Somnium / Rüya (Johannes Kepler): ilk bilimkurgu, Ay bilimi ve okuma rehberi
Johannes Kepler'in 1634'te ölümünden sonra yayımlanan Somnium'u, Ay'dan bakan bir gözlemcinin gökyüzünü anlatan ilk bilimkurgu örneklerinden; özeti, gerçek Ay bilimiyle karşılaştırması ve Kepler'in annesinin davası.
- Tür
- Öykü
- Yazar
- Johannes Kepler
- İlk yayın yılı
- 1634
- Ücretsiz ve yasal oku
- archive.org/details/kepler_somnium_astronomia_lunaris_1634_latin
Somnium (Latince "Rüya" ya da "Düş"), gezegen hareketi yasalarıyla tanınan Alman gökbilimci Johannes Kepler'in Ay'a yolculuk anlatan kısa yapıtıdır. Tam adı Somnium, seu opus posthumum De astronomia lunari, yani "Rüya ya da Ay astronomisi üzerine ölümünden sonra yayımlanan eser"dir. Kepler metni 1608-1609'da yazdı, ama kitap ancak ölümünden dört yıl sonra, 1634'te basılabildi. Carl Sagan ve Isaac Asimov gibi isimlerin bilimkurgunun ilk örnekleri arasında saydığı Somnium, bir masalın kılığına sokulmuş ciddi bir bilim metnidir: Ay'da duran bir gözlemci gökyüzünü nasıl görürdü?
Kitap ne anlatıyor?
Kepler anlatıyı bir rüya çerçevesine yerleştirir. Anlatıcı, Bohemya efsanelerindeki büyücü Libussa üzerine bir şeyler okurken uyuyakalır ve gördüğü tuhaf rüyayı anlatır. Rüyadaki kitabın kahramanı Duracotus adında İzlandalı bir gençtir. Annesi Fiolxhilde, üzerinde garip işaretler olan ot keseleri satarak geçinen gizemli bir kadındır. Duracotus annesinin bir satışını bozunca bir gemi kaptanına verilir; yolu sonunda Hven adasına, ünlü gökbilimci Tycho Brahe'nin yanına düşer ve orada yıllarca astronomi öğrenir. Eve döndüğünde annesi ona, gökyüzü hakkındaki bilgisinin kaynağını açıklar: Levania adlı uzak bir adayı bilen bir "daimon", yani bir ruh.
Levania, Ay'ın kendisidir. Kitabın büyük kısmında konuşan daimon, oraya nasıl gidileceğini ve oradan bakınca dünyanın ve göğün nasıl göründüğünü anlatır. Hikâye bir macera romanı değil, bir gezi rehberi ve bir gözlem raporudur. Asıl kahraman Ay'ın kendisidir: günlerinin uzunluğu, sıcaklığı, soğuğu, gökyüzünde asılı duran Dünya ve oradaki canlıların bu sert koşullara nasıl uyduğu.
Kitabın özeti
Bu bölüm kitabın sonunu da anlatır.
Duracotus yıllar sonra İzlanda'ya döndüğünde annesi, oğlunun Tycho'nun yanında öğrendiği gökbilimini kendisinin de bildiğini, ama bu bilgiyi kitaplardan değil, çağırabildiği ruhlardan edindiğini açıklar. Bir gece ruhlardan birini çağırır ve sözü ona bırakır. Kitabın geri kalanı bu ruhun anlattıklarıdır.
Daimon, Levania'nın Dünya'dan çok yüksekte, "eterde" uzanan bir ada olduğunu söyler. Oraya yol açıkken ruhlar bir insanı dört saatte taşıyabilir. Ama yolculuk zordur: Yolcular yol boyunca uyuşturulur, soğuk ve seyrek havada soluk alabilmek için burunlarına ıslak süngerler konur. Yolun sonunda, Ay'a doğru kendiliğinden çekilmeye başladıklarında ruhlar onları yavaşlatmak zorundadır; yoksa Ay'a sertçe çarparlar. Ruhların kendileri de Güneş ışığından kaçar: Levania'da gölgelerde saklanır, Volva'ya ancak bir Güneş tutulması sırasında, Ay'ın gölgesinin Dünya'ya uzandığı kısa sürede hızla geçebilirler.
Levania iki yarıya ayrılır. Dünya'ya bakan yarıya Subvolva, öbür yarıya Privolva denir; Volva, Ay'dakilerin Dünya'ya verdiği addır. Subvolva'da yaşayanlar için Volva gökyüzünde hep aynı yerde asılı durur ve bizim Ay'ımız gibi evreler gösterir. Subvolva'da yaşayanlar için Volva, bizim gökyüzümüzdeki Ay'ın yerini tutar ve uzun gecelerini aydınlatan bir "ay" işlevi görür. Privolva'dakiler ise Dünya'yı hiç görmez. Ay'da bir gündüz yaklaşık on dört Dünya günü, gece ise on beş-on altı gün sürer. Uzun gündüzler kavurucu sıcak, uzun geceler dondurucu soğuk ve sert rüzgârlar getirir.
Daimon, bu koşullarda yaşayan canlıları da anlatır. Subvolva'da yılana benzeyen yaratıklar yaşar; Privolva'nın sakinleri ise gündüzün kavurucu sıcağından kaçmak için suyun altına saklanan devlerdir. Anlatı tam Privolva'nın canlıları anlatılırken yarıda kesilir: Dışarıda kopan bir fırtına anlatıcıyı uyandırır. Kendine geldiğinde başının örtülü olduğunu ve tıpkı öyküdeki yolcular gibi battaniyelere sarındığını fark eder. Kitap bir sonla değil, bir uyanışla biter.
Kepler ve kitabın yazıldığı dönem
Somnium'un kökü Kepler'in öğrencilik yıllarına uzanır. Kepler 1593 civarında Tübingen Üniversitesi'nde, Kopernik'in Güneş merkezli sistemini savunan ve Ay'dan bakan birinin gökyüzünü nasıl göreceğini tartışan bir tez sunmak istedi; ama Güneş merkezli görüşe karşı çıkan sorumlu hocası buna izin vermedi. Kepler yaklaşık on beş yıl sonra aynı fikre dönüp ona rüya çerçevesini ekledi.
Bu yıllar Kepler'in en verimli dönemiydi. 1609'da yayımlanan Astronomia nova'da gezegenlerin elips yörüngelerde dolandığını ve Güneş'e yaklaştıkça hızlandığını gösteren ilk iki yasasını açıkladı; üçüncü yasası 1619'da Harmonices Mundi'de geldi. 13 Mart 1610'da Galileo, teleskopla Ay'ın dağlık ve pürüzlü yüzeyini gösterdiği Sidereus Nuncius'u yayımladı; Kepler, Galileo'nun bulgularını açıkça destekleyen ilk gökbilimci oldu. Yani Somnium'un ilk hali teleskoplu gözlemlerden hemen önce yazılmıştı.
Kepler el yazmasını 1611 civarında çevresine dağıttı ve bu karar ona pahalıya mal oldu. Annesi Katharina Kepler 1615'te büyücülükle suçlandı, 1620'de tutuklandı ve 14 ay zincire vurulmuş olarak hapis yattı; işkence aletleriyle tehdit edildi ama hiçbir şeyi itiraf etmedi. Fiolxhilde karakterine ilişkin söylentilerin bu suçlamaları beslediği düşünülüyor. Kepler, annesini savunmak için yıllarca uğraştı; Katharina Ekim 1621'de serbest bırakıldı ve altı ay kadar sonra, 1622'de öldü. Kepler bu olaylardan sonra metne açıklayıcı notlar eklemeye başladı; notların sayısı 200'ü geçti. Kepler 15 Kasım 1630'da Regensburg'da öldü. Somnium 1634'te oğlu Ludwig Kepler tarafından, Jacob Bartsch'ın da emeğiyle yayımlandı.
Kitaptaki bilim: Kepler'in Ay'ı ve gerçek Ay
Somnium'un asıl değeri, Ay'dan bakan bir gözlemcinin göreceklerini hesapla anlatmasıdır ve Kepler bu noktada büyük ölçüde haklıdır. Ay, Dünya'ya hep aynı yüzünü gösterir; NASA'nın anlatımıyla kendi ekseni etrafındaki dönüşü ile Dünya çevresindeki dolanımı aynı süreyi, 27,3 günü alır. Bu "kütleçekimsel kilitlenme" yüzünden Ay'ın yakın yüzünden bakan biri için Dünya gökyüzünde neredeyse yerinden kıpırdamaz; Kepler'in Subvolva'sı tam olarak budur. Uzak yüzden ise Dünya hiç görünmez. Ay'dan bakınca Dünya'nın da evreler göstereceği doğrudur.
Ay'da gündüz ve gecenin yaklaşık ikişer haftalık olması da gerçektir: Ay'da Güneş'in bir doğuşundan ötekine yaklaşık bir ay, 29 gün kadar geçer. Kepler'in tahmin ettiği sıcaklık uçları da doğrudur; NASA'ya göre Ay yüzeyi Güneş altında 127 °C'ye kadar ısınır, gölgede -173 °C'ye kadar soğur. Ay'ın gerçek coğrafyası için Ay'ın yüzeyi sayfamıza bakabilirsiniz.
Kepler'in yanıldığı yer canlılardır. Gerçek Ay'ın kalın bir atmosferi, akan suyu ya da canlıları yoktur; yalnızca "ekzosfer" denen son derece ince bir gaz katmanı vardır. Burundaki ıslak süngerler de uzay boşluğunda işe yaramaz. Ama bu fikir Kepler'in bir sezgisini gösterir: Yerden yükseldikçe havanın inceldiğini ve soğuduğunu, bunun yolcular için bir sorun olacağını düşünmüştür. Yolun sonunda Ay'ın çekimine kapılan yolcuların çarpmamak için yavaşlatılması gerektiği fikri de, bugün Ay'a kontrollü iniş için yapılan fren manevralarının çok erken bir yankısı gibidir.
Dört saatlik yolculuk ise gerçekçi değildir. Ay, Dünya'dan ortalama 384.400 kilometre uzaktadır ve 1969'da Apollo 11 astronotları 16 Temmuz'da fırlatılıp 20 Temmuz'da Ay'a inebildi. Kepler'in hayal ettiği Dünya manzarası ise bugün gerçek fotoğraflarla karşımızda: Apollo görevlerinin Ay yörüngesinden çektiği karelerde Dünya, Ay'ın ufkunun üzerinde mavi bir küre olarak görünür. Bu fotoğraflardaki "Dünya doğuşu", yörüngedeki aracın hareketinden kaynaklanır; Ay'ın yüzeyinde duran biri için Dünya, Kepler'in dediği gibi gökte aşağı yukarı sabit kalır.
Etkisi
Somnium, bir bilim insanının kendi alanındaki bilgiyi bir kurgu aracılığıyla anlatmaya çalıştığı ilk örneklerden biridir; bu yönüyle bilimsel ayrıntıya dayanan "sert bilimkurgu" geleneğinin erken bir habercisi olarak görülebilir. Carl Sagan ve Isaac Asimov onu bilimkurgunun ilk eserlerinden biri olarak andı. Somnium, Samsatlı Lukianos'un 2. yüzyılda başlattığı Ay yolculuğu anlatıları geleneğini bilimsel bir içerikle sürdürür; Lukianos'un hiciv dolu yolculuğunu anlatan Gerçek Bir Hikâye ile Somnium'u art arda okumak, Ay yolculuğu fikrinin masaldan bilime nasıl geçtiğini gösterir.
Kitap uzun süre yalnızca Latince okunabildi. 1967'de Edward Rosen'in notlu İngilizce çevirisi yayımlandı ve bugün de akademik çalışmalarda en çok başvurulan baskı olmaya devam ediyor. Sitemizde bu kitaba bağlanan bir film ya da dizi sayfası yok.
Kimlere uygun, nereden başlanır?
Somnium, öykü kısmı bakımından kısa bir metindir; ama Kepler'in uzun notlarıyla birlikte okunduğunda yoğun bir bilim tarihi belgesine dönüşür. Bilimkurgunun kökenlerine, gökbilim tarihine ya da Kepler'in hayatına ilgi duyanlar için çok değerlidir. İlk kez okuyacak birinin önce öyküyü baştan sona okuması, ardından notlara dönmesi daha kolay olur. Lise düzeyinde gökbilim öğrenen biri için, "Ay'dan bakınca gökyüzü nasıl görünür?" sorusunu düşündüren iyi bir başlangıçtır.
Kitabın Türkçe bir baskısını yayınevi kaynaklarından doğrulayamadık. 1634 tarihli Latince metin kamu malıdır ve Internet Archive'de ücretsiz okunabiliyor.




















