Curiosity'nin kırdığı taştan çıkan saf kükürt, Mars'ta susuz beton hayalini canlandırdı
Gale kraterinde bulunan doğal kükürt, suya ihtiyaç duymayan kükürt betonu için kullanıma hazır bir hammadde. Ancak süblimleşme ve gece-gündüz sıcaklık döngüleri malzemenin Mars'taki ömrünü sorgulatıyor.

NASA'nın Curiosity gezgini 30 Mayıs 2024'te Mars'ın Gale kraterindeki Gediz Vallis kanalında ilerlerken tekerleğinin altında açık renkli bir taşı ezdi. Birkaç gün sonra kolundaki yakın çekim kamerası kırığın içine baktığında sarı, katman katman ayrılmış kristaller gördü. Ekibin "Convict Lake" adını verdiği bu taş, Kızıl Gezegen'de ilk kez saf hâldeki elementel kükürdün görüntülendiği örnek oldu. Bulgunun bilimsel değerlendirmesi 2026'da Science dergisinde yayımlandı. Keşif jeologlar kadar mühendisleri de heyecanlandırıyor, çünkü kükürt, su gerektirmeyen bir beton türünün temel bileşeni.
Kükürt Mars'ta yabancı bir element değil. Curiosity'nin yıllardır incelediği kayaçlar magnezyum ve kalsiyum sülfat gibi minerallerle dolu. Yeni olan, kükürdün oksijene bağlanmadan kendi başına durması. Curiosity'nin alfa parçacığı X-ışını tayfölçerini işleten ekipten New Brunswick Üniversitesi'nden Lucy Thompson, bulunan kükürdün neredeyse tamamının sülfat hâlinde olduğunu, bu yüzden elementel kükürt bulmanın şaşırtıcı ve heyecan verici olduğunu söylüyor.
Washington Üniversitesi'nden Scott VanBommel'in başyazarı olduğu Science makalesine göre açık renkli taşlar doğal kükürtten oluşuyor ve bulundukları yerde oluşmuş görünüyor. Dünya'da saf kükürt genellikle volkan bacaları ve sıcak su kaynaklarıyla ilişkili. Gediz Vallis'te ise böyle bir geçmişin açık izi yok.
Yer altı buharı mı, göktaşı çarpması mı?
VanBommel ve arkadaşları, kükürdün yer altındaki akışkanlarla yukarı taşındığını öne sürüyor. Bu senaryoda magmadan çıkan buhar, yer altının kalıcı donmuş katmanında soğuyarak kükürdü biriktirdi; Gediz Vallis aşınıp derinleştikçe bu yatak açığa çıktı.
Aynı yıl Icarus dergisinde yayımlanan Luca Maggioni ve arkadaşlarının çalışması ise farklı bir açıklama getiriyor: kükürt bir göktaşı çarpmasının eriyiği olabilir. Ekip, yakındaki yaklaşık 390 metre çapında bir krateri olası çarpma yeri olarak gösteriyor. Benzetimlerine göre kükürtçe zengin bir hedef kayaçta çarpma, gözlenen yatakla aynı büyüklükte bir erimiş kükürt havuzu oluşturabilir. Erimiş kükürt belirli bir sıcaklık aralığında akışkan kaldığı için yamaçtan aşağı akıp sonra donmuş olabilir. İki senaryo da eldeki verilerle uyumlu ve hangisinin doğru olduğu henüz belli değil.
Suyla değil, ısıyla sertleşen beton
Alışılmış beton, Portland çimentosunun suyla kimyasal tepkimeye girmesiyle sertleşir; su bu süreçte vazgeçilmez bir bileşendir. Kükürt betonu ise farklı çalışır: kükürt eritilir, kum ya da Mars'ta yüzey tozu ve kırıntısı olan regolitle karıştırılır, soğurken katılaşarak taneleri birbirine kilitler. Kimyasal bir kür süreci yoktur, su gerekmez ve parça gerektiğinde eritilip yeniden dökülebilir. Her litresi buzdan eritilmesi ya da Dünya'dan taşınması gereken suyun çok değerli olduğu Mars'ta bu, büyük bir avantaj.
Northwestern Üniversitesi'nden Lin Wan, Roman Wendner ve Gianluca Cusatis 2016'da Mars toprağı benzeri bir malzemeyle erimiş kükürdü karıştırarak "Mars betonu" üretti. Malzemenin basınç dayanımı 50 megapaskalı aştı; bu, sıradan kumla yapılan kükürt betonunun yaklaşık iki katı. Araştırmacılar hızlı sertleşme, düşük sıcaklığa dayanıklılık, aside ve tuza direnç ile tamamen geri dönüştürülebilirliği malzemenin diğer artıları olarak sıralıyor.
Kükürdün zayıf noktası: buharlaşma ve soğuk
Kükürt betonunun uzaydaki en ciddi sorunu süblimleşme, yani kükürdün katı hâlden doğrudan gaza geçmesi. NASA Marshall Uzay Uçuş Merkezi'nden R. N. Grugel'in 2008 tarihli raporu bu etkiyi deneysel olarak inceledi. Normal basınçta yaklaşık 120 santigrat derecede eriyen kükürt, çok düşük basınçta erimeden gaza dönüşebiliyor. Grugel'in vakum odası deneylerine dayanan hesaplarına göre Ay koşullarında kükürt betonunun yüzeyinden 1 santimetrelik bir katmanın kaybolması karışıma bağlı olarak birkaç yıl sürüyor; saf kükürtte bu süre çok daha kısa.
Mars'ın durumu daha iyi görünüyor. Gezegenin ince de olsa yaklaşık 6 milibarlık bir atmosferi var ve yüzey soğuk; her iki etken de süblimleşmeyi yavaşlatıyor. Ancak bu, Mars koşullarında doğrudan ölçülmüş bir sonuç değil, fiziksel ilkelerden çıkarılan bir beklenti.
Asıl tehlike sıcaklık döngüleri olabilir. Grugel'in raporundaki ikinci deneyde örnekler oda sıcaklığıyla eksi 191 derece arasında 80 kez soğutulup ısıtıldı. Döngüye girmeyen örnekler yaklaşık 35 megapaskalda kırılırken, döngüden geçenler ortalama 7 megapaskal civarında, yani beş kat daha zayıf hâlde dağıldı. Elektron mikroskobu, kum tanelerinin kükürtten ayrıldığını gösterdi; kükürdün ısıyla genleşme katsayısı agregadan çok daha büyük olduğu için her döngüde ara yüzeyde gerilme birikiyor. Daha ılımlı bir aralıkta, oda sıcaklığıyla eksi 27 derece arasında yapılan önceki bir deneyde ise anlamlı bir zayıflama görülmemişti. Hasar eşiğinin bu iki değer arasında nerede durduğu, Mars betonu fikrinin geleceğini belirleyecek mühendislik sorusu.
Keşif neyi değiştirdi?
Kükürt betonunun Mars için önündeki en büyük engel kimyaydı: beton için elementel kükürt gerekiyor, Mars'taki kükürt ise büyük ölçüde sülfat ve sülfür minerallerine bağlı. Bunları ayrıştırmak enerji ve tesis gerektiren işlemler demek. Gediz Vallis'teki yatak, en azından bazı yerlerde bu zahmetli adımın atlanabileceğini gösteren ilk kanıt.
Yine de abartmamak gerekiyor. Yatak tek bir vadide, sınırlı bir alanda bulundu ve Mars'ta ne kadar yaygın olduğu bilinmiyor. Yer altı akışkanı açıklaması doğruysa benzer yataklar başka aşınmış vadilerde de aranabilir; çarpma eriyiği açıklaması doğruysa bakılacak yerler kraterler olacak. Kükürdün kökenini kesinleştirmek, gelecekte Mars'ta inşaat malzemesi arayacak mühendislere hangi haritayı kullanmaları gerektiğini de söyleyecek.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin



















