Artık saniye tarihe karışıyor: UTC 20 Mayıs 2027'den sonra kesintisiz akacak
Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı, saate artık saniye eklenmesine son verdi. Aynı toplantıda Ay için uluslararası bir zaman ölçeği tanımlanması yolunda da karar alındı.

Dünyanın ortak saati Eşgüdümlü Evrensel Zaman (UTC), 20 Mayıs 2027'den itibaren artık saniyelerle kesintiye uğramadan akacak. Bu karar, 13-15 Ekim tarihlerinde Fransa'nın Versailles kentinde toplanan 28. Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı'nda (CGPM) alındı. Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu'nun (BIPM) yayımladığı karar metnine göre UTC ile Dünya'nın dönüşüne bağlı astronomik zaman arasındaki farka izin verilen üst sınır 3.600 saniyeye, yani bir saate çıkarılıyor.
Konferans aynı toplantıda, Ay'da kullanılacak uluslararası bir referans zaman ölçeğinin tanımlanması ve bu ölçeğin UTC'ye bağlanması için de bir karar kabul etti. Böylece bir yandan Dünya'daki saatlerin gökyüzüyle ilişkisi yeniden düzenlenirken, öte yandan Ay için ortak saatin temelleri atıldı.
Artık saniye neydi?
Bugünkü saatlerimiz atom saatlerine dayanıyor ve son derece düzenli işliyor. Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü ise o kadar düzenli değil; gelgitler, iç yapıdaki hareketler ve iklimle bağlantılı süreçler dönüşü hafifçe hızlandırıp yavaşlatabiliyor. Gökbilimciler Dünya'nın dönüşüne bağlı zamanı UT1 adıyla izliyor.
Atom zamanı ile Dünya'nın dönüşü arasındaki makası kapatmak için 1972'den bu yana UTC'ye zaman zaman bir saniye ekleniyordu. ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) kayıtlarına göre bugüne kadar 27 artık saniye eklendi; sonuncusu 31 Aralık 2016'da yapıldı. Amaç UTC'yi UT1'in 0,9 saniye yakınında tutmaktı.
Sorun neden büyüdü?
CGPM karar metni, artık saniyenin bugünün teknolojisiyle neden giderek daha riskli hale geldiğini açıkça sıralıyor. Ulaşım, enerji, telekomünikasyon ve uzay gibi kritik altyapıların senkronizasyonu, ileride hiçbir ayarlama gerektirmeyen kesintisiz bir zamana ihtiyaç duyuyor. Nesnelerin interneti, çok sensörlü sistemler ve akıllı şebekeler, eklenen her saniyede arıza riskini artırıyor. Farklı kurumların artık saniyeyi farklı yöntemlerle "yayarak" atlatması da sistemler arasında zaman tutarsızlıklarına yol açıyor.
Asıl endişe ise hiç denenmemiş bir senaryo: negatif artık saniye. Dünya'nın dönüşü hızlanırsa saatten bir saniye çıkarılması gerekecekti. Karar metnine göre Mart 2025'te Zaman ve Frekans Danışma Komitesi (CCTF) ile Uluslararası Dünya Dönüşü ve Referans Sistemleri Servisi'nin (IERS) düzenlediği çalıştayda, 2035'e kadar negatif artık saniye gerekme olasılığı yüzde 30 olarak tahmin edildi. Metin, hazırlıksız altyapı için bunun yüksek risk taşıdığını ve hazırlık maliyetinin "milenyum böceği" için yapılan hazırlıklarla kıyaslanabilir olduğunu belirtiyor. Gündemde yer alan "saatten bir saniye eksilecek" yorumlarının arkasında bu olasılık var; konferansın kararı ise tam tersine böyle bir müdahaleye hiç gerek kalmamasını sağlıyor.
Karar ne değiştiriyor?
CGPM, 2022'deki toplantısında UTC ile UT1 arasındaki farka izin verilen sınırın 2035'ten önce artırılmasına karar vermiş, ayrıntıları bu yılki toplantıya bırakmıştı. Versailles'da kabul edilen 5 numaralı karar iki somut adım içeriyor: Kesintisiz UTC 20 Mayıs 2027'de yürürlüğe girecek ve iki zaman arasındaki farka izin verilen azami değer 3.600 saniye olacak. Karar metnine göre bu sınır, UTC'nin birkaç yüzyıl boyunca kesintisiz kalmasını güvence altına alıyor.
Gündelik hayatta bu değişiklik fark edilmeyecek. Saatlerimiz zaten Güneş'in gökyüzündeki konumuyla birebir örtüşmüyor; karar metni, birçok ülkede saat dilimlerinin Güneş zamanından bir saatten fazla farklı olduğunu da hatırlatıyor. UT1 ile UTC arasındaki farkı bilmesi gereken gökbilim, uydu takibi ve seyrüsefer gibi alanlar ise bu bilgiye uydu seyrüsefer sistemleri, IERS ve ulusal metroloji enstitüleri üzerinden ulaşmaya devam edecek.
Ay için ortak saat
Konferansın uzay açısından en dikkat çekici kararı ise 6 numaralı karar oldu. Metin, uzay ajanslarının Ay'da konumlama, seyrüsefer ve zamanlama altyapısına artan ilgisinin uluslararası kabul gören referans sistemler ve zaman ölçekleri gerektirdiğini vurguluyor.
Sorunun kökü Einstein'ın genel görelilik kuramında yatıyor: Kütleçekimi zamanın akışını etkiliyor. NIST fizikçileri Neil Ashby ve Bijunath Patla'nın hesaplarına göre Ay yüzeyindeki bir saat, Dünya'dakine göre günde yaklaşık 56 mikrosaniye hızlı işliyor. Bu fark küçük görünse de uzay aracı inişleri ve hassas konumlama için önemli bir hata kaynağı.
Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), 2024 genel kurulunda Ay Gök Referans Sistemi'ni ve Ay Koordinat Zamanı'nı (TCL) tanımlamıştı. CGPM kararı, çok sayıda farklı referans zamanın ortaya çıkmasının zaman damgalı verilerin paylaşılmasında belirsizlik yaratacağı uyarısında bulunuyor ve yapılan çalışmaların ölçeklenmemiş TCL'nin Ay uygulamalarının bilimsel gereksinimlerini karşıladığını gösterdiğini not ediyor. Karar, Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Komitesi'nden (CIPM) Ay referans zaman ölçeğinin tanımı ve BIPM'nin UTC ile eşgüdümdeki rolü konusunda adım atmasını, BIPM ile ulusal metroloji enstitülerinden de uzay ajanslarıyla birlikte çalışarak Ay zaman ölçeklerini UTC'ye göre ölçmesini istiyor.
Saniyenin kendisi de değişecek
Konferansta kabul edilen 4 numaralı karar ise saniyenin tanımına uzanıyor. Saniye, 1967'den beri sezyum-133 atomunun belirli bir geçişine dayanıyor. Karar metnine göre üye ülkelerin geliştirdiği optik frekans standartları, mevcut tanımın gerçekleştirilebildiği doğruluğu 100 kata kadar aşıyor. CIPM'den, yeni tanım için uzlaşı sağlaması ve uygulama takvimiyle birlikte bir öneriyi 2030'daki 29. konferansa sunması istendi.
Türkiye'de de atom saatleri gündemde: TÜBİTAK'ın IAC 2026'da sergilediği ürünler arasında yerli atomik saat de yer alıyordu. Kesintisiz UTC'ye geçişe yaklaşık yedi ay kaldı; ancak Ay'da hangi saatin nasıl işleyeceğine dair asıl teknik ayrıntılar, CIPM ve uzay ajanslarının önümüzdeki yıllarda yürüteceği çalışmalarla netleşecek.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















