Leviathan Uyanıyor (James S. A. Corey): The Expanse'in ilk kitabı ve bilimi
The Expanse serisini başlatan 2011 tarihli Leviathan Uyanıyor: konusu, özeti, Eros, Ceres ve Phoebe'nin gerçek bilimi, dizi uyarlaması ve dokuz kitaplık okuma sırası.
- Tür
- Roman
- Yazar
- James S. A. Corey
- İlk yayın yılı
- 2011
- Sayfa
- 577
- Filmi / dizisi
- Sayfasını aç →
Leviathan Uyanıyor (Leviathan Wakes), Güneş Sistemi'ne yayılmış bir insanlığı anlatan The Expanse serisinin ilk romanıdır. 15 Haziran 2011'de Orbit Books tarafından yayımlandı. Kapakta tek bir yazar adı görünür: James S. A. Corey. Ama bu bir takma addır; arkasında iki Amerikalı yazar, Daniel Abraham ve Ty Franck vardır. Roman 2012'de hem Hugo hem de Locus ödüllerinde en iyi roman adayı oldu. Başlattığı seri 2020'de Hugo Ödülü'nün en iyi seri dalını kazandı ve altı sezonluk The Expanse dizisine dönüştü.
Kitap ne anlatıyor?
Roman, insanlığın Ay'a, Mars'a ve asteroit kuşağına yerleştiği ama başka yıldızlara henüz ulaşamadığı bir gelecekte geçer. Güneş Sistemi üç kutba bölünmüştür: Birleşmiş Milletler'in yönettiği kalabalık Dünya, kendi güçlü donanmasını kurmuş bağımsız Mars ve ikisinin de su, hava ve maden için ihtiyaç duyduğu asteroit kuşağı. Kuşakta doğup düşük kütleçekimde büyüyen "Kuşaklılar" (Belters) uzun ve ince bedenleri, kendine özgü argoları ve iki büyük güce karşı biriken öfkeleriyle ayrı bir halk gibidir; bir kısmı Dış Gezegenler İttifakı (OPA) adlı yarı siyasi, yarı silahlı bir örgütte toplanır.
Hikâye iki karakterin gözünden, bölümler sırayla değişerek anlatılır. Birincisi James Holden: Satürn'ün halkalarından buz taşıyan Canterbury adlı geminin ikinci kaptanıdır. Gemi, ıssız bir gemiden gelen yardım çağrısının peşine düşünce Holden kendini Güneş Sistemi'ni savaşın eşiğine getiren bir olayın tam ortasında bulur. İkincisi Joe Miller: Ceres'teki istasyonda çalışan, yorgun ve kendini işine gömmüş bir dedektiftir. Ona Dünyalı zengin bir ailenin evden kaçmış kızı Julie Mao'yu bulma işi verilir. Sıradan görünen bu dosya, Miller'ı adım adım Holden'ın yoluyla kesişen çok daha büyük bir sırra götürür.
Kitap bir yanıyla kara film havasında bir dedektif hikâyesi, bir yanıyla uzay gemileri arasında geçen siyasi bir gerilim, bir yanıyla da korku romanıdır. Yazarlar teknik ayrıntıyı öne çıkarmaz; yine de gemilerin nasıl hızlanıp yavaşladığı ya da insan bedeninin kütleçekimine nasıl bağımlı olduğu gibi konularda kendi içinde tutarlı bir fizik dünyası kurarlar. Bu tutarlılık, seriyi "gerçekçi uzay bilimkurgusu" denince ilk akla gelen eserlerden biri yaptı.
Kitabın özeti
Bu bölüm kitabın sonunu da anlatır.
Canterbury'den küçük bir ekip, Scopuli adlı terk edilmiş gemiyi incelemeye gider. Bu sırada görünmez bir savaş gemisi Canterbury'yi nükleer silahlarla yok eder. Geriye Holden, mühendis Naomi Nagata, Dünyalı makinist Amos Burton ve Marslı pilot Alex Kamal kalır. Holden saldırıyla ilgili gördüklerini herkese açık bir yayınla duyurur; bu dürüstlük Kuşak ile Mars arasındaki gerginliği hızla tırmandırır. Ekip bir süre Mars donanmasının elinde kalır, o gemi de saldırıya uğrayınca küçük bir savaş gemisiyle kaçar ve ona Rocinante adını verir.
Miller ise Julie'nin izini sürdükçe genç kadının OPA ile bağlantılı olduğunu ve Scopuli'de bulunduğunu öğrenir. Takıntıya dönüşen soruşturma yüzünden işini kaybeder ve Julie'nin son izlerinin çıktığı Eros istasyonuna gider. Holden'ın ekibiyle orada yolları birleşir. Julie'yi ölü bulurlar; bedeni tuhaf, organik bir yapıyla sarılmıştır.
Gerçek parça parça ortaya çıkar. Julie'yi saran şey, Güneş Sistemi dışında yapılmış ve canlıları kendi amacına göre yeniden düzenleyen bir mekanizmadır; kitap buna "protomolekül" der. Çok uzun zaman önce Dünya'daki yaşamı ele geçirmek için yola çıkan bu yapı, Satürn'ün kütleçekimine takılmış ve Phoebe uydusunda kalmıştır. Dünya merkezli Protogen şirketi onu bulmuş, silah olarak kullanmak istemiştir. Canterbury'nin yok edilmesi de bu deneyi örtbas etmenin parçasıdır. Şirket, Eros'un bütün nüfusunu habersizce protomoleküle maruz bırakarak istasyonu dev bir deney alanına çevirir.
Holden'ın ekibi ve Miller, OPA'nın desteğiyle Protogen'in gizli üssüne saldırır ve projenin baş bilim insanı Antony Dresden'i yakalar; Miller, Dresden'i orada öldürür. Eros'u bir gemiyle iterek Güneş'e düşürme planı yapılır, ancak istasyon kendi başına hareket etmeye başlar. Protomolekül, içinde bir biçimde yaşamaya devam eden Julie'nin bilinciyle ortaklık hâlindedir ve Eros'u Venüs'e yöneltir. Miller istasyonda, Julie'nin yanında kalır; Eros Venüs'e düşer. Roman, Venüs'ün bulutlarının altında devasa ve anlaşılmaz bir yapının oluşmaya başladığı haberiyle kapanır: insanlık, karşısındaki gücün yalnızca başlangıcını görmüştür.
Yazar ve yazıldığı dönem
James S. A. Corey adı, iki yazarın göbek adlarından türetildi: "James" Daniel Abraham'ın, "Corey" Ty Franck'in göbek adıdır; "S. A." ise Abraham'ın kızının adının baş harfleridir. İkili, adı bilerek 1970'lerin uzay operası yazarlarını hatırlatacak biçimde seçti. Abraham seriden önce fantastik romanlarıyla tanınıyordu. Franck ise uzun süre George R. R. Martin'in kişisel asistanı olarak çalışmıştı.
Evrenin kökü bir oyuna dayanır. Franck bu dünyayı ilk olarak çok oyunculu bir çevrim içi rol yapma oyunu (MMORPG) için tasarladı; tasarım daha sonra masaüstü bir rol yapma oyununa, sonunda da roman serisine dönüştü. Leviathan Uyanıyor'u izleyen kitaplar neredeyse her yıl çıktı ve dokuz romanlık ana seri 2021'de tamamlandı. İkili 2024'te yeni bir üçlemeye, The Captive's War serisine The Mercy of Gods ile başladı.
Romanın çıktığı 2011, Güneş Sistemi'nin küçük cisimlerine ilginin arttığı bir dönemdi: NASA'nın iyon motorlu Dawn aracı 2007'de fırlatılmış, kuşağın en büyük iki cismi Vesta ve Ceres'i ziyaret etmek üzere yoldaydı. The Expanse'in "kuşakta yaşayan insanlar" fikri bu yüzden okura uzak bir hayalden çok, yakın geleceğin bir uzantısı gibi göründü.
Kitaptaki bilim
Eros: gerçek bir asteroit
Romanın en önemli mekânı uydurma değildir. 433 Eros, 13 Ağustos 1898'de Gustav Witt ve Auguste Charlois tarafından keşfedilen ilk Dünya'ya yakın asteroittir. NASA'ya göre yer fıstığını andıran, yaklaşık 34 × 11 × 11 km boyutunda uzun bir kayadır ve 5,27 saatte bir döner. Yörüngesi Mars'ınkini keser ama Dünya'nın yörüngesine ulaşmaz. NASA'nın NEAR Shoemaker aracı 14 Şubat 2000'de Eros'un yörüngesine girdi ve 12 Şubat 2001'de yüzeyine indi; Eros böylece bir uzay aracının ziyaret ettiği ilk Dünya'ya yakın asteroit oldu. Romandaki Eros ise içi oyulmuş, kalabalık bir şehre dönüşmüştür. Bugün böyle bir yapının mühendisliği hayal ürünüdür, ama asteroidin kendisi tıpkı kitaptaki gibi gerçek bir hedeftir.
Ceres ve asteroit kuşağı
Miller'ın yaşadığı Ceres, 1 Ocak 1801'de Giuseppe Piazzi'nin bulduğu, bugün cüce gezegen sayılan bir dünyadır. Ortalama çapı yaklaşık 939 km'dir ve asteroit kuşağının toplam kütlesinin aşağı yukarı yüzde 40'ını tek başına taşır. Yüzey kütleçekimi saniyede kare başına 0,284 metredir; bu, Dünya'dakinin otuzda birinden de azdır. Dawn aracı 6 Mart 2015'te Ceres'in yörüngesine girdi ve kütlesinin önemli bir bölümünün su buzu olduğunu, yüzeyindeki parlak lekelerin buharlaşmış tuzlu sudan geriye kalan tuz birikintileri olduğunu gösterdi. Romanın Ceres'i su ve buz ticaretinin merkezi olarak hayal etmesi, bu bulgularla şaşırtıcı biçimde uyumludur.
Phoebe: yakalanmış bir yabancı
Kitapta protomolekülün saklandığı Phoebe de gerçektir. Ortalama çapı 213 km olan bu uydu, Satürn'den yaklaşık 13 milyon km uzakta, gezegenin büyük uydularının tersi yönde, Satürn'ün ekvatoruna yaklaşık 175 derece eğik bir yörüngede dolanır. Üzerine düşen ışığın yalnızca yüzde 6'sını yansıtan koyu bir cisimdir. Cassini aracı 11 Haziran 2004'te Phoebe'nin 2.068 km yakınından geçti. Bilim insanları bugün Phoebe'nin Satürn'ün yanında oluşmadığını, dış Güneş Sistemi'nden, büyük olasılıkla Kuiper kuşağı kökenli buzlu bir cisim olarak sonradan yakalandığını düşünüyor. Yani romanın "Phoebe aslında buraya ait değil" fikri bilimle örtüşür; fark, gerçek Phoebe'nin başka bir yıldız sisteminden değil, kendi Güneş Sistemimizin soğuk dış bölgelerinden gelmiş olmasıdır. Satürn'ün öteki uyduları için Satürn'ün uyduları sayfasına bakılabilir.
Düşük kütleçekimde büyümek
Kuşaklıların uzun, ince ve kırılgan bedenleri bir bilimsel tahmine dayanır. NASA'ya göre astronotlar uzayda, ağırlık taşıyan kemiklerinde ayda ortalama yüzde 1 ile 1,5 arasında mineral yoğunluğu kaybeder; uzun görevlerden dönenler dengeyi ve ayakta kan basıncını korumakta zorlanabilir. Düşük kütleçekimde doğup büyüyen bir insanın bedeninin nasıl gelişeceğine dair ise hiçbir gerçek veri yoktur. Romanın Kuşaklıları bu bilinmeyene verilmiş akla yatkın bir cevaptır.
Gemiler, ivme ve Venüs
The Expanse gemileri, kitapta "Epstein sürücüsü" denen kurgusal bir füzyon motoruyla günlerce sürekli hızlanabilir. Bugünün gerçek araçları bunun çok uzağındadır: Dawn gibi iyon motorlu araçlar çok küçük bir itkiyle yıllarca çalışarak hız kazanır. Yine de romanın uyguladığı kurallar Newton fiziğine sadıktır: gemi hızlanırken içindekiler ivmeyi ağırlık gibi hisseder, motor kapandığında herkes süzülür, yavaşlamak için gemi yarı yolda dönüp motorunu ters yönde çalıştırır. Dizinin bu yönüne The Expanse neden en gerçekçi uzay dizisi sayılıyor? yazısında ayrıntılı bakılmıştı.
Romanın sonunda Eros'un düştüğü Venüs, Güneş Sistemi'nin en düşmanca yüzeylerinden birine sahiptir. NASA'ya göre yüzey sıcaklığı yaklaşık 467 °C'dir, basınç Dünya'da deniz seviyesindekinin yaklaşık 93 katıdır ve atmosfer çoğunlukla karbondioksitten, bulutlar sülfürik asit damlacıklarından oluşur. Bu koşullarda sıradan bir yaşamın değil, ancak insanüstü bir teknolojinin iş görebileceği fikri, kitabın kapanışındaki ürkütücü havayı güçlendirir.
Etkisi ve ödülleri
Leviathan Uyanıyor, 2012'de Hugo Ödülü'ne ve Locus Ödülü'nün en iyi bilimkurgu romanı dalına aday gösterildi. Eleştirmenler kitabın okunabilirliğini öne çıkardı: aşırı karmaşık betimlemelere ve uydurma kelime yığınlarına başvurmadan bir uzay operası kurması övüldü. Akademik okumalar ise Holden'ın idealist ve biraz saf kişiliği ile gemiye verilen Rocinante adı arasından Cervantes'in Don Kişot'una uzanan bir bağ kurdu.
Seri ilerledikçe ödüller de geldi: üçüncü kitap Abaddon's Gate Locus Ödülü'nü kazandı, dokuzuncu kitap Leviathan Falls 2022'de Dragon Ödülü'nün en iyi bilimkurgu romanı seçildi. The Expanse, 2017'deki adaylığın ardından 2020'de Hugo'nun en iyi seri ödülünü aldı.
Uyarlamaları
Kitap, The Expanse dizisinin ilk sezonuna ve ikinci sezonun ilk yarısına kaynak oldu. Mark Fergus ve Hawk Ostby'nin geliştirdiği, Naren Shankar'ın yönettiği dizi 14 Aralık 2015'te Syfy kanalında başladı. Syfy, Mayıs 2018'de üç sezonun ardından diziyi iptal edince 100 binden fazla imzalı bir hayran kampanyası başladı ve Amazon dizinin devamını Haziran 2018'de üstlendi. Dizi altı sezon ve 62 bölümle 14 Ocak 2022'de bitti. Abraham ve Franck dizide yazar ve yapımcı olarak çalıştı. Dizi bilimsel gerçekçiliğiyle övüldü ve en iyi dramatik sunum dalında üç Hugo Ödülü kazandı; bunların ilki 2017'de, romanla aynı adı taşıyan "Leviathan Wakes" bölümüne verildi. Evren ayrıca çizgi roman, kutu oyunu, masaüstü rol yapma oyunu ve video oyunlarıyla genişledi.
Okuma sırası: kaç kitap var?
Ana seri dokuz romandan oluşur ve yayın sırası olay sırasıyla aynıdır:
- Leviathan Wakes (Leviathan Uyanıyor, 2011)
- Caliban's War (Caliban'ın Savaşı, 2012)
- Abaddon's Gate (Abaddon Geçidi, 2013)
- Cibola Burn (Cibola Yanıyor, 2014)
- Nemesis Games (İntikam Oyunları, 2015)
- Babylon's Ashes (2016)
- Persepolis Rising (2017)
- Tiamat's Wrath (2019)
- Leviathan Falls (2021)
Romanların arasına yerleşen kısa öykü ve novellalar da vardır: "The Butcher of Anderson Station" (2011), "Drive" (2012), The Churn (2014), The Vital Abyss (2015) ve "The Last Flight of the Cassandra" (2019) bunlardan bazılarıdır. 2022'de çıkan Memory's Legion, dokuz novellayı tek kitapta topladı. Novellalar ana hikâyeyi anlamak için şart değildir; seriyi bitirdikten sonra ya da ilgili romanın ardından okunabilir. Dizi ile kitapların birlikte nasıl izlenip okunacağı The Expanse izleme ve okuma sırası sayfasında ayrıntılı anlatılıyor.
Seri Türkçede İthaki Yayınları'nın "Enginlik Serisi" adıyla yayımlanıyor; ikinci ve üçüncü kitaplar Caliban'ın Savaşı ve Abaddon Geçidi 2024'te Cihan Karamancı çevirisiyle çıktı, seri beşinci kitap İntikam Oyunları'na kadar ilerledi.
Karakterleri
Kimlere uygun, nereden başlanır?
Seriye başlamanın tek doğru yolu Leviathan Uyanıyor'dur; her kitap bir öncekinin bıraktığı yerden devam eder. Kitap, dedektif hikâyelerini, siyasi gerilimi ve "uzayda gerçekten nasıl olurdu?" sorusunu sevenler için iyi bir giriş kapısıdır. Uzun ama hızlı okunan bir romandır; teknik bilgi gerektirmez. Şiddet ve beden korkusu öğeleri içerdiği için daha çok yetişkin ve büyük genç okurlara uygundur.
Diziyi izlemiş olanlar da kitaptan yeni bir şey öğrenir: Miller'ın iç sesi, Kuşaklı kültürünün ayrıntıları ve protomolekülün ilk ortaya çıkışı romanda daha geniş yer tutar. Diziyi henüz izlememiş olanlar içinse önce ilk kitabı okuyup ardından ilk iki sezonu izlemek, uyarlamanın neyi nasıl dönüştürdüğünü görmek için iyi bir yoldur.




















