağlık engellerinden biri. Uzayda üreme ise hâlâ bilinmezlerle dolu bir alan; şimdiye kadar yapılan deneyler, büyük ölçüde fareler ve küçük canlılarla sınırlı. Kara deliğe yaklaşan bir cismin gelgit kuvvetleriyle uzayıp parçalanması, yani bilim insanlarının "spagettileşme" dediği olay da filmde işleniyor.

Neden izlemeli?

High Life, uzayı kahramanlık sahnesi olarak değil, insanın kendisiyle baş başa kaldığı bir boşluk olarak gösteriyor. Robert Pattinson'ın sessiz ve kırılgan performansı, Juliette Binoche'un tekinsiz varlığı ve Denis'nin şiirsel görüntüleri, filmi tür sinemasının alışıldık kalıplarından uzaklaştırıyor. Sert içeriğini kaldırabilecek, sıra dışı ve düşündürücü bir bilim kurgu arayan izleyiciler için güçlü bir seçenek.

Film, uzaydaki insanın en büyük düşmanının belki de boşluk değil, yalnızlık ve umutsuzluk olduğunu düşündürüyor; ama karanlığının içinde, yeni bir hayatın getirdiği kırılgan bir umudu da saklıyor.

Kısaca

  • Yıl: 2018
  • Yönetmen: Claire Denis
  • Süre: 110 dakika
  • Bilim danışmanı: Aurélien Barrau
  • Not: Sert ve yetişkinlere yönelik sahneler içerir

Bunları da izleyinTümü →

Yukarı çık

Ziyaret istatistikleri ve reklamlar için çerez kullanmak istiyoruz. İzin vermezseniz yalnız zorunlu çerezler kullanılır. Ayrıntılar