Ateş böceklerinden SETI'ye ders: Uzaylı sinyali pulsarlardan ayrışarak kendini belli edebilir
Arizona State Üniversitesi'nden bir ekip, ateş böceklerinin ışık dilinden esinlenen bir modelle yapay bir sinyalin anlamı çözülmeden, yalnız pulsar arka planından ne kadar ayrıştığına bakılarak fark edilebileceğini öne sürdü.

Dünya dışı zekâ araştırmaları (SETI) onlarca yıldır büyük ölçüde "bize benzeyen" uygarlıkları arıyor: radyo yayınları, lazer atımları ya da çözülebilir mesajlar. Arizona State Üniversitesi'nden Cameron Brooks ve Estelle Janin'in ortak ilk yazarlığındaki bir ekip ise farklı bir rehber öneriyor: ateş böcekleri. Scientific Reports dergisinde 7 Eylül'de çevrim içi yayımlanan çalışma, yapay bir sinyalin anlamını çözmeden, yalnızca doğal arka plandan ne kadar ayrıştığına bakarak tanınabileceğini savunuyor.
Çalışmanın sorumlu yazarı Arizona State'ten Sara Imari Walker. Ekipte, modelin dayandığı 2022 tarihli ateş böceği çalışmasının yazarlarından Colorado Üniversitesi'nden Orit Peleg de yer alıyor.
Kalabalıkta fark edilmek
Erkek ateş böcekleri çiftleşme mevsiminde türe özgü, belirli aralıklarla yinelenen yanıp sönme dizileri üretir. Aynı yerde birçok tür birlikte uçtuğunda, her türün dizisi diğerlerinden olabildiğince farklı olacak biçimde evrilmiştir. Öte yandan her parlama enerji harcatır ve avcıları çeker. Peleg ve meslektaşlarının 2022'de geliştirdiği model, bu iki baskının, yani farklı olma ve az parlama zorunluluğunun, ateş böceklerinin ışık dilini nasıl biçimlendirdiğini benzetimle göstermişti.
Yeni çalışma aynı mantığı gökyüzüne taşıyor. Arka planı oluşturan "kalabalık", pulsarlar: Hızla dönen, kutuplarından çıkan ışın demeti deniz feneri gibi Dünya'yı süpürdükçe son derece düzenli atımlar halinde algılanan nötron yıldızları. 1967'de keşfedildiklerinde atımları o kadar düzenliydi ki yapay bir kaynaktan gelme olasılığı bile tartışılmıştı. Hem ateş böceği parlamaları hem pulsar atımları "açık-kapalı" dizileri olarak ele alınabildiği için iki dünya arasında doğal bir benzerlik kuruluyor.
Model ne yaptı?
Araştırmacılar, Avustralya Ulusal Teleskop Tesisi'nin (ATNF) pulsar kataloğunu kullandı. Makalenin ön baskısına göre katalogdaki binlerce pulsardan, Dünya'ya 5 kiloparsekten yakın ve 1400 megahertzde belirli bir parlaklığın üstünde olan 158 pulsar seçildi. Her pulsarın atım profili bir parlaklık eşiğine göre "açık" ve "kapalı" dilimlere bölündü.
Ardından model, bu pulsar topluluğuna en az benzeyen ve bunu yaparken olabildiğince az enerji harcayan yapay bir atım dizisi üretti. Sonuç, ekibe göre ilginç: Enerji kısıtı hesaba katıldığında ve katılmadığında yalnızca iki ayrı "en iyi" sinyal yapısı ortaya çıktı. Pulsarların büyük çoğunluğunun "maliyeti", yani arka plana benzerlik ve enerji harcamasından oluşan puanı, evrilmiş yapay sinyalinkinden belirgin biçimde yüksek çıktı; bu da bilinen pulsarların yapay bir tasarım izi taşımadığını düşündürüyor. Puanı yapay sinyale yaklaşan iki istisna, J1748-2446C ve J1824-2452A, milisaniye pulsarı olarak doğal yollarla açıklanabiliyor.
Anlamı değil, yapıyı aramak
Yazarlara göre mesaj şu: Uzaylı bir sinyalin karmaşık olması ya da içeriğinin çözülmesi gerekmiyor; bilinçli bir seçimin ya da evrimsel bir eniyilemenin ürünü olarak arka plandan sıyrılması onu ele verebilir. Bu, bilinen yöntemlerin yerine geçmeyi değil, onları tamamlamayı amaçlıyor. Ekip, kuş ötüşü, ağaçkakan vuruşları ya da Mors alfabesi gibi atımlı haberleşme biçimlerinin Dünya'da birçok kez bağımsız olarak ortaya çıktığını da hatırlatıyor. SETI'nin geleneksel yaklaşımları için Wow! sinyali dosyamıza göz atılabilir.
Sınırlar
Çalışma bir "oyuncak model", yani karmaşık bir sistemin en temel özelliklerine indirgenmiş bir benzetim. Pulsar atımlarını iki duruma indirmek, atımın yükselip sönme biçimi gibi bilgileri dışarıda bırakıyor. Yazarlar ayrıca ikili kodun düşük boyutluluğu nedeniyle modelin, pulsar dağılımının uç noktalarındaki sinyalleri kayırıyor olabileceğini belirtiyor. Böyle bir sinyali bilinçli olarak yayınlayacak bir uygarlığın, Dünya'dan hangi pulsarların görülebildiğini bilecek kadar ileri olması da gerekiyor. Sıradaki adım, aynı yaklaşımı daha karmaşık sinyallere ve gerçek gözlem verilerine uygulamak.
Bu haberi nasıl buldunuz?
İlk oyu siz verin





















