Dünya, suyunun bir bölümünü kendisi üretmiş olabilir: Kuru çakıllar hidrojenle tepkimeye girdi
Nature Geoscience'ta yayımlanan deneylere göre genç Dünya'nın sıcak, hidrojence zengin atmosferinden geçen kuru kaya çakılları, demir oksidi indirgeyerek büyük miktarda su buharı üretmiş olabilir.

Dünya'daki suyun önemli bir kısmı kuyruklu yıldızlar ya da göktaşlarıyla dışarıdan gelmek yerine, gezegenin oluşumu sırasında yerinde üretilmiş olabilir. New Mexico Üniversitesi'nden araştırmacıların laboratuvar deneyleri, büyüyen gezegene yağan kuru kaya çakıllarının, onu saran sıcak ve hidrojence zengin atmosferle tepkimeye girerek su buharı açığa çıkarabileceğini gösterdi.
Susmita Garai, Zachary D. Sharp, Peter L. Olson ve Anthony M. Gargano'nun imzasını taşıyan çalışma, 24 Eylül 2026'da Nature Geoscience dergisinde çevrim içi yayımlandı. New Mexico Üniversitesi'nin açıklamasına göre bulgu, Dünya'nın yaşam için temel bileşenlerden birini nasıl edindiğine yeni bir açıklama getiriyor.
Su nereden geldi?
Dünya'nın suyunun kaynağı, gezegen biliminin uzun süredir tartışılan sorularından biri. Öne çıkan açıklamalar, suyun Güneş Sistemi'nin daha soğuk bölgelerinde oluşmuş buzlu cisimler, kuyruklu yıldızlar ya da suca zengin göktaşları tarafından taşındığını varsayıyor. Ancak bu malzemenin bu kadar uzaktan nasıl taşındığı ve bu senaryonun gezegenin kimyasal bileşimini tam olarak açıklayıp açıklamadığı soru işareti olarak kalıyor. Son aylarda yayımlanan bazı çalışmalar da kuyruklu yıldızların rolünü sorguluyordu.
Yeni çalışma, son on yılda öne çıkan "çakıl birikimi" modeline dayanıyor. Bu modelde gezegenler, genç yıldızın çevresindeki gaz ve toz diskinde milimetre ile santimetre boyutlarındaki kaya çakıllarını yakalayarak büyüyor. Gezegen yeterince kütleli hâle geldiğinde, çevresinde sıcak, yüksek basınçlı ve hidrojence zengin bir atmosfer tutabiliyor. Araştırmacıların sorusu şuydu: Bu atmosferden düşen silikat çakılları ne yaşar?
Fırında hidrojen, helyum ve bazalt
Ekip, susuz bazalt türü kaya örneklerini saf hidrojen akışı içinde eriterek bu süreci laboratuvarda canlandırdı. Üniversitenin açıklamasına göre örnekler 1.200 ile 1.400 santigrat derece arasında, 15 dakika ile üç saat arasında ısıtıldı; karşılaştırma için aynı deneyler helyum içinde de yapıldı.
Hidrojenli deneylerde örneklerdeki demir oksidin yaklaşık yüzde 80'i metalik demire dönüştü ve bu sırada su buharı oluştu. Helyumlu deneylerde ise aynı tepkime görülmedi; bu da sürecin anahtarının hidrojen olduğunu gösteriyor. Kimyasal olarak olan şey basit: hidrojen, kayadaki demir oksitten oksijeni koparıyor, geride metal demir kalıyor, oksijen ise hidrojenle birleşip suya dönüşüyor. Makalede bu indirgenmenin birkaç saat içinde büyük miktarda su ürettiği belirtiliyor.
Sharp, açıklamada deney sonuçlarının ekstrapolasyonuna göre bu yolla yüzlerce okyanus dolusu su üretilmiş olabileceğini söylüyor ve önceki fikirlerin suyu kuyruklu yıldız ya da göktaşı gibi dış bir kaynağa bağladığını, oysa bu yeni mekanizmayla hemen her Dünya boyutundaki gezegenin su sahibi olması gerektiğini ekliyor.
Fosforun kayıp izi
Deneyler beklenmedik bir ipucu daha verdi. Nature Geoscience'taki makaleye göre oluşan metal, kayadaki fosforu güçlü biçimde kendine çekiyor ve silikattan söküyor. Bu metal gezegenin çekirdeğine taşındığında, Dünya'nın mantosunun Mars'a göre neden az fosfor içerdiği ve ilkel mantonun demir-magnezyum oranının neden düşük olduğu da açıklanabiliyor. Yani tek bir süreç hem su üretimini hem de mantonun bazı kimyasal özelliklerini birlikte açıklayabilir.
Ötegezegenler için anlamı ve sınırlar
Araştırmacılara göre benzer koşullar başka kayalık gezegenlerin oluşumu sırasında da varsa, çakıllardan oluşan Dünya boyutundaki ötegezegenler de okyanuslarını aynı yoldan edinmiş olabilir. Bu, yaşanabilir gezegenlerin sanılandan daha yaygın olabileceği anlamına geliyor.
Ancak çalışma bir mekanizmanın mümkün olduğunu gösteriyor, Dünya'daki suyun ne kadarının bu yolla oluştuğunu değil. Üniversitenin açıklamasında da vurgulandığı gibi bu payı belirlemek için daha fazla araştırma gerekiyor. Ayrıca çakıl birikimi modeli görece yeni ve gezegen oluşumunun tüm ayrıntılarında henüz uzlaşı yok. Sıradaki adım, bu süreci gezegen oluşumu modellerine ekleyerek suyun hangi aşamada ve ne kadar korunabildiğini hesaplamak olacak.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















