On İkinci Gezegen (Zecharia Sitchin): Nibiru iddiası ve bilimin cevabı
Zecharia Sitchin'in 1976 tarihli On İkinci Gezegen'i, Sümer mitlerinden Nibiru adlı bir gezegen ve Anunnaki adlı uzaylılar çıkardı; kitabın iddiaları, Nibiru kıyamet söylentisi ve astronominin cevabı.
- Tür
- Gizem / sözde bilim
- Yazar
- Zecharia Sitchin
- İlk yayın yılı
- 1976
On İkinci Gezegen (özgün adıyla The 12th Planet; Türkçe kaynaklarda 12. Gezegen olarak da geçer), Bakü doğumlu yazar Zecharia Sitchin'in 1976'da Stein and Day yayınevinden çıkan ilk kitabıdır. Sitchin bu kitapta, eski Mezopotamya'nın yaratılış anlatılarının aslında Güneş Sistemi'nin tarihini kaydettiğini, Nibiru adlı keşfedilmemiş bir gezegenin her 3.600 yılda bir iç Güneş Sistemi'ne geldiğini ve bu gezegende yaşayan Anunnaki adlı varlıkların insanlığı yarattığını öne sürer. Kitap, yazarın Earth Chronicles ("Dünya Kronikleri") adlı dizisinin ilk cildidir. Sitchin'in kitapları dünya genelinde milyonlarca sattı ve 25'ten fazla dile çevrildi. Bilim insanları, tarihçiler, Sümerologlar ve Asurologlar ise bu fikirleri sözde bilim ve sözde tarih olarak değerlendirir. Bu sayfa önce kitabın iddialarını tarafsızca özetliyor, ardından astronominin ve tarih biliminin cevabını veriyor.
Kitap ne anlatıyor?
Kitap, Sümer ve Babil metinlerini, silindir mühürleri ve kabartmaları birer tanık ifadesi gibi okur. Sitchin'e göre bu kaynaklardaki tanrılar mecaz değil, gerçek kişilerdir; gökyüzündeki savaşları anlatan mitler de gezegenler arasında yaşanmış gerçek çarpışmaların kaydıdır. Kitabın adı da bu yorumdan gelir: Sitchin, Sümerlerin Güneş Sistemi'nde Güneş ve Ay'la birlikte o zaman bilinen dokuz gezegeni (Plüton dahil) saydığını, bunlara eklenen Nibiru'nun da "on ikinci gezegen" olduğunu savunur.
Sitchin'in yaklaşımı, kendisinden önce yazan Immanuel Velikovsky ve Erich von Däniken'in çizgisindedir: Dünya dışı olaylar ve varlıklar insanlık tarihinin merkezine yerleştirilir. Ama Sitchin, Däniken'den farklı olarak iddialarını kendi yaptığı çivi yazısı çevirilerine dayandırdığını söyler. Kitabın inandırıcılığı da büyük ölçüde bu "dilbilimsel" görünüşten gelir.
Kitabın özeti
Bu bölüm kitabın sonunu da anlatır. On İkinci Gezegen bir roman olmadığı için olay örgüsü yoktur; kitap, Güneş Sistemi'nin doğuşundan uygarlığın başlangıcına uzanan tek bir anlatı kurar. Ana fikirler sırasıyla şöyle özetlenebilir:
- Gökteki savaş: Sitchin, Babil yaratılış destanı Enûma Eliš'teki tanrılar arası savaşı bir gök mekaniği olayı olarak okur. Ona göre Güneş Sistemi'nin oluşumundan kısa süre sonra dışarıdan gelen başıboş bir gezegen, Nibiru, sisteme yakalanmıştır. Nibiru'nun uyduları, Mars ile Jüpiter arasında bulunduğunu varsaydığı Tiamat adlı gezegene çarpar ve onu ikiye böler. Parçalardan biri asteroit kuşağına ve kuyruklu yıldızlara dönüşür, diğeri yeni bir yörüngeye itilerek bugünkü Dünya olur.
- Nibiru'nun yörüngesi: Nibiru, Neptün'ün ötesine uzanan, çok basık bir yörüngede dolanır ve iç Güneş Sistemi'ne yaklaşık 3.600 yılda bir döner.
- Anunnaki: Nibiru'da insana benzeyen, teknolojisi ileri bir halk evrimleşmiştir. Sitchin bunları Sümer mitlerindeki Anunnaki ile ve Tekvin'deki Nefilim ile özdeşleştirir. Bu varlıklar Dünya'ya muhtemelen 450.000 yıl önce, maden ve özellikle altın aramak için gelir ve Afrika'da maden işletir.
- İnsanın yaratılışı: Ağır işten bunalan Anunnaki işçileri isyan edince, Sümerlerin su ve kültür tanrısı Enki bir çözüm önerir: Kendi genlerini Homo erectus ile birleştirerek madenlerde çalışacak "ilkel bir işçi" yaratmak. Sitchin'e göre Homo sapiens böyle doğmuştur.
- Uygarlığın başlangıcı: Sümer uygarlığı bu "tanrıların" rehberliğinde kurulmuş, insan krallığı da tanrılarla insanlar arasında aracı olsun diye başlatılmıştır. Sitchin, Kutsal Kitap'taki anlatıların kökenini de Sümer yazılarında görür.
- Kanıt: Sitchin'in en çok tekrarlanan kanıtı, VA 243 numarasıyla bilinen bir Akad silindir mührüdür. Sitchin, mühürdeki on iki noktayı Güneş Sistemi'nin cisimleri olarak yorumlar ve bunu Sümerlerin on iki üyeli bir Güneş Sistemi bildiğinin kanıtı sayar.
Dizinin sonraki kitapları bu anlatıyı genişletir. Sitchin, Ur kentini MÖ 2000 dolayında yıkan ve Ur Ağıtı'nda anlatılan "kötü rüzgârı", Anunnaki grupları arasındaki bir savaşta kullanılmış nükleer silahların serpintisi olarak yorumlar.
Yazar ve yazıldığı dönem
Zecharia Sitchin 11 Temmuz 1920'de Bakü'de Yahudi bir ailede doğdu, İngiliz mandası altındaki Filistin'de büyüdü. New York Times'a verdiği bir röportaja göre Londra Üniversitesi'nde ekonomi okudu, İsrail'de editör ve gazeteci olarak çalıştı, 1952'de New York'a taşındı. Bir denizcilik şirketinde yönetici olarak çalışırken Sümer çivi yazısını kendi kendine öğrendi ve çeşitli kazı alanlarını gezdi. 9 Ekim 2010'da New York'ta öldü.
Kitap, antik astronot fikrinin en popüler olduğu yıllarda çıktı: Däniken'in Tanrıların Arabaları 1968'de yayımlanmış ve büyük satış rakamlarına ulaşmıştı. Sitchin'in yazdığı dönemde Sümerce yalnızca uzmanların okuyabildiği bir dildi; okurların çevirileri denetleme imkânı yoktu. 2006'da yayımlanan Sumerian Lexicon gibi kaynaklar ise bu dili meraklılar için de erişilebilir kıldı; bugün Sitchin'in çevirilerini sözlükle karşılaştırmak mümkün.
Earth Chronicles dizisinin ana ciltleri yayın sırasıyla şunlardır:
- The 12th Planet (1976)
- The Stairway to Heaven (1980)
- The Wars of Gods and Men (1985)
- The Lost Realms (1990)
- When Time Began (1993)
- The Cosmic Code (1998)
- The End of Days (2007)
Diziye eşlik eden Genesis Revisited (1990) gibi yan kitaplar ve 2001 tarihli The Lost Book of Enki gibi roman biçiminde yazılmış eserler de vardır. Diziye girmek isteyen biri için başlangıç noktası, bütün sistemin temelini kuran On İkinci Gezegen'dir.
Bilim ne diyor?
Sümerler kaç gezegen biliyordu?
Mezopotamya'da bilinen gezegen sayısı beşti: Çıplak gözle görülebilen Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn. Uranüs ancak 1781'de teleskopla, Neptün ise 1846'da hesaplamalar sayesinde bulundu; bu keşfin öyküsünü Neptün'ün keşfi sayfasında anlattık. Çözümlenmiş yüzlerce Mezopotamya gökbilim metninde ve takviminde gezegen sayısı hep beştir. Babil gezegen tanrıları da kil tabletlerden kesin olarak bilinir: İştar Venüs'ün, Nergal Mars'ın, Marduk ise Jüpiter'in tanrısıydı. Tarihçi Peter James, Sitchin'in bu bilinen eşleştirmeleri görmezden gelerek tanrılara keyfî gezegen kimlikleri verdiğini, Marduk'u da bilinmeyen on ikinci gezegen yaptığını eleştirir. Mezopotamya gökbiliminin gerçek mirası, burçlar kuşağı ve yıldız katalogları gibi alanlarda yaşar; ayrıntısı Burçlar nereden geliyor? sayfasında.
VA 243 mührü konusunda da uzmanlar farklı düşünür. Kutsal Kitap uzmanı Michael Heiser, merkezdeki simgenin yüzlerce örneği bilinen Sümer güneş simgesine benzemediğini, bir yıldız olduğunu ve çevresindeki noktaların da yıldızları gösterdiğini belirtir. Mühürdeki yazı ise bir soylunun hizmetkârına seslendiği kısa bir ifade olarak okunur. Tarihçi Ronald Fritze de Sitchin'in kelimelere verdiği anlamların zorlama olduğunu, alıntıları bağlamından kopardığını ve kendisiyle çelişen kanıtları yok saydığını yazar.
3.600 yıllık bir yörünge mümkün mü?
Her 3.600 yılda bir iç Güneş Sistemi'ne dönen bir gezegen, yörünge büyük yarı ekseni yaklaşık 235 astronomi birimi (AB; 1 AB, Dünya ile Güneş arasındaki ortalama uzaklık) olan, asteroit kuşağından Plüton'un on iki katı uzaklığa kadar uzanan çok basık bir yörüngede dolanmak zorundadır. Gök mekaniğinin temel hesapları, böyle bir yörüngedeki bir cismin dönemini iki geçiş boyunca bile koruyamayacağını, gezegenlerin çekim etkisiyle en fazla on iki tur içinde ya sistemden atılacağını ya da kısa dönemli bir yörüngeye oturacağını gösterir. Gökbilimci Mike Brown, böyle bir cismin Jüpiter tarafından dışarı fırlatılmadan önce Güneş Sistemi'nde ancak bir milyon yıl kadar kalabileceğini belirtir. NASA'dan David Morrison da Sümer döneminde Dünya'nın yakınından bir kez bile geçmiş dev bir gezegenin, Dünya'nın neredeyse dairesel yörüngesini bozacağını ve büyük olasılıkla Ay'ı koparacağını vurgular.
Yaşam açısından da tablo uymaz: Velikovsky'nin eski yardımcısı ve sonradan eleştirmeni Leroy Ellenberger, Nibiru'nun zamanının yüzde 99'undan fazlasını Plüton'un ötesindeki karanlık ve soğukta geçireceğini, bu koşullarda ileri bir uygarlığın Dünya'dakinden çok daha önce gelişmesinin akla yatkın olmadığını yazar.
Gözlemler de böyle bir gezegeni dışlar. Plüton bugün amatör teleskoplarla bile izlenebiliyor; Neptün'ün ötesinden yaklaşan dev bir gezegen çoktan görülürdü. NASA'nın WISE kızılötesi gözlem uydusunun bütün gökyüzünü tarayan verileri 2014'te değerlendirildi: Güneş'ten 10.000 AB uzaklığa kadar Satürn büyüklüğünde, 26.000 AB'ye kadar ise Jüpiter büyüklüğünde bir cisim bulunmadı. Bugün tartışılan Dokuzuncu Gezegen hipotezi ise Nibiru'yla karıştırılmamalıdır: Kuiper kuşağındaki bazı cisimlerin yörüngelerinden yola çıkan bu hipotez, Dünya'ya yaklaşmayan, çok uzakta dolanan bir gezegen öngörür.
Dünya ve asteroit kuşağı nasıl oluştu?
NASA'ya göre asteroitler, yaklaşık 4,6 milyar yıl önce Güneş Sistemi oluşurken geriye kalan kayalık artıklardır. Yeni oluşan Jüpiter'in çekimi bu bölgede bir gezegenin büyümesini engellemiş, küçük cisimleri birbirine çarptırıp parçalamıştır. Bütün asteroitlerin toplam kütlesi Ay'ınkinden bile azdır; yani kuşak, ikiye bölünmüş Dünya büyüklüğünde bir gezegenin yarısı olamaz. Ayrıntısı Asteroit kuşağı ve Güneş Sistemi nasıl oluştu? sayfalarında.
Sitchin'in gezegen çarpışması fikri, ilk bakışta Ay'ın kökenini açıklayan dev çarpışma hipotezine benzer: Bu hipoteze göre yaklaşık 4,5 milyar yıl önce genç Dünya'ya bir cisim çarpmış ve Ay bu çarpışmanın enkazından oluşmuştur. Ancak ayrıntılar ve zamanlama tamamen farklıdır; dev çarpışma hipotezi Ay örneklerinin kimyasına ve bilgisayar modellerine dayanır, bir mitin yorumuna değil.
İnsan genlerinde "uzaylı izi" var mı?
Sitchin sonraki yıllarda, İnsan Genomu Projesi'nin ilk çözümlemelerinde evrim ağacında öncülü bulunamayan 223 genin "uzaylı genleri" olabileceğini öne sürdü. Sonraki araştırmacılar, o dönemde karşılaştırma yapacak kapsamlı bir gen veri tabanı olmadığı için bu sonuca varılamayacağını gösterdi. Biyolog Steven Salzberg'in çözümlemesi, bakterilerden yatay gen aktarımıyla gelmiş olabilecek yalnızca 40 aday gen buldu ve bunlar için de gen kaybı ve örneklem etkisi gibi biyolojik açıdan çok daha olası açıklamalar önerdi. İnsanın kökeni ise bugün fosil ve DNA kayıtlarıyla birlikte inceleniyor ve bu kayıtlarda dışarıdan yapılmış bir müdahaleye işaret eden bir bulgu yoktur.
Etkisi
Kitabın bilimsel bir ödülü yoktur, ama etkisi geniştir. Eleştirmen Michael Heiser bile Sitchin'i son on yılların antik astronot fikrinin belki de en önemli savunucusu olarak niteler. Sitchin, Coast to Coast AM radyo programının sık konuğuydu ve program 2010'da ona bir yaşam boyu başarı ödülü verdi. 2016'da Irak Ulaştırma Bakanı, Sümerlerin 5.000 yıl önce uzay araçları için bir havaalanı kullandığını iddia ederken Sitchin'in çalışmalarına dayandı.
Kitabın en beklenmedik mirası ise "Nibiru kıyameti" söylentisidir. 1995'te ZetaTalk sitesini kuran Nancy Lieder, uzaylılardan mesaj aldığını söyleyerek bir gezegenin Mayıs 2003'te Dünya'nın yakınından geçeceğini ilan etti ve 1996'da bu gezegeni Sitchin'in Nibiru'suyla özdeşleştirdi. Tarih geçince başka gruplar kehaneti 21 Aralık 2012'ye taşıdı; 2017'de ise kendini "Hristiyan numerolog" olarak tanıtan David Meade 23 Eylül'ü işaret etti. Sitchin bu iddialarla bağlantısını reddetti; 2007'de yayımladığı The End of Days'te Nibiru'nun son geçişini MÖ 556'ya yerleştirdi, bu da bir sonraki geçişi yüzyıllar sonrasına atıyordu. NASA'nın tutumu baştan beri aynıdır: Nibiru yoktur. Morrison, emekli olmadan önce Nibiru hakkında haftada 20-25 e-posta aldığını, bunların bir kısmının korkudan ne yapacağını bilemeyen insanlardan geldiğini anlatmıştı.
Uyarlamaları
Kitabın doğrudan bir film ya da dizi uyarlaması yoktur. Ancak fikirleri popüler kültürde iz bıraktı: Roland Emmerich'in yönettiği 1994 yapımı Yıldız Geçidi (Stargate), eski Mısır tanrılarını uzaylı olarak gösteren kurgusunda Sitchin'in fikirlerinden kavramsal olarak esinlendi. 2009 tarihli The Conduit adlı video oyunu da Sitchin'in fikirlerinden kavramsal olarak yararlandı. Senarist Roberto Orci ise 2011 yapımı Kovboylar ve Uzaylılar'daki altın peşindeki uzaylıların, Sitchin'in Anunnaki tasvirinden ilham aldığını söyledi.
Kimlere uygun, nereden başlanır?
On İkinci Gezegen, internette dolaşan Anunnaki ve Nibiru iddialarının kaynağını görmek isteyenler için bir başvuru metnidir; ama bir gökbilim ya da tarih kitabı olarak okunmamalıdır. Okurken her çeviri iddiasını uzmanların okumasıyla, her gök mekaniği iddiasını da yukarıdaki hesaplarla karşılaştırmak verimli bir yöntemdir. Aynı akımın öncülü için Tanrıların Arabaları sayfasına, piramitlerle ilgili benzer iddialar için Antik astronot iddiaları yazısına bakabilirsiniz. Güneş Sistemi'nin gerçek tarihini merak edenler için Carl Sagan'ın Kozmos'u ve Soluk Mavi Nokta'sı iyi bir karşı okumadır.




















