VT J1906+0849: Samanyolu'nun kıyısında 20 yıldır parlayan, hiçbir sınıfa uymayan radyo kaynağı
Caltech öncülüğündeki ekip, iki on yıldır radyo dalgalarında parlayıp sönen ama X ışını vermeyen bir kaynağı inceledi. En olası açıklama: genç bir SS 433 benzeri.

Gökbilimciler, Samanyolu'nun uzak kenarında yirmi yılı aşkın süredir radyo dalgalarında güçlü biçimde parlayan, ama bilinen hiçbir gökada içi kaynak türüne benzemeyen bir cisim buldu. VT J1906+0849 adı verilen kaynak, Kartal takımyıldızı yönünde, gökadamızın düzlemine çok yakın bir noktada duruyor. California Teknoloji Enstitüsü'nden (Caltech) Jessie M. Miller'ın öncülüğündeki uluslararası ekibin çalışması The Astrophysical Journal'da yayımlandı.
Ekibin vardığı sonuç kısa ama çarpıcı: Kaynağın özellikleri, makaledeki ifadeyle, daha önce tanımlanmış hiçbir gökada içi radyo kaynağına benzemiyor. Araştırmacılar yine de bir açıklama öneriyor: Cisim, bilinen en ünlü mikrokuasarlardan SS 433'ün genç bir benzeri olabilir.
Gökyüzü taramasının en parlak geçici kaynağı
Kaynak ilk kez, ABD'nin New Mexico eyaletindeki Very Large Array (VLA) radyo teleskop dizisiyle yürütülen VLASS gökyüzü taramasında dikkat çekti. 27 Ekim 2017'deki gözlemde 70 milijansky akıyla görülen cisim, VLASS'ın o güne kadar bulduğu en parlak geçici radyo kaynağı oldu. Oysa 1996'daki NVSS taramasında aynı noktada hiçbir şey yoktu.
Ekip bunun üzerine arşivleri geriye doğru taradı. Ortaya çıkan tablo şöyle: Kaynak radyoda ilk kez 2005'te görünür hâle geldi, 2014'te en yüksek parlaklığına ulaştı, ardından sönükleşti ve 2025'in sonlarında yeniden parlamaya başladı. Yaklaşık 21 yılda parlaklığı en az altı kat değişti. Bir radyo kaynağının bu kadar uzun süre böyle dalgalanması, onu birkaç ay ya da yılda sönen süpernova ve benzeri patlamalardan ayırıyor.
Gökadanın öbür ucunda
Kaynağın uzaklığını, önündeki hidrojen gazının radyo dalgalarını nasıl soğurduğu ele verdi. Soğurma izleri, ışığın gökadamızın dış bölgelerinden, Norma-Kuğu sarmal kolunun da ötesinden geldiğini gösteriyor. Ekibe göre cisim en az 15 kiloparsek, yani yaklaşık 49 bin ışık yılı uzakta; makul aralık 15 ile 32 kiloparsek arasında. Bu uzaklıkta kaynağın yaydığı radyo gücü olağanüstü yüksek ve araştırmacılar bu gücü en iyi, sıkışık bir cismin (bir nötron yıldızı ya da kara delik) çevresinden uzun süre boyunca madde çekmesiyle açıklayabiliyor.
Burada bir tuhaflık var. Madde çeken sıkışık cisimlerin bulunduğu çift yıldız sistemleri genellikle X ışınında parlar. Oysa NASA'nın Swift uydusunun 2023'teki gözleminde kaynakta hiçbir X ışını izi görülmedi. Makaleye göre VT J1906+0849, gökadamızdaki X ışını çiftlerinin geneline kıyasla X ışınında sönük kalıyor.
Büyümeyen bir radyo bulutu, saniyede 2000 kilometrelik rüzgâr
Ekip, ABD'nin bir ucundan öbürüne uzanan radyo anteni ağı VLBA ile kaynağın boyutunu da ölçtü. Radyo ışığı yayan bölge, tayfı belirgin biçimde değişmesine karşın beş yılı aşkın sürede neredeyse hiç genişlemedi. Hawaii'deki Keck teleskoplarıyla 2021-2026 arasında yapılan kızılötesi gözlemlerde ise tek bir geniş salma çizgisi göze çarpıyor. Araştırmacılar bu çizgiyi, bize doğru kaymış bir hidrojen çizgisi (Brackett-gama) olarak yorumluyor; bu da yaklaşık saniyede 2000 kilometre hızla akan, tek yöne ağırlık veren kalıcı bir gaz çıkışına işaret ediyor.
Mikrokuasar ne demek, SS 433 neden örnek?
Mikrokuasar, bir yıldızdan madde çeken kara delik ya da nötron yıldızının ışık hızına yakın hızlarda madde jetleri fırlattığı çift yıldız sistemine verilen ad. Bu sistemler, gökadaların merkezindeki dev kara deliklerin beslendiği kuasarların küçük ölçekli kopyaları gibi davranır. Yine Kartal takımyıldızı yönünde yer alan SS 433, bu sınıfın en iyi bilinen örneği ve madde çekme hızının çok yüksek olmasıyla tanınıyor.
Ekibin önerdiği senaryoda VT J1906+0849'un merkezindeki cisim, çevresindeki diskten yoğun bir rüzgâr salıyor. Bu rüzgâr, sürekli beslenen radyo yayıcı akışı bir kabın içine hapseder gibi sıkıştırıyor. Böylece radyo bölgesinin neden küçük kalıp yavaş büyüdüğü açıklanabiliyor; aynı yoğun rüzgâr X ışınlarının dışarı çıkmasını da engelliyor olabilir.
Açık sorular
Araştırmacılar bu yorumu kesin bir sonuç olarak değil, "olası bir açıklama" olarak sunuyor. Uzaklığın yalnız alt sınırı biliniyor; kaynağın gerçek uzaklığı, dolayısıyla gücü hâlâ belirsiz. Ekip, gökada dışı bir kaynak ya da bir yıldızın kara delik tarafından parçalanması gibi seçenekleri uzaklık ve enerji hesaplarıyla zayıf buluyor, ama cismin hangi sınıfa ait olduğu tartışmaya açık. 2025'in sonunda başlayan yeni parlama ise ekibe kaynağı canlıyken izleme fırsatı veriyor: Önümüzdeki yıllarda radyo, kızılötesi ve X ışını gözlemlerinin bu tuhaf cismin genç bir mikrokuasar olup olmadığını netleştirmesi bekleniyor.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















