Webb, 3I/ATLAS'ın buzunu inceledi: yıldızlararası kuyrukluyıldız Neptün ötesine benziyor
James Webb'in sekiz ay boyunca yaptığı üç gözlem, 3I/ATLAS'tan saçılan buz tanelerinin tozla karışık ve mikron boyutunda olduğunu gösterdi. Tayfları Neptün'ün ötesindeki buzlu cisimlere benziyor.

Güneş Sistemi'nden geçen üçüncü yıldızlararası cisim olan 3I/ATLAS kuyrukluyıldızının saçtığı buz tanelerinin, bildiğimiz kuyrukluyıldızlardakinden farklı göründüğü, ama Neptün'ün ötesindeki bazı buzlu dünyalara şaşırtıcı biçimde benzediği ortaya çıktı. Southwest Research Institute (SwRI) öncülüğündeki çalışma, NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu'yla yapılan gözlemlere dayanıyor ve The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlanan bir makalede anlatılıyor. SwRI bulguları 26 Ekim'de duyurdu.
Çalışmanın baş yazarı SwRI'dan Silvia Protopapa. Yıldızlararası kuyrukluyıldızların başka yıldızların çevresindeki gaz ve toz disklerinde oluşup şimdi Güneş Sistemi'nden geçen küçük buzlu cisimler olduğunu hatırlatan Protopapa, 3I/ATLAS ısındıkça içinden kaçan gazın buz ve toz tanelerini çevredeki buluta, yani komaya taşıdığını; bu tanelerin kuyrukluyıldızın doğduğu ortama dair ipuçları barındırdığını söylüyor.
Neden önemli?
Gezegenler, gezegenimsi denen küçük yapı taşlarının birleşmesiyle oluşur. Başka bir yıldızın çevresinde doğmuş bir kuyrukluyıldız, o uzak sistemin yapı taşlarından doğrudan bir örnek demek. Webb programının yürütücüsü ve makalenin ortak yazarı, NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi ile Amerika Katolik Üniversitesi'nden Martin Cordiner, programı etkin bir yıldızlararası kuyrukluyıldız bulunduğu anda hazır olacak ve onu zaman içinde izleyecek biçimde tasarladıklarını belirtiyor. Amaç, kuyrukluyıldızın saldığı buzu, tozu ve gazı tanımlayarak başka yıldızların çevresindeki gezegenimsilerin kimyasını ve oluşumunu öğrenmek.
Üç gözlem, sekiz ay
Ekip, Webb'in Yakın Kızılötesi Tayfçekeri (NIRSpec) ile kuyrukluyıldızı üç kez gözledi: 6 Ağustos 2025, 22 Aralık 2025 ve 1 Nisan 2026. Bu tarihlerde kuyrukluyıldızın Güneş'e uzaklığı sırasıyla 3,3, 2,4 ve 5,7 astronomik birimdi; yani gözlemler Güneş'e en yakın geçişin öncesini ve sonrasını kapsıyor. NIRSpec, bir prizma yardımıyla ışığı dalga boylarına ayırıyor ve gözlenen maddenin bileşimini ve fiziksel durumunu ortaya koyuyor. Tayflarda su, karbondioksit ve karbonmonoksit gazının izleri de görüldü.
Bulmaca: güçlü bir bant, kayıp iki bant
Su buzu kızılötesi ışıkta belirgin "parmak izleri" bırakır: 3 mikron dolayında derin bir soğurma bandı ve 1,5 ile 2,0 mikron dolayında iki zayıf bant. Güneş Sistemi'ndeki buzlu kuyrukluyıldızların çoğunda üçü birden görülür. 3I/ATLAS'ta ise 3 mikron bandı güçlü, ama diğer ikisi çok zayıf ya da hiç yok.
Protopapa'ya göre bu birleşim bir bulmacaydı: Güçlü 3 mikron bandı komada su buzu olduğunu gösteriyor, zayıf ya da kayıp bantlar ise buzun alışık olunan biçimde olmadığına işaret ediyor. Ekip tayfları, farklı boyut ve bileşimdeki tanelerden ışığın nasıl saçıldığını hesaplayan ayrıntılı modellerle karşılaştırdı. Modeller, bir mikron ya da daha küçük, tozla karışmış su buzundan oluşan kümecikleri öne çıkarıyor. Böyle küçük ve tozlu tanelerde ışık buzun içinde yalnız kısa bir yol aldığı için 1,5 ve 2,0 mikron bantları zayıflıyor, 3 mikron bandı ise belirgin kalıyor. Protopapa, tanelerin boyutunun bizim kuyrukluyıldızlarımızdakine benzediğini, farkın buzun içine karışan toz miktarında olduğunu söylüyor.
Zamanla değişen taneler
Tanelerin özellikleri zaman içinde de değişti. Kuyrukluyıldızın Güneş'ten uzaklaştığı Nisan 2026 gözleminde veriler, önceki gözlemlerden biraz daha iri ama yine de mikron ölçeğinde, buzca zengin ikinci bir tane topluluğuna işaret etti. Bu son tayfta 3,1 mikron dolayında kristal su buzuyla uyumlu ince bir yapı da var. Makaleye göre bu durum iki biçimde açıklanabilir: Buz baştan beri kristal yapıdaydı ve değişim tane boyutundan ve toz karışımından kaynaklanıyor ya da buz düzensiz bir yapıdan kristal yapıya geçti.
Makalenin ikinci yazarı Maryland Üniversitesi'nden Michael Kelley, değişimin Güneş'in taneleri her gözlemde farklı ısıtmasından mı, yoksa Güneş'e yakın geçişte aşınan yüzeyden yeni malzeme açığa çıkmasından mı kaynaklandığını henüz ayırt edemediklerini; iki olasılığın da mümkün olduğunu ve bunu çözmenin açık sorulardan biri olduğunu söylüyor.
Neptün'ün ötesindeki akrabalar
Ekip son olarak 3I/ATLAS'ı, Webb'in Neptün ötesi cisimlerden aldığı tayflarla karşılaştırdı. Bu cisimlerin erken Güneş Sistemi'nin malzemesini koruduğu düşünülüyor. 3I/ATLAS'taki 3 mikron bandının biçimi, bu cisimlerin birkaç grubunda, özellikle tayflarında karbondioksit buzu ve organik bileşik izleri de bulunanlarda görülen banda benziyor. Benzerlik karbondioksitte değil, su buzu bandında. Bu cisimlerde de 1,5 ve 2,0 mikron bantları güçlü değil.
Protopapa, ilk bakışta 3I/ATLAS'ın bildiğimiz buzlu kuyrukluyıldızlardan farklı göründüğünü, ama Güneş Sistemi'nin uzak buzlu dünyalarının yanına konduğunda artık yadırganacak bir yanı kalmadığını söylüyor. Ekibin yorumuna göre hem burada hem başka yıldızların çevresinde gezegenlerin buzlu yapı taşları, görece saf buzdan tozla karışık buza uzanan bir yelpazede mikron ölçekli taneler taşıyor olabilir; 3I/ATLAS bu yelpazenin tozlu ucunda duruyor. Bu doğrulanırsa su buzunun fiziksel biçiminin gezegen oluşturan disklerde erkenden belirlendiği ve orada doğan buzlu cisimlerde en azından kısmen korunduğu anlaşılacak.
Webb'in daha önce kuyrukluyıldızın kökenine dair verdiği ipuçları için 3I/ATLAS'ın kökeni haberine bakabilirsiniz. Sıradaki adım, Güneş Sistemi kuyrukluyıldızlarının ve yeni bulunacak yıldızlararası ziyaretçilerin Webb gözlemleri. Bunlar, 3I/ATLAS'ın sıradan bir örnek mi yoksa istisna mı olduğunu gösterecek.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















